'Kardeş muamelesine ihtiyacımız yok'

Azeri Akademisyen Tebrizi, Hazar kaynaklarının paylaşımı sorununun, bölgedeki ulusal sorunlardan ayrılmasının olanaksız olduğunu vurguluyor.

'Kardeş muamelesine ihtiyacımız yok'Daimi CengizProf. Dr. Ali Minai Tebrizi, Orta Asya ve Ortadoğulu aydınların yakından tanıdığı bir isim. İran Şahı'na karşı Güney Azerbaycan'da yürütülen mücadelenin seçkin simalarından olan Tebrizi, Azeriler tarafından Şair Şehriyar'ın Ressamı olarak anılıyor. Tebrizi, son İran-Azerbaycan gerginliğinden yola çıkarak, sorularımızı yanıtladı:Evrensel: 23 Temmuz'da Hazar'ın Alov, Araz ve Sharg bölgesinde araştırma yapmak isteyen BP'ye ait Azerbaycan bandıralı gemi, İran savaş gemileri tarafından taciz edildi ve gemi geri çekildi. Bu durum İran ile Azerbaycan arasında gerginlik yarattı ve iki devlet çatışmanın eşiğine geldi. Bu olay hakkındaki görüşlerinizi alabilir miyiz?Ali Minai Tebrizi: 11 Ağustos'ta İsveç'in Malmö kentinde toplanan Dünya Azerileri Kurultayı'nda bu konuyu gündeme almıştık. Hazar Denizi; Kuzey ve Güney Azerbaycan'ın üzerinde hak talep ettiği, ama güney ve doğu sahillerinde Fars olmayan halkların da hak sahibi olduğu denizdir. Hazar havzasının zenginliği, bölgedeki her gücün ve onların arkasındaki güçlerin iştahını kabartır.

Ulusal sorunlarOrtadoğu gibi, bu bölgede gelecekte paylaşılmaya müsait bir sofradır. Bölge zenginliği bir yana, ulusal hak sorunlarının çözülmediği bir alandır. Örneğin, İran coğrafyasında 65 milyon insan yaşıyor. 35 milyon Azeri, 4 milyon Arap, 9 milyon Kürt, 3 milyon Gilaki ve 5 milyon Beluç, sadece 9-10 milyon olan Pers (Fars) hegemonyası altında yaşamaktadır. Nüfusun yüzde 15'ini teşkil eden Farslar, coğrafi bir ad olan İran'ı Panpersleştirmek (Pantürkizm gibi) istiyorlar. İran devletinin Azeri gemilerine yaptığı taciz harekâtı, sadece petrol olayından kaynaklanmıyor. Geçen yıl Güney Azerbaycan'da (İran Azerbaycan'ı) 400 bin Azeri, bu yıl 800 bin Azeri, Baz Kalesi'nde Babek'i anma festivali düzenledi. Bu festival ulusal bağımsızlık, birlik ve dayanışma gösterilerine vesile oldu. Bu gelişme, İran devletini hayli korkuttu. Güney Azerbaycan'da bir milli kalkışma var. Adeta bir inkılap süreci yaşanıyor.

'Persler Hazar'a ait değil'35 milyon Azeri artık esaret zincirini kırıyor ve Fars hakim sınıflarının yüzyıllardır dayattığı, bir afyon gibi kullandığı din kardeşliği yutturmacasına kanmıyor. Babekler, Setterhanlar, Pişawerler'in yükselttiği bayrağı yükseltmeye çalışmaktadır halkımız. Biz 29 Temmuz'da İran'ın tutumunu kınayan bir açıklama yaptık. Söz konusu alanlar sadece Azeri halkının tasarrufunda olmalıdır. İran'ın Hazar'la olan ilişkisi tamamen zora, egemenliğe, devlet hükümranlığına dayalı bir hak iddiasıdır. Oysa Persler'in Hazar'la tarihsel ve coğrafi bağları yoktur. Pers sınırı Hazar'ın yüzlerce kilometre güneyinde başlar. Hazar Havzası, Pers olmayan halkların yerleşik olduğu bir alandır. Ayakları üzerinde duran bir Güney Azerbaycan, hem güneyi, hem de kuzeyi finanse edecek kaynaklara sahiptir. Yeter ki gölge eden olmasın.Tabii ki bizde de farklı düşünen aydınlar var. Bölgede çıkarlara dayalı bir bloklaşma söz konusu. Ama neredeyse tek kutuplu bir dünyada yaşıyoruz. Zayıf ekonomiler, ister istemez kendilerini bir bloklaşmanın içinde buluyor. İran, çıkarları gereği Ermeni Taşnakçılara dolaylı olarak destek verdi. "Şeytan" dediği Rusya ile ikili ilişkiler içine girdi. Ayakları üzerinde duran ve Hazar'ın kaynaklarına sahip bir Azeri halkı, bölgede önemli bir güç olur. İran, Azerilerin ayakları üzerinde durmaması için şeytanla bile ittifaka girer. Irkçı Fars rejiminin tutumuna, Karabağ meselesinde de tanık olduk. İran, özellikle içteki Azeri sorununu bastırmak, Güney ve Kuzey yakınlaşmasını engellemek için, Kuzey Azerbaycan'ın güçlenmesini istemez. Güçlü Kuzey, daha büyük nüfus ve toprak parçası ile zengin kaynaklara sahip olan Güney için bir moral destek ve etkileşim unsurudur. İran'ın tacizlerinin bu yanını unutmamak gerek.- Türk Genelkurmay Başkanı, daha sonra 24 Ağustos'ta, 10 adet F-5 savaş uçağı ile Bakü semalarında İran'a gözdağı mahiyetinde bir gösteri yaptı ve Azerbaycan'ı destekledi. Türkiye'nin İran karşıtı, ABD-İngiltere ile paralel olan bu tavrının soruna etkisi ne olacak?- Biz Azeriler, Türk halkı ile ortak dil ve kültüre sahibiz. Ancak iki ayrı devletiz. Tarihsel, kültürel ve inançsal bağları olan iki halkın birbirine yakınlık duyması çok normaldir. Genelkurmay'ın Bakü'deki uçak gösterisi, kabul etsek de etmesek de, bu zor günlerde Azeri halkına moral vermiştir. Yüzbinlerce Azeri'nin Azadlık Meydanı'nı doldurması buna işarettir. Ama unutulmamalı ki Azerilerin ayrı bir devleti var. Kuzey ve Güney bir arada düşünüldüğünde, Türkiye Türklerinin nüfus ve coğrafi varlığı kadar bir halkız. Kardeş muamelesine ihtiyacımız yok.

'Eşit ilişkiden yanayız'Örneğin Ebulfeyz Elçibey, cumhurbaşkanı olarak Ankara'da Anıtkabir'i ziyaret ettiğinde, anıt özel defterine "Senin askerinim" diye yazmıştı. Bu yaklaşım, Azeri onurunu zedeler. Biz Mustafa Kemal'in Kurtuluş Savaşı'ndaki rolünü biliriz. Ama en az Türkiye Türkleri kadar tarih, kültür ve devlet geleneğine sahip olan bir milletiz. Azeri milleti; eşit koşullarda dayanışma ve ilişkilerden yanadır. Bizler Azerbaycan azadlık askeriyiz, başkalarının askeri olamayız. Emperyalistler, dünyanın her yanında ve her sorunun arkasında vardırlar. Ama bu, 35 milyon Güney Azerbaycanlının varlığını ve taleplerini erteletmemeli. Bizim dostlarımız, "beş kardeş" dediğimiz bu coğrafyanın halklarıdır: Kürt, Beluç, Gilaki, Arap ve Farslar. Bütün etkinliklerimize bunların örgütlerini davet ediyor, dayanışma ve desteklerini bekliyoruz. - Hazar sürtüşmesinin ardından ABD Dışişleri Sözcüsü, İran'ı provokatörlükle suçladı ve Azerbaycan'dan yana tutum aldı. ABD'nin bu tavrını neye yoruyorsunuz? Türkiye, ABD, İngiltere ve Azerbaycan politikasındaki paralelliği neye bağlamalı?- İran'ın tavrı biz Güney Azerileri'ne göre de provokatörcedir. ABD ya da İngiltere'nin tutumu ile Azerbaycan'ın tutumu dönemsel olarak denk düşebilir. Biz kendi penceremizden, onlar kendi çıkar pencerelerinden bakıyorlar. Bölgede bir bloklaşma, silahlanma gerçeği var. Ama asla ertelenemeyecek bir Azeri ulusal sorunu gerçeği de var. Biz İran Azerileri, sizin Kürtlerle aynı kaderi paylaşıyoruz. Dilimizi ancak evimizde, günlük iletişimimizde kullanabiliyoruz. Azeri halkı, emperyalistlerin niyetini iyi değerlendirmeli, asıl sorunlarını unutmamalı. Bizim dostlarımız emperyalistler değil, bölge halkları olmalı. - Türkiye iç sorunlarını çözmekte başarılı olamayınca, hep bir "dış düşman" yaratıverir. İran, Irak, Suriye, Yunanistan, Ermenistan... İçte ve dışta onca sorunla boğuşan, IMF kapılarında borç dilenen Türkiye Azerbaycan'a gerçekten yardım edebilir mi? - Bizim için aslolan halkların yaklaşımı ve dayanışması. Türkiye'nin bazı iç sorunları var ve bu nedenlerle bazı çıkışlar yapabilir. Azeri aydınları durumun farkında. - Kürtlerle aynı kaderi paylaştığınızı söylediniz. Bunu biraz açar mısınız?- Ben 1974-88 arasında Irak'taydım. Bağdat Üniversitesi'nde profesördüm. Son yıl Kuzey Irak'ta Caf Aşireti içinde yaşadım. Kürtlere radyo yayınları, resim gibi konularda katkılarım oldu. Azeriler ve Kürtler birçok devletin esareti ve bölünmüşlüğü altında. Ama unutmamalı ki Kürtler arasında dil ve din birliği (özellikle mezhep) yokken, Azerilerde bu var. Kurmanç, Gorani, Sorani ve Zazaca lehçelerinden insanlar birbirlerini anlayamıyor. Biz ise Anadolu Türkçesi'nin hemen hemen tümünü anlarız. Çanaklarımız Kuzey Azerbaycan ve Türkiye'ye dönüktür. - Türkiye kendi güvenlik politikalarını hep emperyalistlerin çıkarlarına göre belirliyor. Böyle bir politik hattın Azerbaycan'a faydası olabilir mi?- Birçok ülke politikalarını bu doğrultuda saptıyor. Kendi ayakların üzerinde duramazsan, demokrasiyi en başta içte gerçekleştiremezsen elbette bağımsız politika yürütemez, emperyalizme eklemlenirsin. Kafkasya, Ortadoğu, Orta Asya ve Balkanlar'da bu hep böyledir. Bunun karşısında mutlaka antiemperyalist, gerçek bağımsızlıktan yana bir politik hat oluşturmak gerek. Türkiye azınlıkların hakkını vermeli ve İran'a örnek olmalı. İnkârcı politika, biz Güneyli Azerileri de İran'a karşı güç durumda bırakıyor.- Türkiye öyle bir askeri diplomasi izliyor ki, eski Orta Asya serüvenleri ve "askeri kırdıran Enver Paşa" akla geliyor. Burada bir tarih tekerrürü mü var?- Türk cumhuriyetlerinin ayrı coğrafya, tarih ve kültür gerçeklikleri var. Biz, Pantürkist anlayışın hayal mahsulü olduğunu biliyoruz. Ayakları yere basmayan bir politikadır. Enver Paşa da bu hayaller ile Batılı emperyalistlerin aleti oldu. Orta Asya'daki dramatik akıbeti hepimizin malumu. Bizde ve sizde, bu gibi parti ve çevrelerin sevdaları hayat bulmaz. Halkın ve bölgenin gerçekliği, eninde sonunda galebe çalacaktır.- Rusya'nın son durumu ne? Bölgede etkinliği ne durumda?- Rusya hâlâ bölgede büyük bir güç. Eski gücü yok tabii, ama heveslerinden vazgeçmiş değil. Batılılara kıyasla birçok tarihi, kültürel avantaja sahip. Bölgenin dillerini, kültürlerini, coğrafyayı biliyor.- Azeri tarihi, halkın özgürlük mücadeleleri ile bilinir. Tarihi misyonunuza bağlı kalacak mısınız?- Bizler Geomat'ın, Mani'nin, Babek'in, Cavan Şir'in, Köroğlu'nun, Kaçak Nebi'nin, Setterhan'ın, Bağban'ın, Heyder Hamoğlu'nun, Xıyabani ve Pişawer'in evlatlarıyız. Tarihimizi ve bu kişiliklerimizi örnek alacağımızdan kimsenin kuşkusu olmasın.
www.evrensel.net