Hep aynı laflar

Her yıl olduğu gibi bu yıl da adli yıl sorunlarla, tartışmalarla açıldı. Açılış törenlerinde sert ve ağır eleştiriler içeren konuşmalarıyla gündeme gelen Yargıtay Başkanı Sami Selçuk yine oldukça sert bir konuşma yaptı.

Hep aynı laflarAdli yıl başlangıcı nedeniyle Ankara'da düzenlenen törende konuşan Yargıtay Başkanı Sami Selçuk'un çeşitli konularda sert eleştiriler içeren sözleri, "Biz bunları hep söyleriz, ama hiçbir şey yapmayız" değerlendirmelerine yol açtı. ODTÜ Kültür ve Kongre Merkezi'nde düzenlenen törene Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, Anayasa Mahkemesi Başkanı Mustafa Bumin, Meclis Başkanı Ömer İzgi, Başbakan Yardımcısı ve MHP Lideri Devlet Bahçeli ile çok sayıda bakan, savcı ve hakimler ile siyasiler katıldı.

146 sayfalık metinTörende 146 sayfalık konuşma metnini özetleyerek okuyan Yargıtay Başkanı Sami Selçuk, Türkiye'nin AB'ye girmesini ve Ulusal Program'ın desteklenmesini isteyerek, ulusalüstü hukuk kurallarının benimsenmesi, hukukun bu doğrultuda değiştirilmesi gerektiğini belirtti. Anayasal devletin özüyle çatıştığını ve polis tüzüğüne benzediğini söylediği Anayasa'nın yarısının değil bütününün değiştirilmesi gerektiğini savunan Selçuk, "Her şeyin elverişli olduğu şu anda niçin yeni bir anayasa yapmıyoruz?" diye sordu. Selçuk, parti kapatmaları da eleştirdi. Avrupa'da kural olarak partilerin kapatılmadığını, Türkiye'de ise son 33 yılda 23 parti kapatıldığını ifade eden Selçuk, parti kapatmanın ölüm cezası gibi olduğunu söyledi. Önce Anayasa'nın bütünüyle değiştirilmesi gerektiğini belirten Selçuk'un daha sonra Anayasa'nın 15'inci maddesinin kaldırılmasını istemesi dikkat çekti. Selçuk ayrıca Siyasi Partiler Yasası ve Seçim Kanunu'nda da değişiklik istedi. Selçuk, yolsuzluklara da değinerek, "Halkın yolsuzlukları finanse edecek gücü kalmadığını, bunların bir çürüme olduğunu" ifade etti. Selçuk ayrıca yolsuzluk üreten düzenden yararlananların o düzenle savaşmalarının olanaksız olduğunu da savundu.

Yönetemeyen demokrasiKonuşması boyunca Atatürk'ten Nâzım Hikmet'e, Mehmet Akif'ten, Volter'e, Konfiçyüs'ten Çiçero'ya atıfta bulunup alıntılar yapan, Nâzım Hikmet'in "Bir ağaç gibi tek ve hür, bir orman gibi kardeşçesine" dizesini okuyan Selçuk, hükümeti de "yönetemeyen demokrasi" diye eleştirdi. "Yönetemeyen demokrasi"nin adil gelir dağılımını sağlayamadığını, yolsuzluklarla başa çıkamadığını, yetki kargaşası yaşandığı için de yönetemediğini belirten Selçuk, Anayasa Mahkemesi'ne de çattı.Yargı birliği olmaması nedeniyle Yüce Divan yargılamasının sorun olduğunu, Cumhurbaşkanı tarafından atanan Anayasa Mahkemesi üyelerinin örneğin Cumhurbaşkanı'nı adil yargılayamayacağını savunan Selçuk, Anayasa Mahkemesi üyelerinin ve Yargıtay'ın baktığı davalardan örnekler vererek, Anayasa Mahkemesi'nin azınlıkta kalan hukukçularıyla ceza yargılaması yapmasınını yargıç ve hukukun üstünlüğü ilkesiyle bağdaşmadığını söyledi. Anayasa Mahkemesi'nin yıllardan beri bilimde tartışıldığını, böyle bir kuruma ceza yargılaması yetkisi verilmesinin, üstelik verdiği kararların temyiz edilememesinin sadece Türkiye'ye özgü bir yargılama ve hukuk anlayışı olduğunu dile getiren Selçuk, ayrıca memurun yargılanması için amirin izin vermesi sisteminin kaldırılması gerekirken, şimdi kapsamının genişletilmek istendiğini de sözlerine ekledi.Ölüm cezasının, DGM'nin kaldırılmasını isteyen Selçuk, dava ve cezaların ertelenmesi gibi bir şeyin söz konusu olmadığını, bu nedenle çıkarılan "Cezaların Ertelenmesi" yasasının bütünüyle Anayasa'ya aykırı olduğunu savundu. A'dan Z'ye her alanda değişim isteyen ve bütün partileri demokratikleşmede uzlaşmaya çağıran Selçuk konuşmasını "Yaşasın Türkiye, yaşasın demokratik cumhuriyet" sözleriyle bitirdi.

Devlet rahatlatsınDaha sonra kürsüye gelen Türkiye Barolar Birliği Başkanı Özdemir Özok ise ülkenin içine sürüklendiği krizden çıkış gerekçesiyle IMF ve Dünya Bankası başta olmak üzere uluslararası sermaye kuruluşlarından büyük ödünlerle borçlandığını, faturasını ise halkın yüklendiğini söyledi. Üretime dayanmayan, borsa, kâğıt, tahvil, dış borç gibi tamamen para ve sermaye politikalarına bağımlı ekonominin ayağa kalkmasının mümkün olmadığını belirten Özok, ülkenin içinde yaşadığı yolsuzluklara, adaletsizlik ve eşitsizliklere de dikkat çekti. Avukatların yaşadıkları sorunlara da vurgu yapan Özok, ölüm oruçlarının sürdüğünü, kendilerinin baştan beri DGM'lere karşı olduklarını söyledi. Tutuklu ailelerinden ölüm oruçlarının sona erdirilmesini isteyen Özok, devletin ivedi olarak toplumu ve tutukluları rahatlatacak düzenlemeleri yapmasını diledi.

Bumin'den tepkiTörenin ardından görüşleri sorulan Anayasa Mahkemesi Başkanı Mustafa Bumin, Selçuk'un Anayasa Mahkemesi'yle ilgili sözlerini eleştirdi. "Hukukçu olan ve olmayan" diye bir ayrımı anayasa koyucunun getirdiğini, şu an eleştirmenin doğru olmadığını savunan Bumin, "Hakkıdır eleştirebilir, ama kurumlar arası sürtüşmeyi ortaya getirecek görüşlerinden dolayı üzüntü duydum" dedi.
www.evrensel.net