Nikaragua

Nikaragua'nın domino taşları

Dünya Bankası 'tavsiyeleri' ile, Vietnam'ın kahve üretiminin dört kat artması, bütün kahve üreticisi ülkeleri vurdu. Ancak kahve krizinden en ağır etkilenen ise Orta Amerika.

Nikaragua'nın domino taşlarıDavid Gonzales - New York TimesNikaragua'da, yol kenarlarında ekmek, iş ve yardım taleplerine kulak verilmesini bekleyen işsiz ve topraksız, kahve kokulu binlerce insanın, kendilerinden gayrı ekebilecekleri hiçbir şeyleri kalmadı.Dünya pazarlarında kahve fiyatlarında yaşanan aşırı düşüş, Orta Amerika'da üreticileri, üretimlerini küçültmeye veya durdurmaya zorlayan bir krize yol açtı. Ailelerini doyurmak ve barındırmak için tarlalara ve kendi ellerine güvenen binlerce topraksız çiftçi, birden işsiz kaldı.Resmi rakamlara göre, burada, L Tuma-La Dalia şehrinde ve civar köylerde yaşayanların dörtte biri, yani 16 bin insan şu anda işsiz. Üstelik birçoğu, geçen yılki hasatta kazandıkları ücretlerini bile hâlâ alamamış.Matagalpa ve komşu Jinotega'dan sayısız çiftçi, yardım taleplerine kulak verilmesi için hükümeti zorlama umuduyla, başkent Managua ve diğer büyük şehirlere akıyor.

Açlık tehlikesiKahve bölgelerinde, göçmen tarım işçileri plastik tentelerin altında çaresizlikten ve yorgunluktan büzüşmüş yatıyor. Çocuklar ise yola fırlayıp, kurdukları derme çatma barikatın önünde, geçen araçların durmasını ve uzattıkları fincana üç-beş kuruş atılmasını bekliyorlarGüneydeki El Puente de las Cañas'dan gelen onlarca komşusu gibi o günü hiçbir şey yemeden geçiren Yamileth Dávila, "Hiç yiyeceğimiz kalmadı" diyor. "Çocuklar açlıktan ağlıyor. İş yok."Matagalpa ve Jinotega'daki kahve üreticileri, uzun yıllardır Nikaragua kahve ihracatının yüzde 80'inden fazlasını üreterek, verimli senelerde 50 milyon kilo kahve tohumu elde ediyorlardı. Matagalpa'daki 44 bin üreticinin çoğunluğunu, ekecek yalnızca birkaç dönümü olan az topraklı köylüler oluşturuyor. Ama bunlar, tarlalarda çalışan onbinlerce topraksız işçinin hayat damarlarını oluşturuyor. Sonbaharda, kahve hasatında, gündeliği 3 dolar gibi düşük bir paraya çalışmak üzere çocukları ile birlikte gelen aileler ve gezgin işçilerin de katılması ile bu sayı 400 bini buluyor.

Belkemiği kırıldıKahve krizinin üzerine eklenen Orta Amerika kuraklığı, bu alanı etkilemedi. Ancak, iki yılı aşkın bir süredir Vietnam ve Endonezya'da ortaya çıkan kahve fazlası, dünya pazarlarında fiyatları aşağıya çekti. İki sene önce elli kilo başına 140 dolar olan fiyatlar, bugün 50 dolara düşmüş durumda. Bunun ilk sonucu olarak çiftçiler, elli kilo başına 83 dolar olan üretim maliyetlerini bile karşılayamıyor."Kahve bu bölgenin belkemiğidir" diyor Ulusal Meclis Matagalpa temsilcisi José González. "Şu anda burada yaşananlar bir toplumun ne denli alçaltılabileceğinin resmidir." Kahve pazarının çöküşünün sonuçları tüm bölgeye zincirden kopan halkalar gibi yayıldı. Yerel yönetimlere dayatılan sıkı para politikası, hizmetlerin azaltılmasına ve işçilerin işine son verilmesine yol açtı.

Üretici toprak satıyorKahve çiftlikleri, bölgedeki savunmasız binlerce insanı yiyeceksiz, giyeceksiz ve kiralarını ödeyemeyecek durumda bırakarak, küçülüyor veya kapanıyor. Ekin alabilmek ve işçi çalıştırabilmek için bankalara ve kahve işleyicilerine borçlanan küçük üreticiler, şu anda boşta geziyorlar. Bir kısmı topraklarını kaybetme tehlikesi ile karşı karşıya.Concepción Hernández, ineklerini de satmak zorunda kaldığından beri, 30 dönümlük kahve çiftliğinin etrafındaki çayırları yabani otlar kaplamış. "Cennet Yavrusu" adını verdiği çiftliğinde istihdam ettiği 15 kişiyi atmak zorunda kalmış. Çiftlik şu anda koskoca bir karabasandan başka bir şeyi andırmıyor: 12 bin dolar borç ve ocak ayından bu yana yapılamayan ödemeler."Biraz marul ve domates ektik, onlarla ayakta kalmaya çalışıyoruz" diyor Hernán-dez. "Ancak içimizden biri hastalanacak olursa, iyileşmesi mümkün olmaz. Hiç paramız yok." Doğduğu, büyüdüğü ve kendini bildi bileli çalışmakta olduğu topraklara şöyle bir bakıyor. "Artık hiçbir şey bilmiyorum. Kahve fiyatları artmayacak olursa, devam edemem. Ödeme yapamazsam, toprağımı devretmek zorunda kalacağım."

Yardımla yaşıyorlar...Yol kenarlarında yaşayan yüzlerce insanın kaybedecek toprağı bile yok, ama umutları var. Açlıktan ve hastalıktan bitkin düşmüş kalabalık; mısır, yağ ve soya dağıtan yardım gruplarının araçlarına benzeyen bir cip veya pikap gördüklerinde bir nebze olsun neşeleniyorlar. Geçenlerde bir akşamüstü, buradan birkaç mil güneyde, onlarca insan, o gün tek lokma yemediklerini söyleyerek yolun kenarına dizildiler. Kimileri ülserlerinden şikayet ederken, kimileri çocuklarının ateşten yandığını, ishalden bitap düştüğünü anlatıyordu.Son kahve hasadından beri karısına ve altı çocuğuna hiçbir yaşam koşulu sağlayamayan Tomás Báez Sosa, Fransiskan rahiplerin gelip, çocuklara kraker verdiklerini söyledikten sonra ekliyor: "O yemek çocuklar içindi. Bizim ellerimiz geri çevriliyor, yok sayılıyor. Ekecek toprağımız yok. Devletin bize toprak vermesini istiyoruz."

...Ama yetersizAncak, işçi ve köylülerin öncelikli isteği, devletin kendilerine destek olması. Hükümet bazı durumlar için küçük ödemeler yapmayı kabul etmiş olsa da, çiftçiler, paranın vasıtalı olarak ellerine geçecek olmasından şikayetçi. Devlet ödemeyi doğrudan çiftçilere değil, çiftçilere kredi veren alacaklılara yapacak. Meclis üyeleri, sınırlı da olsa üretim yapılabilmesini sağlamak için, paranın doğrudan çiftçilere verilmesi yönünde hükümeti iknaya çalışıyor.Hükümet, günlüğü yaklaşık 2 dolar karşılığında caddeleri süpürmeleri için 800 kişiyi işe aldı. Ancak bu yardım, temmuz başından beri Matagalpa'da bir spor sahasının çevresine kamp kurmuş halde yaşayan yüzlerce ailenin acil ihtiyaçları ile karşılaştırıldığında, pek az kalıyor.Anneler eski bir ambarın beton zeminine kıvrılmış yatarken, çocuklar karton parçalarının üstünde uyukluyorlar. Çocukları tedavi etmek için gelen doktorlar, arkalarında ailelerin ödeyemeyeceği reçeteler bırakarak gidiyor. Yemek yardımı ise düzenli olarak gelmiyor - buradaki ailelere son altı gündür yaşamak için lazım olan asgari ihtiyaçlar ulaşmadı.Ağlayan, yalınayak iki çocuğu ile, üniversiteden bir grubun getirdiği yardımdan biraz ekmek ve içecek alabilmek için beklerken "Çiftliklerdeki işlerimizden çıkarıldık" diyor Xiomara López. "Yiyecek hiçbir şeyimiz yok. Marketin çöpünden bulduğumuz sebzelerin iyi kısımlarını ayırıp çocuklara yediriyoruz."

Başkente doğruBir grup, taleplerini başkente taşımak için burayı terk ediyor. Matagalpa kampının lideri José Ángel Pérez de hükümete ve diğer ilgililere isteklerini iletmek için Managua'ya bir ziyarette bulunmuş. "Managua'daki insanlar bizim hayatta kaldığımızı düşünmüyorlardı" diyor. "Hükümet hiçbir şey yapmıyor. Harekete geçmezlerse, biz geçeceğiz. Managua'ya doğru."
www.evrensel.net