Bant, işçi öğüterek korunuyor

Bant, işçi öğüterek korunuyor

Reklam sloganı 'Uzay çağının markası' olan Beko marka televizyonların üretildiği fabrika bant sistemiyle çalışıyor. Beko'nun 'fabrika içi' sloganlarından biri, 'Bant kendini koruyor'.

Bant, işçi öğüterek korunuyorMuzaffer Özkurt"Dünyayı değiştiren marka Beko" reklamlarını televizyonlardan izledik. Uzaylıların teknolojisine hayran kaldığı, bir teknoloji harikası televizyonlar. Bu sadece bir televizyon değil aynı zamanda gülen çocukla beraber gelecek "güzel günlerin habercisi"ydi. Beko televizyonlarının üretildiği fabrikada çalışan işçiler içinse durum oldukça farklı.Mayıs ayında 270 kişinin işten atıldığı Beko'da şimdi 2000'e yakın işçi çalışıyor. Burada üretilen televizyonlar; TPM, Kaizen ve Kobetsu-Kaizen adı altında, kalite çemberleri ve esnek çalışma yöntemleri ile her gün biraz daha fazla çalışmaya zorlanan, her gün sadece fabrikayı düşünmesi için geliştirilen sistemlerin cenderesinde çalışan işçilerin ellerinden çıkıyor. Bu koşullara karşın işe yeni giren işçiye asgari ücret ödeniyor. Ancak 10 yılını aşmış işçiler 500 milyon liranın üzerinde ücret alabiliyor.Fabrika 6 ana bölümden oluşuyor: Devrelerin oluşturulduğu serigraf, otomatik dizgi, manuel dizgi, test-ayar, montaj ve depo. Bunun dışında yeni malların ilk denemelerinin yapıldığı Ar-Ge ve kalite kontrol bölümleri ile televizyonların plastik bölümlerinin döküldüğü kalıp bölümleri var. Fabrikada esas işin yapıldığı bölüm dizgi bölümü. Burada televizyonun içinde bulunan tüm parçalar takılıyor. Bundan sonrası ise montaj ve depo. Bu bölümlerde herkes birbirinin kontrolünü yapıyor. Hata en aza insin diye.

Bantlar çalışıyorÜretim bant üzerinden oluyor Beko'da. Her işçinin ne kadar üretim yapacağı, televizyonun iç parçalarının ne kadar sürede takılacağı belirleniyor. Ancak bu süre hep aynı kalmıyor. Sadece dizgi bölümünde bir malzemenin takılma süresi 9 saniyeden 5.4 saniyeye indi. Bu süre belirlenirken bir uzman, işçinin başına dikilerek kronometre tutuyor. Başlama ve bitiş arasındaki süre birim zaman oluyor ve buna göre ne kadar mal çıkacağı hesaplanıyor. Başında bir yönetici olduğunu bilen işçi her zamankinden daha hızlı çalıştığı için bu süre her ölçümde düşüyor. Makinaların bakımı da yağlanmasından, gevşeyen vidaların sıkılmasına ve temizliğine kadar işçilerin üzerinde. İşçilerin bu 'sorumluluklarını unutmamaları' için fabrikada şöyle bir slogan üretilmiş: "Benim makinam". Yani makina işçinindir ve onun sorumluluğundadır. Bunun adına da TPM deniyor. Beko'nun üretim kültürü TPM ile arızalar azaltılıyor, üretimin sürekliliği sağlanıyor ve kalite artırılıyor.

Sandalyeler toplandıBeko'da işçilerin çalışma ortamlarında da belirli değişiklikler yapıldı. Kabinlerin içinde çalışan işçilerin birbirleriyle konuşmaları engelleniyordu. Şimdi ise belli bir sınıra kadar serbest. Bu 'serbestlik' işçilere, "Çalışırken arkadaşlarınızla konuşun, tartışın, ne gibi yenilikler yapılabilir? Bunları tartışın" şartıyla verildi. İşçiye, "Konuşun" diyen patronlar, yemek ve çay molaları ayarlamasını ise tam tersi şekilde yapıyorlar. Her bölüm ayrı çıkıyor, bölümler içinde de işçiler birlikte yemeğe çıkamıyorlar. Yarım saat yemek ve 15 dakika çay molası sırasında birçok bölümde üretim durmadan sürüyor. Zaten günlük verilen rakamı yetiştirmek isteyen işçiler, bant grubu olarak, aralarda dahi çalışma kararı alabiliyorlar. Önemli bir başka değişiklik de işçilerin sandalyelerinin kaldırılması. İşçilerin zaman zaman dinlenmek için kullandıkları sandalyeler, "Başka arkadaşlarınızın ihtiyacı var" gerekçesiyle alındı. Buradaki amaç ise işçinin boş durmasını engellemek. İşi olmasa bile ayakta duran işçi, böylece dinlenmek yerine ya makinaların bakımıyla ilgileniyor, ya da kontrol yapıyor.

KaizenlerBeko'da oluşturulan grupların yapması gereken kaizenler yani iyileştirmeler var. Bu iyileştirrmeler öyle olmalı ki maliyeti az, ancak getirisi büyük olmalı. Her ay bir tane yapılması zorunlu. Kobetsu-Kaizen ise yaygınlaştırılabilir ve büyük getirisi olan değişiklikler. Beko'da her iyileştirme için işçilere 10 milyon ile 20 milyon lira arasında prim veriliyor. Ancak kobetsu-kaizenlerde bu rakam bir milyar liraya kadar çıkabiliyor. İşçilerin bu şekilde ekonomik olarak kendilerini rahatlatabileceği düşünüyorlar.. Ancak bu iyileştirmeler ancak belirli konumdaki yöneticiler ve 20 yıllını vermiş işçiler için söz konusu. Bunları yapanlar makinaların kullanım kılavuzlarını alarak inceliyorlar. Diğer işçiler açısından iyileştirme düşünmek için teşvik oluyor. Yemekte, çay molasında ve hatta işten çıktıktan sonra da evde.

Kavgalar yaşanıyorFabrikada başka bir uygulama ise 'akademi'. Fabrika içinde kurulan bu akademiye işçiler sınavla alınıyor. "İki kişi kavga ederse ne yaparsın?", "Patron kızarsa haklı olsan bile ne yaparsın?", "İşçi olmasaydın ne olmak isterdin?" gibi soruların sorulduğu sınavı kazananlar burada 3 ay boyunca eğitildikten sonra üretime geri dönüyorlar. TPM, kaizen ve diğer konularda uzmanlaşan işçiler, üretimin çabuklaştırılması konularında da pratik eğitim alıyorlar. Patronların bu akademiden beklentisi ise çekirdek bir kadro yetiştirmek ve ilernide az işçiyle üretimin devam etmesini sağlamak. "Herkes birbirinin müşterisidir" mantığı da fabrikada işçiler arasında sözlü tartışmalar yaşanmasına neden oluyor. Çünkü kimin hangi parçaları taktığı belli. Bir işçinin yaptığı hata sayısı yükselirse bu durum işten atmaya kadar gidebiliyor. Hatayı bulan ile hatanın yapıldığı bölümde çalışan işçiler arasında bu nedenle sözlü tartışmalar yaşanıyor. Hatayı bulan ise yöneticiler tarafından "tebrik" ediliyor. Bu sistemin sloganı ise, "Bant kendini koruyor" ve "Ekip ruhu."

Sağlık sorunlarıAz zamanda daha çok ve kaliteli üretimin sağlanması için işçiler kendilerini aşırı zorluyor. Bir süre sonra bel fıtığı, varis, duyma kaybı gibi sorunlarla uğraşıyorlar. Boya ve lehim yapılan bölümlerde ise işçiler maske dahi kullanmıyor. Bu işçileri kan kanseri riski ile karşı karşıya bırakıyor.
www.evrensel.net