'Yok'ların kavgası

Ya bu ülkeyi terk edecek, ya da yeraltına çekilerek kaçak işçi olarak çalışacaklardı. İkincisini tercih ettiler ve şimdi, çalışma izinleri olmadan en pis işleri yaparak, çok kötü koşullarda yaşamlarını sürdürmeye çalışıyorlar.

'Yok'ların kavgasıErcan Koç"Onbir yıldan beri İsviçre'de yaşıyor ve burada çalışıyorum" diyor Shkelzen Selmonay. "Çalışarak vergi ve sigorta primlerimi ödedim. Ama yöneticiler, İsviçre'de Shkelzen Selmonay diye biri yok diyorlar. Otomobil kullanmak için sürücü sınavına bile giremiyorum, çünkü ben yokum." Kosovalı Arnavut Selmonay, mevsimlik işçilerden biri. Onun gibi birçoğu, patronlar tarafından yaz boyunca sömürüldükten sonra, oturum ve çalışma hakları kaldırılarak, İsviçre'yi en kısa sürede terk etmeye zorlanıyor. Emeğini sattığı bu ülkede çocukları büyümüş, kendileri de vergilerini ödedikleri gibi, maaşlarından da her ay sigorta primi kesilmişti. Selmonay için tercih; savaşın, yoksulluk ve yokluğun sürdüğü ülkesine dönmek ile, gizlice İsviçre'de kalmayı sürdürmek arasındaydı.

Yeraltındaki işçilerYa bu ülkeyi terk edecek, ya da yeraltına çekilerek kaçak işçi olarak çalışacaklardı. İkincisini tercih ettiler ve şimdi, çalışma izinleri olmadan en pis işleri yaparak, çok kötü koşullarda yaşamlarını sürdürmeye çalışıyorlar.Hasta olduklarında hastanelere gidemeden, kaçak evlerinde hastalıklarla boğuşuyor, çocuklarını oturulmaz konumdaki evlerde dünyaya getiriyorlar.Okul çağına gelmiş çocukları okula gidemiyor. Resmi kayıtlarda yer almayan bu çocuklar baba ve annelerine "Neden" diye sorduklarında yanıt alamıyorlar.Yolda, işyerinde, tramvayda, otobüste, polise yakalanıp sınır dışı edilme korkusu ise hiç eksik olmuyor. Geceleri, polise yakalanma kâbusları görerek uyanıyorlar.Çalıştıkları işyerlerinde saat ücreti 15-20 İsviçre Frangı olan işlerde, onlara sadece 5 Frank ödeniyor.Nasıl yaşadıklarını anlatmaya çalıştığımız bu insanlara Kâğıtsızlar, "Papierlosen", "Sans-Papiers" ya da kaçak işçiler diyebilirsiniz.

150 milyon kâğıtsızSayıları bugün artık onlarla değil, yüzbinler ve milyonlarla ifade ediliyor. Merkezi Cenevre'de bulunan Uluslararası Mülteciler Örgütü, dünya çapında 150 milyon insanın, yaşadıkları ülkelerde oturum ve çalışma belgesi olmadan, "kaçak" yaşadıklarını bildiriyor. Bu sayı Avrupa ülkelerinde 3 milyonu aşıyor: 1 milyon Almanya'da, 500 bin Fransa'da, 235 bini İtalya'da ve 300 bin kadarı İsviçre'de."Kâğıtsızlar", geçtiğimiz haftalarda, İsviçre'nin Freiburg, Lozan, La Chaux-de Fonds ve Cenevre kentlerinde örgütlenerek, çalışma ve oturum belgelerinin verilmesi için mücadeleye atıldı. Kilise ve Freiburg'daki Fri-Art gibi yerleri işgal ederek, seslerini duyurmaya çalıştılar. Halktan ve çeşitli sendika ve kitle örgütlerinden de destek bulan "Kâğıtsızlar"ın eylemleri, kantonlarda devam ediyor ve devletin ikiyüzlü politikasını açığa çıkarıyor.

Patronların işine geliyorBaşta La Roche ve Novartis gibi kimya ve ilaç tekelleri olmak üzere tarım, turizm ve otelcilik hizmetlerinde çalışan "kâğıtsızlar"ın varlığını herkes biliyordu, devlet de. Devleti rahatsız eden, nerede çalıştıkları "belli olmayan" ve gizli yaşayan bu ücretli kölelerin başkaldırarak yasallaşmayı istemeleri oldu. Sığındıkları kiliselerde gösteriler yapan "kâğıtsız" işçilere, polis tehditler yağdırdı. Öyle ki, kiliselerin ne zaman basılıp boşaltılacağı dahi, saatine varıncaya dek "kâğıtsızlar"a bildirildi. Böylelikle devlet, onların geldikleri yeraltına tekrar problemsiz dönmeleri için zaman ve fırsat tanıyordu. Gerçekten de, sembolik olarak bir-iki "kâğıtsız" tutuklandı ve diğerleri, yine yeraltına çekilerek "yok"luklarına devam ettiler.

Her yerde 'yok'larCenevre ve Lozan kantonlarında özel çiftliklerin üzüm bağlarında ürün toplayıp şarap yapan, "yok"lar. Zürih gibi büyük kentlerin barlarında vücutlarını satmaya zorlanan Asyalı, Doğu Avrupalı kadınlar da "yok". St. Moritz ve Davos başta olmak üzere, önemli tatil ve dinlenme beldelerindeki otel ve lokantalarda, dünyanın kalburüstü burjuvalarına her türlü hizmeti yapan yine "yok"lar. İlaç ve kimya fabrikalarında kobay olarak kullanılan, tehlikeli işlerde çalışanlar, yine "yok".

İkinci yedek orduYerli işçilerin yanında, çalışma ve oturum belgesine sahip olan yabancı işçilerin emeğini sömüren sistem, yedek ordu dediğimiz işsizler ordusunu el altında tutuyor. Ama el altında tutulan bir ordu daha var: En berbat, tehlikeli işlerde sigortasız, sendikasız, verilen ücrete razı olabilecek bir kaçak işçiler ordusu bu, "kâğıtsızlar". Elbette, çalışma ve oturma kâğıdı olan işçi ve emekçilerin çok iyi koşullarda yaşadığı söylenemez. Ellerindeki iznin ne zaman alınacağını bilmeden yaşayan yabancı işçiler, yaşadıkları baskı ve ağır sömürü koşulları yanında, faşistler ve bizzat devletin polisi tarafından ırkçı saldırılara maruz kalıyor. Geldikleri ülkelere göre; yabancılara a, b, c, d, e ve f kategorileri altında oturma ve çalışma izni veren devlet, ihtiyaca göre bu insanların oturum hakkını aylık, yıllık ya da üç yılda bir uzatabiliyor, isterse onları sınır dışı ediyor.

Demokles'in kılıcıDemokles'in kılıcı gibi yabancı emekçilerin başında sallanan "sınır dışı edilme" korkusu, 1950'li yıllarda, ülkenin tünellerini, demiryollarını ve otoyollarını yapan 50 bin İtalyan işçiye karşı da kullanılmış, bu işçilerin tümü daha sonra bir günde sınır dışı edilivermişlerdi."Kâğıtsızlar" sonunda gizlendikleri yerlerden çıkarak, sendikaların da desteğiyle mücadele bayrağı açtılar. Önümüzdeki günlerde de, çeşitli eylemlerle seslerini duyurmaya çalışacaklar.
www.evrensel.net