03 Eylül 2001 21:00

Bataklık daha büyük

Vurgun Operasyonu günden güne büyüyor. Hükümetteki partiler başta olmak üzere Meclis'teki partilerin içinde bulunduğu bataklık daha net olarak görülüyor.

Paylaş
Bataklık daha büyükSerpil KurtayMedya, Bayındırlık ve İskân Bakanı Koray Aydın'ın istifasını istiyor. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ise, "Adı DGM dosyasında geçerse istifa edecek" diyor. Bahçeli'nin MHP'de "Susun" talimatı vermesi de, Aydın'ın gözden çıkarıldığı izlenimi veriyor. Hakkındaki yolsuzluk iddiaları nedeniyle Cumhur Ersümer'in Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'ndan "istifası" ANAP'ı nasıl rahatlattıysa, Koray Aydın'ın istifası da MHP'yi rahatlatacağa benziyor. Fakat, her iki parti açısından da yaşananlar, bir kişinin istifasıyla örtülemeyecek kadar geniş bir bataklığa işaret ediyor.

'Emirleri uyguladık'Vurgun Operasyonu'nun başlamasının ardından Koray Aydın, "yolsuzlukların kendisiyle ilgisi olmadığı" iddiasını ortaya attı ve gelişmelerin ardından "komik" hale dönüşen açıklamalar yaptı. Önce operasyonun birkaç alt düzey memuru kapsadığını söylemişti Aydın. Bu iddiaya yanıt olabilecek gelişme gecikmedi: Müsteşar Yardımcısı Sedat Aban tutuklandı. Hakkındaki rüşvet ilişkilerini reddeden Sedat Aban'ın, "Bazı ihaleler Bakan Koray Aydın'ın emriyle hatır, gönül çerçevesinde verildi" dediği basına yansıdı. Aban, çeşitli siyasi parti temsilcileri ve devlet yetkililerinin ihaleler için devreye girdiğini anlattı. Aban'ı suçlayan bazı müteahhitlerin ise, müsteşar yardımcısının para, tatil masrafları gibi isteklerde bulunduğunu, Bakanlık'taki işleyiş bu olduğu için, karşı koyamadıklarını söyledikleri öğrenildi. Bir diğer tutuklanan isim ise İhale Yeterlilik Komisyonu Başkanı Mehmet İnce'ydi. O da tıpkı Aban gibi, "Bizler memuruz. Ne söylenirse onu yaparız" diyordu. Bürokratlara savcıların ısrarla sorduğu soru ise şuydu: "Talimatı kimden alıyordunuz? Bakan Aydın'ın doğrudan talimat veriyor muydu?" Bürokratların bu soruya ortak yanıtı ise "Bakanlıktaki hiyerarşik yapı içinde talimatlar ulaşıyordu" oldu.

Boyutları büyüyorOperasyon başladığında yapılan ilk açıklamalara göre "bazı deprem ihalelerinde" yolsuzluk tespit edilmişti. Ancak arka arkaya basında yer alan haberler, yolsuzlukların sadece deprem konutları ile sınırlı olmadığını, "yolsuzluk yelpazesi"nin ne kadar geniş olduğunu ortaya koydu. Bu yelpazede İller Bankası önemli bir yer tutuyor. Bayındırlık ve İskân Bakanlığı'nın ihale listelerine göre, ihalelerde yapılan yüzde 50-60 olan tenzilat, Aydın'ın bakan olmasının ardından yüzde 10-20'le inmişti. İller Bankası'nda iki dönemde yapılan ihalelerin arasındaki farkın "birileri"nin cebine gittiğinden bahsediliyor. Bu şekilde devletin yaklaşık 40 katrilyon lira zarar uğratıldığından söz ediliyor.

İller Bankası İller Bankası'nın başındaki isim İrfan Önal. Kendisi seçimlerde MHP'den milletvekili adayı olmuş, fakat kazanamamıştı. Seçimlerin ardından kadrolaşma çalışmalarına başlayan MHP, Önal'ı İller Bankası Genel Müdürlüğü'ne getirmişti. İller Bankası'nın 1 katrilyon lirayı bulan borçları ve ihaleleri mercek altında. İhaleye çıkılmadan davet usulüyle onarım işleri verilirken "ayrıcalık" yapıldığı kaydediliyor. Basına yansıyan bilgilere göre, İller Bankası'nda vurgunu gösteren bir diğer önemli yolsuzluk "kaynakları kullanırken" ortaya çıkıyor. İşte buna bir örnek: "İller Bankası Genel Müdürü'nün, yönetim kurulu kararı gerektirmeyen harcama yetkisi 75 milyar lira. Ancak İrfan Önal'ın Samsun Bölge Müdürlüğü'nün onarımı için 135 milyar lira ödenek verdiği belirlendi."

MHP sıyırma peşindeBayındırlık Bakanlığı'na bağlı tüm kurumlardan pis kokuların yükselmesi MHP'yi de telaşa düşürdü. Bugüne kadar yolsuzluk konusunda bu kadar açıktan teşhir olmayan MHP, politikasını da sürekli bu vurgu üzerine oturtuyordu. Ancak Koray Aydın'la ilgili gelişmelerin ardından önce ANAP'la sürtüşme havasına giren MHP'nin Kızılcahamam'da yaptığı iki günlük toplantının ana konusunu Vurgun Operasyonu oluşturdu. Bahçeli, "hazırlık soruşturmasında adı geçmesi" durumunda Koray Aydın'ın istifasını isteyeceklerini söyledi. "İddianame beklenmeyecek, ifadelerde Aydın'ın adının geçmesi yeterli sayılacak" diyen medya da zaten Meclis'e girdiğinden bu yana MHP'nin "en sağlam" akıl hocalığını sürdürüyor. Medya Aydın'ın istifasından yana. Bakanlıklarda arka arkaya yaşanan yolsuzluklar bizzat medya tarafından halkı sisteme yedekleme malzemesi olarak kullanılıyor. Aydın'ın istifası da bu malzemelerden birisi. Bahçeli şimdi de partililerine "Susun" talimatı verdi. Çünkü Aydın'ı daha fazla sahiplenmek, adı hazırlık soruşturmasında geçtiğinde, önümüzdeki günlerde başlarına bela olacak. Kendileri de Koray Aydın'ın masum olmadığını biliyorlar. Şu anda MHP kurmaylarının tek derdi, partilerinin ismini yolsuzluklardan sıyırmak için belirledikleri politikanın uygulanmasını sağlamak. Kızılcahamam toplantılarının medyaya yansımayan bölümünde bu politikanın konuşulduğu belirtiliyor. Aydın'ın hafta sonuna kadar istifa edeceğine kesin gözüyle bakılıyor. Hatta Koray Aydın yerine isim arayışına girildiği, en fazla da Bahçeli'nin yakın çalışma arkadaşı Doç. Dr. Esat Öz'ün adının geçtiği belirtiliyor.

Neye hizmet ediyor?Fakat hükümetteki partiler başta olmak üzere Meclis'teki partilerin içine girdiği bataklık, yukarıda bahsettiğimiz Vurgun Operasyonu ile sınırlı değil. Ortaya çıkanlar, aysbergin sadece görünen yüzünü oluşturuyor. Bir diğer görünmeyen ve gündeme gelmeyen konu ise "Devlet İhale Yasası". Bayındırlık ve İskân Bakanlığı'nda yolsuzluk yapıldığı aylardır dile getiriliyordu. Fakat operasyonun başlaması için Meclis'in açılacağı, yani yasaların görüşülmeye başlayacağı zaman beklendi. Devlet İhale Yasası, bunlardan sadece birisi. Yaşanan tüm gelişmeler, ister bilinçli, isterse bilinçsiz olsun Devlet İhale Yasası'na zemin hazırlamaya hizmet ediyor. Peki "yolsuzluklardan çıkış" için reçete olarak sunulması muhtemel yasa ne getiriyor. Yasa, devlet ihalelerinde yabancı sermayenin daha fazla söz sahibi olmasına sebep olacak. Yasanın hazırlanma sürecinde Avrupa Birliği ve Dünya Bankası'nın yaptığı müdahaleler bunun en açık örneğini oluşuruyor. Çünkü AB, ihalelerde kendi firmalarına öncelik tanınmasını isteyecek kadar yüzsüz ve pervasız davranıyor. Bunu yaparken AB'nin hedefi ABD, Güney Kore, Japonya gibi ülkelerin nezdinde büyük bir avantaj elde etmek. Kısacası, şu haliyle "Vurgun Operasyonu" ve "Devlet İhale Yasası", krizden çıkış için dayatılan diğer reçeteler ve yasalar gibi emperyalist ülkelerin Türkiye üzerindeki sömürüsünü artırmaktan başka bir şeye hizmet etmiyor.
ÖNCEKİ HABER

Avanos'tan festival geçti

SONRAKİ HABER

Ürosan Kimya'da işçiler greve çıktı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa