Başkanından RTÜK

Başkanından RTÜK'e dava

Radyo ve Televizyon Üst Kurulu Başkanı Nuri Kayış, Almanya'nın Sesi ile BBC radyolarının Türkçe yayınlarının durdurulması kararının iptali için dava açtı.

Başkanından RTÜK'e davaRTÜK Başkanı Nuri Kayış, Üst Kurul'un, Almanya'nın Sesi ile BBC radyolarının Türkçe yayınlarının durdurulması kararının iptali için Ankara Nöbetçi İdare Mahkemesi'ne başvurdu. Kayış, mahkemeye 7 sayfalık dava dilekçesinin yanı sıra 105 sayfalık bir dosya sundu. Kayış, dilekçede RTÜK'ün aldığı kararın Anayasa'ya, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'ne, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne, Sınır Tanımayan Televizyon Direktifi'ne, Avrupa Sınır Ötesi Televizyon Sözleşmesi'ne "açıkça" aykırı olduğunu belirtti. Anayasa'nın 28'nci maddesinde, "Devlet, basın ve haber alma hürriyetini sağlayacak tedbirleri alır" denildiğini, Anayasa'nın 29'uncu maddesinde de "Kanun, haber, düşünce ve kanaatlerin serbestçe yayımlanmasını engelleyici veya zorlaştırıcı siyasal, ekonomik, mali ve teknik şartlar koyamaz" ifadesine yer verildiğini anımsatan Kayış, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'nin 19'uncu maddesinde "Herkesin görüş ve anlatım özgürlüğüne hakkı" olduğunun vurgulandığını kaydetti. Kayış, Avrupa Sınırötesi Televizyon Sözleşmesi'nin 4'üncü maddesinde, taraf ülkelerin "ifade ve haber alma özgürlüğünü sağlayacak önlemleri almasının" istendiğini, Sınır Tanımayan Televizyon Direktifleri'nin 2'nci maddesinin A bendinde ise "Üye ülkeler, yayın alma özgürlüğünü teminat altına alırlar ve diğer üye ülkelerden gelen yayınların kendi sınırları içerisinde yeniden iletilmelerini sınırlayamazlar" denildiğini de bildirdi.Çağdaş devletlerin görevinin, haber alma ve düşünceleri yayma özgürlüğünü güvence altına almak olması gerektiğini belirten Kayış, "Almanya'nın Sesi ile BBC Word Service Türkçe Bölümü'nün yayınlarının durdurulmasını hukuki ve doğru bulmuyorum. Türk medyası ciddi bir tekelleşme tehdidi ile karşı karşıyadır" dedi. 11 Nisan 2001 tarihinde Almanya'nın Sesi Radyosu'na Türkiye'deki radyolar aracılığı ile FM bandı üzerinden yayın iletimi izni verdiği kararıyla da çelişkiye düştüğü savunulan dava dilekçesinde, şöyle denildi: "Uluslararası ün ve saygınlığı olan bu iki radyonun yayınlarının durdurulması, diğer sakıncalarının yanı sıra Türkiye'yi dünyada da zor durumda bırakacak, haberleşme özgürlüğü olmayan, antidemokratik, sansürcü bir ülke konumuna düşürecektir. Türkiye, yabancı radyoların yayınlarını keserse, Avrupa ülkeleri de Türk televizyon ve radyolarının yayınlarını kısıtlayabilir." src=/resim/b1.gif width=5>
Başa dön


Okuyan şovmenliğe devam ediyorDİSK tarafından 2000 yılının şovmenlik ödülüne layık görülen Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Yaşar Okuyan aynı huyunu sürdürüyor. Okuyan'ın şovmen seçilmesinin sebepleri DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi tarafından şöyle sıralanmıştı: SSK'lıya cenneti vaat edip SSK'lıyı süründürdüğü için, Sosyal Güvenlik Yasası'nı depremi fırsat bilerek Meclis'ten geçirdiği için, işçiye mezarda emekliliği, vekile ise kıyak emekliliği reva gördüğü, tahkime taraftar olduğu için, SSK'yı özelleştirme girişimleri için, işçilerin kazanılmış haklarını pazarlık konusu yaptığı için, sendikasızlaştırma çabaları için... Uzayıp giden bu sebepler arasında yer alan ve Okuyan'ı şovmen yapan en önemli etken ise, yolsuzluklarla mücadele ettiğini ileri sürerken bakanlık bünyesinde kendi usulsüz ve keyfi uygulamalarının tek tek açığa çıkması oldu. Bakan, DİSK'in ödülüne layık olduğunu göstermek istercesine şovlarına devam ediyor.

Kendini ihbar ettiYolsukluklarla başa çıkamadığını ileri süren Okuyan, "Türkiye'de en büyük vurgun ve yolsuzluk benim bakanlığımda" diyerek bakanlığını Başbakanlık Teftiş Kurulu'na ve DGM'ye ihbar etti. Okuyan'ın bu ihbarı üzerine hem bakanlıkta hem de SSK ve Bağ-Kur'da geniş bir operasyon için düğmeye basıldığı ileri sürülüyor. İhalelerin, alım-satımların, sigorta ve emeklilik işlemlerinin mercek altına alındığı ve yakından izlenen bazı bürokrat, müteahhit ve aracıların telefonlarının dinlenmeye başlandığı iddia edildi. Yakında sonuçlanacağı söylenen operasyon kapsamında bazı bürokratların gözaltına alınması ihtimalinin yüksek olduğu savunuluyor.Yolsuzluklarla mücadelede yorulduğunu ileri süren Okuyan, Yeni Evrensel gazetesinde 04.07.2001 tarihinde manşetten verilen ve Turhal SSK Hastanesi'ndeki vurgunu, usulsüzlükleri anlatan haberin ardından kılını bile kıpırdatmadı. Adım atmaması bir yana, Turhal SSK Hastanesi Başhekimi Mehmet Yasin Yücer ile Turhal Devlet Hastanesi'nde başhekimlik yapmış olan Cihat Özek tarafından Tokat'ın Turhal ilçesinde kurulmuş olan iki ayrı özel sağlık merkezinde dönen dolapları anlatan haberin ardından gazetemiz sağlık muhabirinin bakanlığa faksladığı sorulara da aylardır cevap verilmedi.

Raporlara aldırmadı Bakanlık Basın Danışmanı Kayhan Ünal'ın önünde duran şu sorular Okuyan'ın müfettiş raporlarını dikkate almadığını gösteriyor: "Bu kişiler başhekimlik yaptıkları kamu hastaneleri ile özel sağlık merkezleri arasında herhangi bir resmi anlaşma olmamasına rağmen hastaları bu merkezlere yönlendirip paralarını da SSK'dan tahsil ettikleri ve kamu hastanelerine müracaat eden hastalardan gereğinden fazla, hastanelerde yapılamayacak tetkik ve tahlil istenmesi gibi usulsüzlükler yaptıkları müfettiş raporlarıyla da belirlenmiş olmasına rağmen bu kişilerin görevi neden aynı şekilde devam ediyor?" "1219 sayılı mevzuata göre, özel sağlık merkezleri muayehane kabul ediliyor. Bir hekime iki işyerinden fazla işyeri için yetki tanınması uygun görülmediği ve buna rağmen bu kişilerin iki hastanenin de ortağı olduğu bilindiği halde bakanlığınız neden bu konuda herhangi bir girişimde bulunmuyor?" "SSK Başhekimi Yücer ve Personel Şefi Nezir Şıvgın hastanede kadrolu işçi olarak çalışanların bazılarına yıllarca usulsüz fazla mesai ödenmesine göz yumdukları için uğradıkları soruşturma sonucu; özel sağlık merkezleri ve fazla mesai konusunda büyük yolsuzlukların olduğu, başhekim ve Şıvgın'ın görevini kötüye kullandıkları, kurumu milyarlarca lira zarara uğrattıkları müfettişlerce de ispatlandı. Soruşturmanın ardından Başhekim Yücer Amasya'nın Suluova ilçesi SSK dispanserine üç yıl kademe durdurma cezası ile birlikte sürgün edildi. Nasıl oluyor da Yücer suç işlemiş olduğu mahale, yani Turhal SKK Hastanesi'ne baştabip görev ve yetkilisi sıfatıyla geri getiriliyor?"

BiliyorduTurhal Yolsuzluklarla Mücadele ve Çözüme Kavuşturma Gönüllüleri tarafından bakanlığa yapılan birçok başvuruya rağmen Yücer hâlâ görevinin başında. Okuyan'dan güç alan Yücer, SSK Unvan Yükseltme Yönetmeliği'ne aykırı şekilde atandığı için Danıştay tarafından 25.02.1999 tarihinde verilen kesin kararla müdürlük görevinden alınmış olan Nezir Şıvgın'ı müdür görev yetkilisi olarak çalıştırıyor. Bakan Okuyan bir yandan şov yaparken, bir yandan da tasfiye politikalarının sonucu oluşan insan sağlığı üzerindeki vurgunun sorumluluğunu hükümetin üzerinden almaya çalışıyor. SSK'ları "kara delik" olarak gösteren hükümetlerin, özel sağlık kuruluşlarını teşvik ederek SSK'nın milyarlarca lirasının hortumlanmasına göz yumdukları ve kendisinin de bu hükümetlerde sürekli bakan olarak görev aldığı gerçeğini unutturarak kendini aklamaya gayret ediyor.
www.evrensel.net