Çorap atölyelerinin sahibi kim?

Çorap atölyelerinin sahibi kim?

Büyük çorap firmaları bir düzine çorap için 450 bin lira verdikleri fason atölyelere 575 bin lira ödemeye karar verdiler.

Çorap atölyelerinin sahibi kim?Muzaffer ÖzkurtTerazidere'den Topkapı'ya kadar uzanan, tozlu, boyasız ve harabeyi andıran işhanları içinde kurulu yaklaşık 2000 çorap atölyesinde, bu aralar tek bir konu tartışılıyor. Büyük çorap firmalarının üç ay gecikmeli olarak fason üretime yaptıkları zam. Yüzde 12'lik bu zam oranı kaba bir hesapla 25 bin çorap işçisini ilgilendiriyor. Fason atölyeleri rahatlatmaktan uzak olan bu zamla, daha önce 450 bin lira olan bir düzine çorap artık 575 bin ila 590 bin lira karşılığında yapılacak. Ve bu fiyat, hem atölyeler hem de buralarda çalışan işçiler için gelecek günlerin daha zor olacağının habercisi.

3-5 şirket belirliyorBüyük çorap şirketlerinin bir düzine çorap için geçen yıl atölyelere verdiği miktar 0.743 dolara denk düşerken, kriz ve sonrasında yaşanan develüasyon bu rakamı neredeyse yarıya indirdi. "1986 yılında bir düzine çorap için verilen fiyat, bugünkü kurdan hesaplandığında 1 buçuk milyon lirayı aşıyordu. Bugün bir düzine için 575 bin lira veriliyor. Üstelik zammı henüz tam uygulamadılar belli firmalar vermeye başladı" diyor İstanbul Çorapçılar Odası Başkan Yardımcısı Murat Karabiber. Bunu belirleyen ise sayısı 5'i geçmeyen büyük çorap şirketleri. Azim, Çelik, Mısırlı, Öztaş gibi... Bu şirketler de odaya bağlı, ancak odanın belirlediği fiyatı uygulamıyorlar. Genelde yüzde 10'u geçmeyen zam oranlarında anlaşarak, bunu hayata geçiriyorlar. 'Kriz var' diye yakınsalar da ihracata çalıştıkları için krizden fazla etkilenmeyen büyük firmalar, müşterileriyle pazarlıklarında yaptıkları indirimi de fason atölyelerden çıkarıyorlar. Bunun sonucu da; ucuz işgücü, sınırsız-kuralsız çalışma, "İşine gelmiyorsa yapma" tehdidi... "12 makinası olan bu atölye benim gözüküyor ama aslında şirketlerin. Bu atölyenin rantını yiyen onlar ve biz işçiyiz" diyor Karabiber ve şöyle devam ediyor: "Bir atölyenin 27 kalem masrafı var. Bunları ödeyemeyen atölyeler kaçak elektrik yoluna gidiyor. Çaresizlikten. En son işçinin hakkını gasp ediyor. Sigortası ödenmiyor, yeterli para verilmiyor."

'Birlik olamadık' Fason çorap atölyelerinde işleyen ve gerek işçiler ve gerekse atölye sahipleri üzerinden silindir gibi geçen bu sistem niye sürüyor? "1995 senesinde 8 saat çalışmak için bir eylem yaptık. Makinaları durdurduk ve buna oda dışında örgütlü dernek de destek verdi. 3-4 ay sürdü" diyen Karabiber, "Büyük fabrikaların stoku bitince baskı yapmaya başladılar. Çok baskı gördük. Adımızı 'terörist'e çıkarttılar. Terörle Mücadele'den polisler geldi gözaltına aldılar. Duymadığım küfür kalmadı. Patronlar iş yapmamakla tehdit etti, insanlar aç kalmaktan korktu. Arkamızda bir güç göremedik ve bitti" diyerek birlik olamadıklarından yakınıyor. Şimdilik büyük şirketlerin istediği oluyor. Bu istekler, birçok atölyenin kapanmasına neden olurken, birçok atölye de kapanmayı bekliyor.

Haftada 72 saat İşçilerin durumu da atölyelerle beraber kötüleşiyor. Haftada 72 saat çalışan işçiler ay sonunda ancak 200 milyon lira alabiliyorlar. Kıdemli işçilerin ücretleri bunun biraz üzerinde. Çok sayıdaki küçük yaşta çırak için ise durum daha da kötü. Onların haftalıkları 20 milyon lira ile 40 milyon lira arasında değişiyor. Atölyelerde çalışan 25 bin işçinin iş kıyafeti de neredeyse aynı. Üstleri ya çıplak ya da kolsuz atlet giyiyorlar, altlarında ise genellikle şort var. Çoğunluğu Çorumlu. Atölyelerde akrabalık ilişkileri hakim. Atölye sahipleri genellikle çocuğunu, kardeşini ya da başka bir akrabasını çalıştırıyor. İşçilerin çalışma alanı, loş ışıklı atölyelerin kapısının açıldığı karanlık koridorlar ve bu koridorlarda dizili, birbirine bitişik odalar. Sürekli olarak sağır edici gürültü yayan makinalar, aynı zamanda korkunç bir ısı kaynağı. Loş ışıkta ve sürkeli ayakta çalışan işçiler, bel ağrısı ve göz bozukluğundan şikâyetçi.
www.evrensel.net