Ekonomi yol geçen hanı gibi

Prof. Dr. Korkut Boratav, Türkiye'nin en büyük bunalımına yol açan krizde, elini kolunu sallayarak dolaşan ulusal ve uluslararası sermaye hareketlerinin belirleyici olduğunu vurguladı.

Ekonomi yol geçen hanı gibiKrizde sermaye hareketlerinin rolüne dikkat çeken Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Korkut Boratav, krizden çıkış için bu hareketlerin mutlaka kontrolünün şart olduğunu vurguladı. Prof. Boratav, Bağımsız Sosyal Bilimciler-İktisat Grubu'nun internet sitesinde yayınlanan "2000/2001 Krizinde Sermaye Hareketleri" başlıklı makalesinde, sermaye hareketleri serbestisinin kriz öncesinde ve kriz sırasında oynadığı rolü ortaya koydu. 2000 yılının ilk on ayı içinde, net yabancı sermaye girişinin 15.2 milyar dolara ulaştığını belirten Boratav, 2000 yılının tümünde Türkiye'nin dış borç stokunun 12.8 milyar dolar arttığına, ancak bu borcun Türkiye'nin cari açığını finanse etme ihtiyacından kaynaklanmadığına dikkat çekti. Türkiye'nin 2000'in ilk on ayı boyunca 7.6 milyar dolarlık cari işlem açığını finanse ederken dış borcunun 12.8 milyar dolar artırdığının altını çizen Boratav, "Kısacası, dış borçlar cari işlem açığından bağımsızlaşan bir ivme ile büyümektedir. Nedeni, sermaye girişlerinin önemli bölümlerinin rezerv birikimine ve yerli aktörlerin sermaye çıkarmalarının finansmanına tahsis edilmesidir" dedi.Dış borçlardaki kontrolsuz artışı belirleyen ikinci etkenin yerli sermayenin 2000'in ilk on ayında 2.3 milyarı kayıtdışı olmak üzere ülke dışına 5.3 milyar dolar çıkarması olduğunu ifade eden Boratav, yabancılar Türkiye'ye büyük boyutlu sermaye getirirken, yerli bankalar, firmalar ve rantiyelerin sermaye girişinin yüzde 35'ine ulaşan bir tutarı ülke dışına çıkardıklarına dikkat çekti. Boratav, yabancı kökenli sıcak paranın büyük bölümünün yerli bankalara açılan kısa vadeli kredilerden oluştuğunu dile getirerek, yabancı bankaların ödenememesi durumunda Hazine tarafından üstlenileceğini tahmin ederek, yerli bankalara cömertçe borç verdiklerini ve haklı da çıktıklarını belirtti.Ekim 2000'de yerli ve yabancı sermayenin dışarı çıkma eğiliminin ortaya çıktığını kaydeden Boratav, ilk darbenin kasımda yabancıların net 5.2 milyar dolar menkul değer satarak dışarıya çıkarmaları ile gerçekleştiğini ve bu şokun MB rezervlerini erittiğini ifade etti. Boratav, şubat ayında büyük boyutlu sermaye çıkışlarının 6.3 milyar doları bulduğunu anımsattı. Boratav, 11.5 milyar dolarlık sermaye çıkışının 10.3 milyar dolarının yabancılardan kaynaklandığına işaret ederek, kriz öncesi ve sonrasında meydana gelen sermaye hareketlerinin Gayri Safi Milli Hasıla'nın yüzde 10'unu aştığını ve hiçbir finansal sistemin bu büyüklükteki şokları kaldırmasının mümkün olmadığını vurguladı. Kriz öncesi ocak-ekim döneminde 15.2 milyar dolar olan yabancı kökenli net sermaye akımlarının, krizin ardından Kasım 2000-Mayıs 2001 süresinde -8.7 milyar dolara döndüğünü aktaran Boratav, "Türkiye'nin sermaye hesabı kevgir veya yol geçen hanı gibi açık olmasaydı, finansal sistemin yapısal sorunları ne olursa olsun, sermaye giriş ve çıkışları arasında bu boyutta dalgalanmalar mümkün olmazdı. Ekonomide aşırı bir ısınma meydana gelse bile bunun başlangıcı sermaye hareketlerinden kaynaklanmaz, olsa olsa cari işlem açıklarının finansmanı sorunları ile karşılaşılır; sermaye çıkışlarının yol açtığı finansal kriz olasılığı çok daha zayıf olurdu" görüşünü dile getirdi.

Patlama değil, çöküntü"Güçlü Ekonomiye Geçiş Programı"nın kurun istikrar kazandırılmasına önerisinin "Ekonomi dolar talep edemeyecek kadar daralınca, döviz kuru istikrar bulacaktır" şeklinde özetlenebileceğini kaydeden Prof. Korkut Boratav, "Bu, kısacası, 'hastayı bitkisel hayata sokarak ateşini düşürme' tedavisidir ve Türkiye bağlamında bir toplumsal cinayete tam teşebbüs anlamına gelir." dedi.
www.evrensel.net