Önce OHAL kalksın

Diyarbakırlılar, 1 Eylül Dünya Barış Günü için yapılacak mitingin yasaklanmasını iyi niyetin geri çevrilmesi olarak yorumluyorlar.

Önce OHAL kalksınMehmet Aslanoğlu - Seyit Oluğ1 Eylül Dünya Barış Günü nedeniyle barış ve Kürt sorunu Diyarbakır'da yoğun olarak konuşuluyor. Özellikle HADEP'in merkezi Ankara mitingi çerçevesinde yaptığı çalışmalar vesilesiyle hemen hemen Diyarbakır'ın her yerinde barış, Kürt sorunu, devletin tutumu ve yapılması gerekenler tartışılıyor. Diyarbakır Emniyet Müdürü Gaffar Okkan'ın öldürülmesi ve hemen ardından HADEP Silopi ilçe yöneticileri Serdar Tanış ve Ebubekir Deniz'in kaybolmasıyla oluşan karamsar tabloya bir de barış mitingine getirilen yasak eklendi. Bölgedeki 16 ilin sendika ve kitle örgütü temsilcilerinin yayınladığı basın deklarasyonunda da bu karamsar tablo kendini açıkça hissettirdi. Ankara mitingine katılmak isteyen binlerce kişi yasak kararını protesto ediyor. Görüştüğümüz insanların hemen hepsi konuşmalarında devletin barış yönünde adım atacağına olan inançlarını yitirdiklerini belirterek, bölge halkının barış talebinin daha gür bir sesle yükseltmesi gerektiğine vurgu yapıyor. Diyarbakırlılar, öncelikle OHAL'in ve idamın kaldırılmasını, genel affın çıkarılmasını, Kürtçe üzerindeki yasakların son bularak Kürtçe eğitim ve yayın hakkının sağlanması gerektiğini dile getiriyorlar.

Barış olsunBölgede yaşanan çatışmalarda oğlunu, kocasını, kaynını, görümcesinin 3 oğlu ve annesini kaybeden Sabriye Güneşli, Silvan'ın Meleka köyünde oturuyor. Geçimlerini ağanın yanında şöförlük yapan oğlunun geliriyle sürdürdüklerini söylüyor. Barışın kendiliğinden gelmeyeceğini Kürtlerin barış için el ele vermesi ve birbirine karşı dürüst olması halinde gelebileceğini belirtiyor. Güneşli, "Kürtçe konuşalım. OHAL kalksın. Hapishanelerdeki tüm mahkûmlar da dışarı çıksın" diye ifade ettiği isteklerinin başına da idamın kaldırılarak her iki tarafın barış masasına oturmasını koyuyor.70'ine merdiven dayamış olan Hacı Bedri Doğu'yu bir dükkânın önünde oturmuş buluyoruz. Burada konuşma isteğimize "Eve gidelim orada konuşuruz" yanıtını veriyor. Hacı Bedri, evde yalnız yaşıyor. Çocukları ve torunları İstanbul'da. Onlarla Ankara'da görüşeceğini söylüyor. Bölgeye neden bir türlü barışın gelmediği sorumuza ise şöyle yanıt veriyor: "Kürtler kabul edilmediği için". Çat pat Türkçe bilen Hacı Bedri, "Kim ne derse desin Kürtler vardır, yok sayamazlar. Küçüklükten beri içimize jandarma ve polis korkusu sindirilmiştir. Elini kaldırana Allah bile yardımcı olur. Ama elini kaldırmayana. Onu döverler de, küfrederler de, sömürürler de. Aslımı inkâr edemem" diyor. Hacı Bedri, "Benim fikrimi soruyorsanız 40 günlük çocuk bile Ankara'ya barış için gitmeliydi" diyerek bu konudaki yasağı kınadı.

İyi niyet yokAhmet Taş, tuğla fabrikasında çalışıyor. Günde 250 kilo kömür kırıyor. 190 milyon maaş alıyor ama iki ayda bir. Kızıltepe'nin Yeşillik köyünden. "Köyüm yakıldı, bağımız bahçemiz vardı. Köye dönüşten haberim yok. 10 yıldır köye gitmem yasak" diyor. 3 çocuğuyla bir gecekonduda yaşıyor. 2 oğlu da Kürtçe okuma yazma biliyor. Kendisi Ankara'ya gidemese de kızını ve eşini gönderecekti. Taş da, OHAL'in büyük bir sorun olduğuna vurgu yapıyor. Ahmet Taş, köyünden ayrılmasının öyküsünü anlatırken epey düşünceli. "Yüzbaşı bir gün köyümüze geldiğinde çocuğun birine sen Türk müsün Kürt müsün diye sordu. Cevabını da kendisi verdi. 'Sen Türksün. Türklüğünü inkâr eden bir insanın dini imanı yoktur' dedi. Ben de komutana 'Biz Kürt'üz' dedim. Yüzbaşı yemeği yemeden ayağa kalktı ve çıktı gitti. Muhtar, bana buradan güvenliğim için gitmem gerektiğini söyledi. Biz de ardımıza bakmadan gittik. Benim tek günahım Kürt olduğumu söylemek." Devletin barış elini uzatmaya niyeti olmadığına inandığını belirten Taş, Ankara mitinginin yasaklanmasının bunun göstergesi olduğunu söylüyor. İnsanın bir başarıya ulaşması için zorluklara katlanması gerektiğine inandığını belirten Taş, "Bir bağdan iyi bir üzüm almak için etrafını kazman, iyi sulaman, iyi budaman, ilaçlaman lazım ki iyi üzüm alasın. Bunları yapmazsan işe yaramaz bir üzüm alırsın ve yiyemezsin çünkü hiçbir tadı olmaz" diyerek yasak kararına rağmen herkesin bu konuda çaba göstermesi gerektiğini söyledi.
www.evrensel.net