Karanlığın sızlayan kalbi...

Sinemanın büyük ustalarından Coppola'nın beyazperdenin tarihinde unutulmazlar arasına giren savaş filmi 'Apocalypse Now' yeniden vizyonda.

Karanlığın sızlayan kalbi...A. O. Scott1979 yılı yapımı olan ve Filipinler'de 16 ayı aşan bir süre içinde ve hikâyenin anlattıkları gibi masalsı koşullar altında çekilen film, basit bir şekilde çatallanarak döneminin tarihsel konusu olan Vietnam Savaşı ile karanlığın metafizik kalbini deşmek için büyük ve kararmış ihtiras arasında bölünüyor. Bu iki yönden birinde başarılı olup olamadığı ise filmin 22 yıl önce Cannes Film Festivali'nde ilk gösterilmesinden bu yana bir tartışma konusu. "Apocalypse Now" (Türkiye'de 'Kıyamet' ismiyle gösterilmişti) büyük bir Vietnam filmi mi?Esinlenildiği varsayılan Joseph Conrad imzalı "Heart of Darkness, - Karanlığın Kalbi" isimli romanın değerli bir uyarlaması mı? Yoksa sürekli birlikte ele alınan 19. yy edebiyatı ile 20. yy tarihini fitillemeye mi çalışıyor yoksa ayrı damarlardan mı gitmeye çalışıyor?Aradan geçen zaman tuhaf bir şekilde bu soruların getirdiği tartışmaların karşılığını verdi. Ya da başka bir açıdan "Apocalypse Now," Vietnam üzerindeki sınırlı perspektifine, Conrad'ı bir sınav kâğıdı gibi, yağını çıkarırcasına keşfetmesiyle ve neredeyse tutarsız sonuna karşın dev bir film. Her izlemede zenginleşiyor ve daha garip bir hal alıyor; 20 yıl önce montaj odasında bir kenara bırakılan sahnelerin filme yeniden kazandırılması sadece yüceliğine yücelik katıyor."Apocalypse Now Redux" bu laçka sezonda, sık sık aşırı gururla flört eden ancak risk almaktan çekinmeyen ve yüksek ciddiyetin var olduğu yaratıcı özgüven dönemini, kaybolmuş hayalci sinema çağını anımsatmaya geliyor. Filmin ilk hali "Apocalypse Now"da perdedeki sanatsal vizyon - Coppola'ya sağlığını, aklını, servetini, oyuncularının, ekibinin ve ailesinin varlığını riske edecek derecede ilham veren tanrısal çılgınlık - filmin tükenmez gücüne kıyasla çok daha az etkileyici ve daha az önem taşıyor.

Diğer isimlerVe film Amerikan auterizminin -bir filmin her şeyin üstünde yönetmenin kişisel ifadesi olduğu kavramı- üst noktasıyken (aynı zamanda felaketi), başarı tek başına Coppola'ya ait değil. Coppola'nın John Milius ile birlikte yazdığı senaryo, balta girmemiş ormanlarda geçen savaşı, sıkı, serüvenci bir epik kâbusa dönüştüren, absürdlüğü, zulmü ve sanrısal rastgeleliği örgütleyen parlak dehanın bir başarısıdır.Hikâye, Michael Herr'ün engebeli, kendini bilen edebi anlatımının ayrıcalığıyla; Dean Tavoularis'in yapım amirliği, Vittorio Storaro'nun sinematografisi, Walter Murch'ün seslendirmesi ve oyuncuların sesleri ve yüzleriyle, seslerin ve görüntülerin içinde vücut buluyor.Günümüzde dijital temeller üzerine kurulu, bilgisayarla üretilmiş, canlı aksiyon filmleri üretme modası ve gerilimli, hareketli yapımlar, bizleri pikselleştirilmiş, aşırı hareketli bir uyku haline sürükledi. "Apocalypse Now Redux" insanı sarsarak uyanık tutuyor. Willard ve takımının takıntılı ve Wagner sarhoşu Kilgor isimli (Robert Duvall) hava süvarisi ile karşılaştıkları sekansta yer alan silahların ve palaların çıkardığı gürültü arasında diyaloğun tümünün duyulurluklarını koruduğu, koreografisi sert kaos ve çatışma manzarası tek başına bu eserin tarihin en iyi savaş filmlerinden biri olduğunu kanıtlayacak nitelikte.

'Hiç Savaşı'Ordunun çılgınlığa mahkûm ettiği adamla buluşmak için ilerleyen Willard, 'Bu Kilgore'un savaşma şekliyse. Acaba Kurtz'a karşı ne yapacaklar?" diye kendi kendine soruyor. Ve cesetlerin üstünde iskambil oynarken, yaralı bir çocuğa ilk müdahalenin yapılması için her şeyi bir yana bırakan Kilgore belki de Kurtz'la karşılaştırıldığında Vietnam'ın tezatlıklarına daha uygun düşen bir kişilik. Albayın kavrulan tımarhanesinde garip antropoloji kitapları okumanın dışında ne yaptığı asla netlik kazanmıyor.Conrad'ın Kongo'da Belçikalı bir fildişi tüccarı olan Kurtz'un barbarlığı, fethetmeye ve boyunduruk altına almaya dayalı sömürgeciliğin kaçınılmaz vahşiliğini açığa vuruyordu. Ancak Güneydoğu Asya üzerindeki Amerikan emelleri başkaydı. Fransız kauçuk tarlalarının hayalet nitelikleri taşıyan kâhyası Amerikanların "Tarihteki en büyük hiç için savaştıklarını" ilan ederken, salt savaşın ne kadar boşuna olduğunu göstermekle kalmayıp, bir soyutlama içinde savaşın kökenlerine de gönderme yapıyor.

Anlamlı tablolar "Apocalypse Now"ın döneminin diğer Vietnam filmlerini geride bırakmasının bir nedeni de savaşın ahlaki çelişkisini savaş filmi türünün melodramatik kalıplarıyla çözümlemeye çalışmadan yakalıyor olması. Coppola bu tip bir çözümleme yerine acı verici çok anlamlılığının tablolarını yapıyor: Küçük bir teknedeki bir ailenin yanlışlıkla katledildiği ve Willard'ın yaralı bir sivili başından vurarak son verdiği sekans gibi.Peki bunlar bizi nereye götürüyor? "Apocalypse Now"a ilşkin en önemli eleştiri olan final sahnelerinde Marlon Brando'nun hikâyeye girişiyle başlayan kopukluklar yeni uzun final montajında yok.Willard ve hayatta kalan adamları (Laurence Fishburne and Albert Hall) Kurtz ile karşılaştıklarına drama artık sona ermiştir ve bu noktada Brando'nun ortaya koydukları yoruma açıktır. Brando, yeni eklenen sahnelerden birinde yaprakların benekli gölgesi altında oturmuş ve etrafı çocuklarla çevrili bir halde, mezara benzeyen hücresinde yarı baygın yatmakta olan Sheen'e Time dergisinden makaleler okumaktadır.Berraklığı ve karanlığı yeni gözlerde yeni yollardan geçerek çözülecek olan filmi 22 yıl sonra görmeye değer. Che Guevara'nın Vietnam üzerine söylediklerini hatırlarsak, iki, üç, birçok Apocalypse var.

(New York Times'tan kısaltarak çeviren Ali Karataş)

www.evrensel.net