Dershane furyası

Dershane furyası

Adana merkezde Milli Eğitim'e bağlı 61 lise, 92 ilköğretim okulu bulunurken 63 özel dershane faaliyet gösteriyor.

Dershane furyasıAnadolu ve fen liseleri ile üniversiteye hazırlıkta devlet okullarındaki eğitim-öğretim eksikliğini gidermek iddiasıyla hizmet veren ve son yıllarda "etüt merkezi" adı altında ilköğretim okullarının ilk dönemlerine kadar faaliyet halkasını genişleten dershaneler büyük bir sektör haline geldi.Adana ile merkezinde Milli Eğitim Müdürlüğü'ne bağlı 61 lise, 92 ilköğretim okulu bulunurken, 63 özel dershane faaliyet gösteriyor. Yeni eğitim-öğretim yılının başlamasına az bir zaman kala kayıtlarını sürdüren dershaneler de aynı zamanda start verdiler. Okula başlamadan, dershanenin yolunu tutan öğrencilerin velileri ise bir milyarı bulan ücretler nedeniyle biraz daha kemer sıkmak zorunda kaldılar.

Rakamlar astronomikİlköğretim, lise ve dengi okulların öğrencilerinin yanı sıra özel okul öğrencilerinin de devam ettiği dershanelerde ücretler, piyasa koşullarına göre belirlendiği için astronomik boyutlara kadar ulaşabiliyor. Dershane açmak için ise oldukça yüklü bir bürokratik işlem gerekiyor. Bayındırlık'tan, İl Sağlık Müdürlüğü'ne, Belediyeden Maliye'ye kadar birçok kurumda evrakla dolaşmak ve onay almak zorunda kalan dershanelerde 1.2 metrekareye bir öğrenci düşecek oturum alanı gerekir. Belirli aralıklarla denetlenen bu dershanelerin açılış onayı ise tamamen Milli Eğitim Bakanlığı'na ait. Her dershane, bakanlıkça verilen kod numarasına göre internette açılan sitede ücret tarifelerini vermek zorunda. Ancak, dershane ücretleri ile ilgili standart bir tarife bulunmuyor.

Eğitimci gözüyleÇukurova Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Adil Türkoğlu, yaptığı açıklamada, öğrenciyi dershaneye göndermenin bir zorunluluk olmadığını, bunda özentinin de etkili olduğunu belirterek, şöyle konuştu: "Üniversitelerin alacağı öğrencinin kısıtlı olması nedeniyle her yıl hem veliler hem de öğrenciler aynı stresi yaşıyor. Bu nedenle, veliler dişlerinden tırnaklarından ayırdıkları para ile çocuklarını bir dershaneye gönderiyorlar. Yaşanan bugünkü ekonomik kriz içinde insanlar milyarlarca lira ödüyorlar. Bu duruma ise, okullardaki eğitimin kalitesine olan güvensizlik neden oluyor."

Yararlı değilDershanelerin eğitim açısından yararlı olmadığını belirten Türkoğlu, "Eğer bir öğrencinin zihinsel kapasitesi yeterliyse dershaneye gitmeden de üniversite ya da Anadolu Lisesi veya Fen Lisesi sınavlarını kazanabilir. Okulda dikkatli ders dinleyen, evde ise planlı çalışmayı bilen bir öğrencinin başarılı olamaması diye bir şey söz konusu olamaz" dedi. Hem velilerin hem de öğrencilerin, sanki dershaneye gitmeseler başarılı olamayacaklar gibi bir şartlanma içinde bulunduklarına işaret eden Türkoğlu, şöyle devam etti:"Benim kişisel görüşüm: Öğrenciyi dershaneye göndermek yerine ders çalışmasını öğretmektir. 'Komşum gönderiyor, ben neden göndermeyeyim' mantığına bir son verilmelidir. Veliler ve öğrencilerdeki bu şartlanma bugün Türkiye'de dershanecilik gibi büyük pastası olan bir sektörü doğurdu. Dershaneler, sınavı kazandıramadıkları değil, kazandırdıkları öğrencilerin isimlerini duyurup, dev posterli reklamlar yaparak, bu büyük pastadan daha fazla pay almanın yarışı içine giriyor." Türkoğlu, bu konuda eğitim fakültelerinin Program Geliştirme ve Rehberlik Danışmanlık Bölümlerine ciddi görevler düştüğünü kaydederek,"Eğer fakültelerimiz bu konuda velilere ve öğrencilere yardımcı olurlarsa bu ekonomik krizde veliler, yiyecek ekmeklerini dershanelere vermek zorunda kalmazlar" dedi. src=/resim/b1.gif width=5>
Başa dön


Ders kitabı piyasasıŞebnem TurhanÖğrenim yılı başlıyor fakat öğrencilerin ders kitaplarını bulabilmesi birkaç ayı bulacak. Okulların açılmasına sayılı günler kaldığı halde ders kitaplarının bir kısmı basılmadı, ayrıca Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) Yayınevi de kitap dağıtımına başlamadı.

Piyasası kurulduHer yıl benzer sorunların yaşanmasının sebebi, ders kitaplarının da bir "piyasası"nın oluşmuş olması. Tam bir rant alanı haline getirilen ders kitaplarının, yüzde 93'ü özel yayınevleri tarafından basılıyor. Yayınevleri ise okul idarecileriyle oturdukları pazarlıklarda, kendi kitaplarının okutulması karşılığında "bonkör davranmayı" tercih ederken, genellikle bir ders kitabı için belirlenen yayınevi tüm sınıflara yaygınlaştırılıyor.

Yüzde 74'ü özelTürkiye'de kitap seçiminin yüzdesine bakıldığında ise korkunç bir tablo gözler önüne çıkıyor. MEB Yayınevi'nin kitapları ucuz, kaliteli ve kolay ulaşılabilir olmasına rağmen, okutulan yüz kitabın ancak 26'sı MEB tarafından basılıyor; okutulan kitapların yüzde 74'ü ise özel yayınevlerine ait. Özel yayınevlerinin okul idarecilerine, seçilen kitap başına ödediği pay, ayrıca verilen rüşvetler MEB kitaplarının seçilmesini engelliyor. Yayınevlerinin kitaplarının seçilmesi, müdürün öğretmen üzerindeki etkinliğine ve aldığı paya göre değişiyor. Önceki yıllarda kullanılan ve ucuz fiyatlarla alınabilecek kitaplar ise ertesi yıl tercih edilmeyerek, velilerin sırtından kazanılan rant büyütülüyor.

Kitaplar basılmadıÖzel yayınevlerinin etkisiyle zaten az oranda okutulan MEB kitaplarını bulmak da zor. Önceki yıllarda da bulunması güç olan MEB'in kitaplarının dağıtımının gecikmesi, velilerin kitap bulmakta karşılaşılacakları zorlukların da habercisi. Okutulacak ders kitapları haziran ayında belirlenmiş olmasına rağmen, halen özellikle iş eğitimi ve ev ekonomisi gibi bazı ders kitaplarının basımı bitmedi. Toptancıların da işin içine girdiği kitap piyasasında dönen dolapların yanı sıra, ders kitaplarına yapılan yüzde 40 zamla birlikte velilerin sırtına bir yük daha bindirdi.Gazetemize açıklama yapan Kitapçı ve Kırtasiyeciler Odası Başkanı Ünal Şimşek de, ders kitaplarının seçiminde yayınevlerinin okul müdürleriyle yaptığı pazarlıkların belirleyici olduğunu anlattı: "Hangi yayınevi okula bazı vaatlerde bulunursa, derse o yayınevinin kitapları seçilir. 'Okula bilgisayar alacağım, katkı yapacağım' der ama bu katkıların da nereye gittiğini bilemezsiniz. İki kişi arasında geçer tüm konuşmalar."Şimşek, bu olanların eğitimle ilgili olan herkes tarafından bilindiğini ancak tepki gösterilmediğini dile getirerek, bu yıl da kitap sıkıntısının yaşanacağını, çünkü yayınevlerinin az kitap bastığını kaydetti.

Dağıtımda tekelDers kitaplarının dağıtımı da, ayrı bir sorun. Özel yayınevlerinin kitap dağıtımında da tekel oluşturduklarını ifade eden Şimşek, dağıtımda kitapçılara fiyatın yüzde 50'sinin peşin, geri kalanının da 15 Eylül'de ödenmesini dayattıklarını belirtti. Şimşek, okulların Eylül'ün 10'unda açılacağını hatırlatarak, "Satışlarımız ancak Eylül'ün 15'inde çoğalacak, ama o gün ödenecek senetlerimiz de var. Kitapçıların çoğu ekonomik krizden dolayı dükkânlarını kapattılar, bu dönemin ardından da dükkânını kapatacak çok esnaf olacak" dedi. Şimşek, kitap dağıtımının 3-5 dağıtımcı tarafından yapıldığını kaydederek, kitapçıların fazla kitap alamadığını söyledi. Bütün bunlara ek olarak, kitapların Kitapçı ve Kırtasiyeciler Odası'ndan satış belgesi almayan kişiler tarafından satılmasından da şikâyet eden Şimşek, "İlaçları nasıl eczacıdan başkası satamıyorsa kitapta da durum böyle olmalı. İlaç yanlış olursa bir kişi zehirlenir ancak kitap yanlış olursa milyonlarca kişiyi zehirlersiniz" diyerek velileri uyardı.
www.evrensel.net