Kitaplara yeni hayat

Kitaplara yeni hayat

"Yalnız, bu iş aşksız hiç olmaz" diyor Şükrü Usta, "Seveceksin kitapları, bir coşku olacak! Severek yapıyorum ben bu işi." Ellerinin itinalı dokunuşlarından, bir kitabı ciltleyip bitirdikten sonra gözlerinden taşan parıltıdan, o kitabı kavrayışından belli.

Kitaplara yeni hayatEnder ÖzbayAydınlanmanın miladı, basım yayının miladıyla bir tutulur genellikle. Yanlış da değildir. Sümerlerin ve Çinlilerin o en ilkel girişimleri bir yana; teknolojinin ilerlemesine dayanan, seri üretim sağlayan matbaaların 15. yüzyılda Avrupa'da ortaya çıkan ilk atası (1438'de J. Gutenberg geliştirmiştir bunu) aydınlanma yolunda atılmış en büyük adımlardan biriydi insanlık tarihinde.Önceleri el yazması biçminde, "nadide parçalar" olarak çok az sayıda çoğaltılan kitaplar, birdenbire yüzlerce, binlerce basılıp insanlara yayılmaya başladı. Bir yan alan olan "ciltçilik" ise, matbaanın da kullanımından önce, daha kitabın ortaya çıkış serüveninde gösterir kendini. Daha doğrusu, kitap kavramı aslında ciltçiliğe dayandırır varlığını. Kitap bütünselliğinin sağlanabilmesi için yaprakları bir arada tutan cilde...

Hâlâ önemliDaha Hıristiyanlık'ın ilk dönemlerinde, önceleri Mısır, Yunanistan ve Roma'da rulo biçiminde saklanan el yazması papirüsler ve parşömenler, dikdörtgen biçiminde kesilip, deri şeritler üzerinde bir-iki iplikle bağlanarak iki tahta levha arasına yerleştirilip saklanmaya başlandı. Böylece ilk cilt ortaya çıkmış oluyordu. Günümüze evrilip gelirken de, kendi içinde farklılaşan alanlara ayrılmıştır ciltçilik.Bu uğraşı "sanat" olarak ele alıp, daha çok süslemeye ağırlık veren nakkaşlar ayrı bir yolda; "zanaat" olarak ele alan esnaflar ayrı bir yolda yürür olmuştur. Zamanla da, sanayileşen basın içinde, seri üretime dayalı sanayi ciltçiliği ise apayrı bir yol olmuş gelmiştir. Bunların içinde, küçük esnafın sürdürdüğü ciltçilik, önemini ve güncelliğini yitirmeyen; mütevazı ve saygın bir uğraştır hâlâ.

Aşksız olmaz!Motif Ciltevi, her köşesiyle, ciltçiliğin tarihinin izlerini taşıyor. Şükrü Usta da, "Biz kitaplara can veririz yeniden; ömür veririz" derken, uğraştığı işin tarihinin bilincinde olarak mahçup bir gururla gülümsüyor. "Kırk beş yaşındayım" diyor, "Çocukluğumdan beridir, kendimi bildim bileli bu işin içindeyim." Elinin işlekliğinden belli."Yalnız, bu iş aşksız hiç olmaz" diyor, "Seveceksin kitapları, bir coşku olacak! Severek yapıyorum ben bu işi." Ellerinin itinalı dokunuşlarından, bir kitabı ciltleyip bitirdikten sonra gözlerinden taşan parıltıdan, o kitabı kavrayışından belli.İzliyoruz bir yandan, bir yandan gösteriyor bize nasıl yeniden hayat verdiğini kitaplara: "Önce sırt taraflarını yapıştırıyoruz. Formaysa, teker teker dikiyoruz. Tek tek yapraksa, üstten zımbalayıp öyle dikiyoruz. Alttan ve üstten ara kanatları yapıştırıyoruz; sırtına da bir kâğıt yapıştırıyoruz, iyice sağlam olsun diye. Sonra üç taraftan kesip yıpranmış uçları atıyoruz, düzlemiş de oluyoruz böylece. Şiraze kurdele koyuyoruz araya. Mukavva ölçülerini alıyoruz; orta kâğıdı koyuyoruz. Cilt kâğıdını mukavvanın ölçüsüne göre kesiyoruz, yapıştırıyoruz. Mukavvayı kitabın kıvrımlarına, kenarlarına göre katlayıp hazırlıyoruz. Sonra yazı faslı var. Ocağı ısıtıyoruz, hurufat işi çok zor değil; kalıba harfleri dizip ocağın üstüne bırakıyoruz biraz; sonra işte görüyorsunuz araya varak yaldız koyup bastırıyoruz cildin üstüne... Yazı da tamam. Sonra cildi kitaba iyice tutkallayıp prese alıyoruz biraz. Ve işte tamam!".

Zorluğuna gelince...Teknik olarak giderek gelişen sanayi ciltçiliği onları olumsuz etkilememiş. "Perakende ciltçilikte asla bir eksilme olmaz. İnsanlar yıpranmış, parçalanmış kitaplarını korumak, saklamak istedikleri belgelerini, defterlerini o koca basımevlerine matbaalara götürecek değiller ya! Hem zaten bize gelen bu kitaplar, o dev teknolojik aletler iyice sağlam yapamamış diye gelmiyor mu?" diyor."Zorluğuna gelince" diyor Şükrü Usta, "Makinelerin veremediği, hani o insan elinin, elimizin yürekten gelen sıcaklığı... Yaratma ve hayat vermenin tek anahtarı, elimizden yayılan o sıcaklık... Herkes yapamaz, her dokunuşumuz bununladır kitaplara".
www.evrensel.net