Patronlar ne istiyor?

Patronlar ne istiyor?

"Üretimin canlandırılması", "istihdamın artırılması" gibi gerekçelerle kaynakların kendilerine aktarılmasını isteyen patronlar, krizin faturasını emekçilere yükleme çabasına işçi sendikalarını da ortak etmeye çalışıyor.

Patronlar ne istiyor?Kasım ve şubat krizlerini fırsat bilerek seslerini daha çok yükselten patronlar, hükümetten her gün yeni bir istekte bulunuyorlar. "Üretimin canlandırılması", "istihdamın artırılması" gibi gerekçelerle kaynakların kendilerine aktarılmasını isteyen patronlar, krizin faturasını emekçilere yükleme çabasına işçi sendikalarını da ortak etmeye çalışıyor. Bu amaçla 5 Eylül'de bir toplantı düzenlediler. Krizi gerekçe göstererek 2 milyon çalışanı sokağa atan, ücret zamlarını vermeyen, kazanılmış hakları gasp eden, bir taraftan da iğneden ipliğe her şeye zam yapan patronlar, bu toplantıyla işsizliğe çözüm bulacaklarını iddia ediyorlar.

Krediyi istedilerEkonomiden Sorumlu Devlet Bakanı Kemal Derviş, Türkiye'nin Güçlü Ekonomiye Geçiş Programı'nın bankacılık sektörüne yönelik 'önlemler' içerdiğinden, IMF kredilerinin başta batık bankalar olmak üzere bu sektöre kullandırıldığından yakınan patronlar, ağustos ayı başından itibaren, raporlarla, basın açıklamalarıyla, hükümetle yaptıkları toplantılarla isteklerini açıkça dile getirmeye başladılar. Hatta IMF'nin serbest bıraktığı 3 milyar dolarlık kredinin Eximbank aracılığı ile doğrudan kendilerine sunulmasını da laflarının arasına sıkıştırdılar. Hükümet ve Derviş ise patronların isteklerini dikkate aldıklarını belirten açıklamalar yaptı. Derviş'in açıklamalarının ortak özelliği "mali sistemde gerekli düzenlemelerin yapıldığı ve sıranın reel sektöre geldiği" oldu. Hükümet artık bundan sonra patronların isteklerini karşılayacağını eylül ayından itibaren alınacak önlemlerle reel sektörün canlandırılacağı mesajını verdi. Hatta çeşitli vergi indirimleri ve teşvikler için somut adımlar da atıldı. Ancak bunlar patronları tatmin etmedi. Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ve Türkiye İhracatçılar Meclisi başta olmak üzere pek çok irili ufaklı patron örgütü bir taraftan hükümeti eleştirmeye devam ettiler. Kemal Derviş'in "reel sektörü kurtarmak" için Dünya Bankası kredisi ile kurulacağını açıkladığı "Batık Şirket leri Kurtarma Şirketi"nin Reel Sektör Danışma Kurulu toplantısında kurulmasının karar altına alınması bir süre patronların hükümete yönelik eleştirilerinin dozunu düşürdüyse de eylülün yaklaşması ile birlikte yeniden eleştiri ve isteklerin sıralanması hızlandı. Hükümeti "üretimi düşünmemek", "pansuman çözümler üretmek", "krizin asıl kaynağını görememek" gibi haklı ve tüm kesimler tarafından kabul edilebilir eleştirilerin ardından ihracatçılar kendi isteklerini, odalar ve borsalar birliği kendi isteklerini sıralamaya başladılar. Bu istekler arasında ucuz enerjiden, arsa teşviğine, ucuz krediden, yurtdışına çıkışlarda kendilerinden harç alınmamasına, ücret artışlarının sınırlandırılmasından işçi atmanın kolaylaştırılmasına kadar pek çok kalem yer aldı. Bütün bu isteklerin "reel sektörün ayağa kaldırılması "için gerekli ve de zorunlu" olduğu her fırsatta dile getirildi. Ancak istekler sıralandığında görüldü ki patronların asıl istediği krizi de fırsat bilerek bir taraftan yeni teşvik ve kolaylıklar sağlamak diğer taraftan krizin yükünü kendileri dışındaki kesimlerin sırtına yıkmak.

Sıra sendikalardaHükümetten her istediklerini almalarına rağmen kendileri dışında herkesi krizin sorumlusu ilan eden patronlar sendikalardan da daha fazla taviz istiyorlar. Onlara göre "işyerlerinin yaşaması ve istihdamın azalmaması için krizle iki kat daha yoksullaşan işçilerin daha fazla fedakârlık yapması gerekiyor." İşyerinin batmaması gerekçesinin ardına sığınan patronlar ücret zamlarından ve sosyal haklardan vazgeçilmesini toplusözleşme masalarına getiriyorlar. MESS gibi patron örgütleri imzalanmış toplusözleşmelerdeki ücret zamlarından bile vazgeçilmesi için hazırlık yapıyor.
www.evrensel.net