Filistin halkı mücadele hakkına sahiptir

Ebu Ali Mustafa'nın 10 Mayıs'ta Al-Jazeera televizyonundaki röportajı, FHKC liderinin ve örgütünün bağımsız ülke sorununa bakışını açık bir dille yansıtıyor.

Filistin halkı mücadele hakkına sahiptirSosyalist eğilimli Filistin Halk Kurtuluş Cephesi (FHKC)'nin öldürülen lideri Ebu Ali Mustafa (Mustafa Zibri), bu görevi, Filistin tarihinin en önemli liderlerinden George Habbaş'dan devralmıştı. Mustafa, geçtiğimiz yıl, Amerikan yanlısı Katar televizyonu Al-Jazeera'ya, FHKC'nin İsrail karşısındaki mücadelesi ve Habbaş sonrası dönemi değerlendirmeye çalışmış, ancak "Arapların CNN'i" olarak bilinen bu televizyonun "sözlü tacizleri" karşısında oldukça öfkelenmişti. 10 Mayıs 2000 tarihli bu söyleşide Ebu Ali Mustafa, "İsrail ile çatışma yolunun açık olduğunu" söyleyerek, bugün yaşananları görmüştü. Al-Jazeera: George Habbaş, son ana dek, silahlı mücadelenin yükseltilmesi gerektiğini, çünkü Filistin sorununun tek çözümünün İsrail'in yok edilmesi olduğunu söylemeye devam etti. Bu Habbaş'ın kişisel görüşü mü, FHKC'nin politikası mı?Ebu Ali Mustafa: Habbaş, FHKC'nin tutumunu açıklar. FHKC'nin siyasi platformu, Filistin halkının mücadelesinin stratejik hedefini ve bu hedefe ulaşmak için, silahlı şiddet dahil olmak üzere tüm araçların kullanılması gerektiğini en açık biçimde ifade ediyor.Yani FHKC için silahlı mücadele hâlâ geçerli.Kesinlikle öyle. İsrail'e karşı mücadelenin stratejik bir ilke olduğuna ve bu ilkenin ikinci plana itilemeyeceğine inanıyoruz. Barış ve uzlaşmaya dair konuşmalar olsa da, bize göre bunlar ne barış, ne uzlaşma. Bize göre Filistin halkı, hem diasporada, hem işgal altındaki topraklarda, her yöntemle mücadele etme hakkına sahiptir. Bu çatışma sabit faktördür, araçlar ve taktikler ise değişken.İsrail ve Filistin Yönetimi'nin onayıyla Filistin topraklarına döndünüz ve orada, onların izniyle yaşadınız. Bu, Oslo Anlaşması'nı kabul ettiğinizi göstermiyor mu?Hayır. Ben, Ürdün-İsrail sınırını geçtiğim andan itibaren konumumu açıkladım ve bunu sürdürüyorum. İşgal altındaki topraklarda yaşayan herkes Oslo'ya destek veriyor ise, bu, 4 milyon Filistinli demektir. Bu doğru değil. Filistin halkının büyük bir bölümü Oslo'yu reddediyor.Ama Oslo hükümleri uyarınca içeri girdiniz.Hayır.Girişinizi onaylayan İsrail'di. Üç buçuk milyon Filistinli geri dönüş hakkına sahip değil iken, neden siz döndünüz?Çünkü FKÖ, Filistin Ulusal Konseyi'nin 450 üyesinin topraklara girmesi yönünde oybirliğiyle karar aldı. Ben, bir Konsey üyesi olarak girdim. Üstelik biz, vatanına dönme şansı yakalayan her Filistinlinin geri dönmesi gerektiğini, çünkü Siyonist düşmanla mücadelenin bir yönünün, kendi topraklarımız üzerindeki fiziksel varlığımız olduğunu söylüyoruz.Oslo'yu reddediyorsunuz, ama ona imza atanlarla işbirliği içindesiniz.Böyle bir işbirliği yok. İşbirliğimiz Filistin Yönetimi ile değil, FKÖ iledir.Ama FKÖ artık yok.Elbette var.Peki nerede?ABD ve İsrail onu yok etmek istiyor. Biz ise varlığını sürdürmesini istiyoruz. FKÖ'yü yok etmeye çalışanlar ya Oslo'ya, ya da Amerikan-İsrail politikasına hizmet eder.Filistin Demokratik Kurtuluş Cephesi (FDKC) Genel Sekreteri Naif Havatme, hâlâ silahlı mücadeleyi savunduğunu söyledi ve ertesi gün İsrail, ona tanıdığı geri dönüş hakkını iptal etti.Havatme'den ben sorumlu değilim.Filistin Yönetimi, Filistin halkı adına masaya oturuyor ve halk tarafından seçildiğini söylüyor. FKÖ ise ortada yok. Siz Filistin'de toplandınız ve Filistin Sözleşmesi'nin İsrail'in yok edilmesini öngören maddelerini kaldırdınız.Biz Sözleşme'nin değiştirilmesine karşıydık. Üstelik, bu oylamayı boykot ettik. FHKC siyasi platformu, Sözleşme'ye bağlıdır. Onu silme suçunu kınıyoruz. Sorumlu olmadığımız şeyler nedeniyle bizi suçlamayın. FHKC, kurumları felç edilmiş olsa da, FKÖ'nün, Filistin halkının siyasi birliğinin aracı olabileceğine inanıyor. Bu nedenle, Oslo'yu takip eden Filistin Yönetimi ile, ulusal bir başarı olan FKÖ'yü birbirinden ayırıyoruz.İsrail'e göre siz, şu anda FHKC'nin değişmediğini ve silahlı mücadele çağrısını sürdürdüğünü söylediğiniz için, terörizmi kışkırtıyorsunuz.Bunu söyleyen sadece ben değilim.Ama siz içeri girebilirken, Naif Havatme...Belki de Havatme benden daha büyük bir bağımsızlıkçıdır. Onunla beni karşılaştırmanın anlamı ne?FHKC ve FDKC, Oslo süreci bağlamında tavizler vermek ve Filistin Yönetimi ile bağlantılar kurmak konusunda bir yarış içindeler.Ne tavizi? Bizim siyasi çizgimiz değişmedi. Tam aksine, Oslo Anlaşması nedeniyle darbelenen ortak ulusal paydalara geri dönmek için geçen yıl Kahire'de bir araya geldik. Oslo Anlaşması'nın var olmadığını kim söyleyebilir?İsrail de var, neden onu tanımıyorsunuz?Oslo var ve onu reddediyoruz. İsrail de var ve onu da reddediyoruz. Oslo Anlaşması'nı reddediyorsunuz, ama Filistin Yönetimi'ni yaratan oydu. Buna ne demeli?Sorularınızı soruş tarzınız, benimle kişisel bir sorununuz olduğunu gösteriyor.Ben sorularımı Ebu Ali Mustafa'ya değil, FHKC'nin lider adayına yöneltiyorum.Pekala. Ben FHKC'nin politikasını dile getiriyorum. Biz, İsrail ile barış ve uzlaşmadan memnun değiliz. İsrail ile çatışma yolunun açık olduğunu söylüyoruz. Bu, varlıkla ilgili bir çatışma. Ama bu dönem sona erene dek savunma konumuna geçmek ve varlığımızı korumak gerekiyorsa, bu taktiği kabul ederiz. Ancak stratejik perspektifimiz değişmez.İsrail ile aranızda ateşkes var mı?Hayır. İsrail ile anlaşma ya da ateşkes yapmayız.Yani bir değerlendirme aşamasındasınız ve mücadele gelecekte yeniden başlayacak.Çatışmanın ucunun açık ve meşru olduğuna inanıyoruz.İsrail var olduğu sürece mi?Elbette.Bir Filistin devleti kurulsa da mı?Evet. Filistin halkı temel haklarına kavuşmadığı sürece. Burada esas olarak, geri dönüş hakkından bahsediyoruz. Anlaşmanın, dört milyon Filistinlinin vatanına dönme hakkını tanıyacağını mı sanıyorsunuz?Eğer tanırsa, barış anlaşmasını kabul edecek misiniz?Böyle bir şey olursa, bütün denklem tersine döner.Yani olursa, İsrail'in varlığını sürdürdüğü koşullarda bu barışı kabul edecek misiniz?Bunun olabileceğine gerçekten inanıyor musunuz? Mülteciler geri dönebilecek mi? Bu, İsrail'in varlığının değişmesi demektir.Filistin'i nasıl tanımladığınızı sormak istiyorum.Filistin, tüm BM ve İngiliz Mandası kayıtlarında belgeli olan tarihsel Filistin'dir. Başka bir deyişle, nehirden denize kadar.Yani İsrail'e hayır diyorsunuz.İsrail, Filistin toprakları üzerindeki yağmacı ve saldırgan bir varlıktır. Size, İsrail'in stratejik plan algılamasını göstereyim. [Cebinden bir kağıt çıkarıyor] Bu, Ben Gurion'un 1947'de Radio Paris'e söyledikleri: "İstediğimiz Yahudi devleti, nihai hedefimiz değildir. Siyonist amaçlar için bir devlet, son istasyon değil. O, gerçek hedefe ulaşmamızı sağlayacak bir araçtır."Biz de Ben Gurion'a aynı dille yanıt veriyoruz: Kurulabilecek olan Filistin devletini Filistin halkının nihai hedefi olarak görmüyoruz. Bu devlet, Filistin halkının stratejik hedefine ulaşması için daha ileri bir noktadır. Asıl hedef, birleşik ve demokratik bir Filistin ve Arap devletidir.
www.evrensel.net