'Kayıt borsası' kuruldu

Yasalarda eğitimin temel bir hak olduğu açıkça belirtilmesine karşın veliler, zorunlu hale getirilen "kayıt parası" nedeniyle çocuklarını okula gönderemiyorlar.

'Kayıt borsası' kurulduEmine Uyar2001-2002 eğitim öğretim yılı kayıtları devam ederken, yasalara aykırı olmasına karşın, kayıt işlemleri öncesinde velilerden "bağış" adı altında yüksek miktarlarda paralar talep ediliyor. İzmir'de, çocuklarını okula kaydetmek isteyen velilerden, 15 milyondan başlayıp 250 milyona varan miktarlarda paralar isteniyor. Konuya ilişkin olarak görüşlerine başvurduğumuz Eğitim-Sen İzmir 1 Nolu Şube Mali Sekreteri Ramazan Varlı, kayıtların başladığı günden itibaren velilerden bağışlarla ilgili olarak sendikaya çok sayıda başvuru yapıldığını söyledi. Milli Eğitim Bölge Müdürlüğü'nün düzenlemesi gereği, herkesin ancak kendi mahallesindeki okula kayıt yaptırma hakkı olduğunu hatırlatan Varlı, "Ancak çocuklarını daha merkezi yerlerdeki okula kaydettirmek isteyen veliler, gerek ikametgah kâğıdı düzenleyen yerler gerekse de okul yönetimlerine 'bağış' adı altında yüksek miktarda bağış vererek, bu sorunu aşabiliyorlar" dedi.

Asgari 15 milyonSaliha Özyavuz İlköğretim Okulu'nda 15 milyon, Kız Lisesi'nde 50 milyon gibi miktarların söz konusu olduğunu belirten Varlı, rakamların okula göre değiştiğini anlattı. "İzmir Kız Lisesi, öğrencileri sınavla alıyor. Yani sınavı kazananlar okula kayıt yaptırmaya hak kazanmışlar. Buna rağmen bu öğrencilerden kayıt için para talep ediliyor. Bu çok vahim bir olay" diyen Varlı, Mithatpaşa Endüstri Meslek Lisesi'nde de bazı bölümler için yüksek miktarlarda bağış istendiğini aktardı. Önkayıt yapılan meslek liselerinde her başvurudan para alındığını vurgulayan Varlı, önümüzdeki günlerde sorunların daha da artacağını dile getirdi. Eğitim-Sen 1 No'lu Şube Başkanı Osman Gazi Oktay da, normal liselerde talep edilen bağış miktarlarının 50 milyon ile 250 milyon arasında değiştiğini belirterek, "Bu sorunu her yıl yaşıyoruz. Kayıtlar yapıldıktan sonra bu iş unutuluyor. Kalıcı çözüm velilerin örgütlenmesinden geçiyor" dedi. Herkesi daha sorumlu davranmaya davet eden Osman Gazi Oktay, velilerin, Eğitim-Sen'i bir 'pazarlık düşürme aracı' olarak görmemesi gerektiğini anlattı. src=/resim/b1.gif width=5>
Başa dön


Üniversite hayal gibiDerya Karaçoban / Serdar NemliÖğrenci Seçme Sınavı (ÖSS)'nı kazanan öğrencilerden 282 bin 142'si üniversitelerin lisans ve önlisans programlarına yerleştirilirken, en fazla Doğu ve Güneydoğu Anadolu illerinden öğrenci elendi. Yıllardır süren çatışmalar nedeniyle çoğu zaman öğretmen ve açık okul bile bulamayan öğrenciler ise sonuçları normal karşılıyorlar. Çünkü, onlar zaten eşit olmayan koşulların kendileri için daha zorlu olduğunun farkındalar.

Sistem bozukEğitim-Sen Diyarbakır Şube Başkanı Hayrettin Altun, uygulanan sınav sisteminin adil olmadığını, eğitim sürecinin de mevcut politik sistemin rengi ve şekline göre biçimlendiğini söyledi. Türkiye'deki eğitim politikasının sisteme uygun tipler yetiştirmek olduğunu belirten Altun, bu alana yeterli bütçenin ayrılmadığına da dikkat çekti. Hayrettin Altun, "Eğitime ayrılan bütçe, Güney Amerika ve Afrika ülkelerinin bile gerisindedir" dedi. Uygulanan eğitim sisteminin ezberci olduğunu, öğrenciyi üretme ve araştırmaya yöneltmediğini söyleyen Altun, sendika olarak bölge okullarında yaptıkları araştırmada sınıf mevcutlarının 75 ila 82 kişi arasında değiştiğini belirtti. Altun, "Zaten bölgedeki okullarda yeterli araç, gereç ve çağdaş donanım yok. Öğrencilerin başarılı olmaları imkânsız" dedi.

Anadilde eğitim önemliAltun, Koç ve Sabancı gibi belli başlı işadamlarının kendi elemanlarını kendi üniversitelerini kurarak karşıladığını ifade ederek, devletin de eğitimde özelleştirmeye yönelik bir politika izlediğini söyledi. Bölgede ÖSS sınavını kazanan öğrenci oranının yüzde 10 olduğuna dikkat çeken Altun, bunların da kendi bilgi birikimi ve çalışma temposu sayesinde gerçekleştiğini belirtti. Altun, bölgede öğrencilerin anadillerinde eğitim görememelerinin de başarı durumunda büyük bir etkisinin olduğunu belirtiyor. Altun, dünyada bilim araştırmacılarının denekler üzerinde yapmış olduğu araştırma ve incelemeler sonucunda anadilde eğitim yapmayan öğrencilerin hayatları boyunca öğrenmede güçlük çektikleri, kendi özgüvenleri olmadığı ve yaşamlarının herhangi bir sürecinde kendi başlarına karar verme yeteneğinden yoksun olduklarının ortaya çıktığını söyledi.Diyarbakır'daki ailelerin % 80'inin şu anda açlık sınırının çok altında yaşadığını belirten Altun, okuyan çocukların %65'inin zorunlu ilköğretim sürecinden sonra çalıştığını vurguladı. Altun, "Hangi sınav sistemi getirilirse getirilsin sonuçta mevcut sistemn bir sonucudur. Sınav sistemleri öğrencileri yarış atı haline getirerek, öğrenciler arasında rekabet yaratıyor" dedi.
www.evrensel.net