Yeni bir NATO mandası doğuyor

Batılı emperyalistlerin nüfuz alanını artırmak amacıyla Balkanlar'ı tekrar tekrar parçalamaya ilişkin NATO planı, Makedonya işgaliyle yeni bir aşamaya girdi.

Yeni bir NATO mandası doğuyorMichel ChossudovskyAğır silahlı NATO birlikleri, "Arnavut isyancıları silahsızlandırmak" göreviyle Makedonya'ya girmiş bulunuyor. Görünüşe göre eskimiş silahları toplayıp imha edecekler; zaten eldeki kanıtlar, "Ulusal Kurtuluş Ordusu" (UKO)'nu silahlandıran ve finanse edenin Washington olduğunu gösteriyor. NATO'nun nihai hedefi, UKO'yu silahsızlandırmak değil korumak, Makedonya güvenlik kuvvetlerini işlevsizleştirmek ve doğrudan askeri yönetim altında bir manda oluşturmak. ABD/ Avrupa Birliği arabuluculuğuyla imzalanan "barış" anlaşması, Makedonya'nın NATO'ya teslim olması anlamına geliyor.

Saldırıların tırmanışı8 Ağustos'ta, Ohri "barış" anlaşmasının parafe edilmesinden önce, UKO, saldırılarını artırdı ve Üsküp'ün batısındaki Grupcin köyünde 10 asker öldü. Ertesi gün, Makedon güvenlik kuvvetlerine karşı büyük bir UKO-UCK saldırısı başladı. İki gün sonra ise, BM Kosova Koruma Gücü (KPC)'ne bağlı yüzlerce asker, sınırı geçerek Raduşa bölgesinde Makedon kuvvetlerine saldırdı. Bu planlı askeri eylemlere, sivilleri hedef alan şiddetli saldırılar eşlik etti."Çerçeve barış anlaşması" 13 Ağustos'ta imzalandı ve böylece NATO, Makedonya içine kuvvet yerleştirme yetkisi aldı. NATO'nun resmi açıklamalarını tekrarlayan Batı medyası, fazla kurcalamadan, "Arnavut isyancıların", çerçeve anlaşmanın onaylanıp uygulanmasını durdurmaya çalıştığı sonucuna vardı. Bu arada, Yugoslavya Cumhurbaşkanı Voyislav Koştunitsa, Amerikalı ve Avrupalı arabulucuları "Arnavut isyancılar tarafından ayartılmak" ile suçladı. (Nouvel Observateur, 11 Ağustos 2001)

Kim kimi ayartıyor?Dünyanın en güçlü devletinin, Pentagon ve ABD Dışişleri'nin planlamacıları, "Arnavut isyancılar" tarafından ayartılmıştı! Batı medyasına bakılırsa NATO, kritik "barış" görüşmeleri sırasında, Arnavut saldırılarından haberdar değildi. Düşman, böylece "barışa yardım eden" olarak sunuldu ve NATO'nun kimliği, onun UKO ile bağlantıları göz ardı edildi."Arnavut isyancılar", önemli askeri kararları tek başlarına almıyor. Belgelerle sabit ki, UKO-UCK ve ilgili diğer gruplar, Amerika'nın vekil ordusu gibi. ABD askeri danışmanlarınca örgütleniyor, İngiliz Özel Kuvvetleri tarafından eğitiliyor, Washington tarafından fonlanıp donatılıyorlar. Savaş, daima dikkatle tasarlanan siyasi hedefler için yürütülür; askeri operasyonlar, asla gelişigüzel değildir. UKO saldırıları, Washington'un Makedonya'daki askeri-istihbarat gündeminin bir parçasıdır.

Paraşütçülerin rolü"Esaslı Hasat Operasyonu" kapsamında Makedonya'ya gönderilen 1. ve 3. Paraşüt Taburları (1 PARA ve 3 PARA), geçmişte UCK ile aktif işbirliği yapmışlardı. Haziran 1999'daki Kosova işgalinin öncülüğünü de, bu taburlar yapıyordu. (Paraşütçü Tabur web sayfası)Eldeki bilgiler, ABD-İngiliz askeri ve istihbarat birimlerinin, UCK'nın Makedonya'daki faaliyetlerini desteklemeyi sürdürdüğünü gösteriyor: "Kalkandelen bölgesindeki Arnavut saldırısını yöneten komutanlardan Kosova kökenli ikisi, eski SAS ve Paraşüt Taburu yetkililerince eğitilmişti. Bilal kod adlı bir komutan, Makedonya'ya silah ve adam akışını organize ediyordu. Üst düzey UCK komutanı Adem Bayrami, Kalkandelen saldırısının koordine edilmesine yardım etti. Her ikisi, 1998-99'da Kuzey Arnavutluk'taki gizli eğitim kamplarında İngiliz askerlerinden eğitim aldılar." (Sunday Times, 18 Mart 2001, Observer, 11 Mart 2001)İlginçtir, "Esaslı Hasat"a katılan İngiliz paraşüt taburunun subayları, şu anda Makedonya'da savaşan UCK-UKO komutanlarıyla kişisel ilişkiler kurmuşlardı. Bütün bunlar, İngiliz birliklerinin, UCK-UKO'yu "silahsızlandırmaya" değil, onlara "yardım etmeye" gittiğini gösteriyor. (İngiliz paraşütçüler, sivillerle ilgilenme tekniklerini Kuzey İrlanda'daki 1971 Kanlı Pazar Katliamı'nda göstermişlerdi. 1999 Kosova işgalini yöneten General Michael Jackson, bu katliamda ikinci komutandı.)

Emir-komuta zinciri!Üstelik, özel paralı asker şirketleri aracılığıyla UCK-UKO ile ilgilenen Amerikalı askeri danışmanlar, NATO ve ABD askeri-istihbarat planlamacıları ile temas halinde. Bunlar da, ABD Dışişleri Bakanlığı ile bağlantılı. Sonuçta, Makedonya'daki UCK-UKO askeri faaliyetlerinin genel yönelimine Washington ve Londra karar veriyor. Bunun anlamı şu: Washington diplomatik düzeyde ateşkes çağrısı yaparken, ateşkesin ne zaman "delineceğini" ve ne zaman uygulanacağını da belirliyor.Yani Washington, UKO'nun kritik görüşmeler sırasında yeni bir saldırı dalgası başlatmasına izin vererek, kendi sahte "barış" inisiyatifini bilinçli olarak sekteye uğrattı ve bu arada ülkeyi, iç savaşın eşiğine getirdi.NATO ateşkesi kontrol ediyor, çünkü NATO UKO'yu kontrol ediyor! Onun istediği, Makedonya ordusunun tek taraflı bir ateşkes halinde barakalarında kalması ve UKO'nun, yeni toprakları denetim altına alması.Ohri barış anlaşmasının ardından Cumhurbaşkanı Traykovski tarafından emredilen tek taraflı ateşkes, şimdiden, UCK-UKO'nun, Üsküp yakınlarındaki Crna Gora Dağları'nda stratejik pozisyonları ele geçirmesini ve Kalkandelen bölgesindeki denetimini sağlamlaştırmasına yol açtı. Görüşmeler sırasındaki bu UKO hamleleri, NATO planlamasının bir parçası.

Silahsızlandırma yokMilisleri silahsızlandırma süreci ise tamamen uydurma. NATO, neden, son birkaç ay içinde ABD yapımı yeni silahlarla donatılan kendi vekil gücünü silahsızlandırsın ki? Çerçeve anlaşmanın imzalanmasından sonra NATO, "UKO ile silah teslimi süreci ve koşulları üzerinde anlaştığını" duyurdu. Bu kapsamda NATO, Kosova'daki UCK'nin sözde silahsızlanmasını yinelemek istiyor. Kosova'da küçük silahlar ve AK-47'ler, "gönüllülük" temelinde teslim edilmişti. Ardından UCK, gelişmiş silahlarla donatıldı ve Güney Sırbistan ile Makedonya'daki saldırılar yaşandı.Bütün silahsızlanma süreci, açık bir aldatmaca. Aslında, "silahsızlanma" şartları, Makedon hükümetiyle değil UKO ile görüşülüyor: "İsyancılar kendi silahlarını toplayıp, önceden belirlenen noktalara bırakacak. Ardından NATO birlikleri gelecek, bölgeyi mühürleyecek ve silahları imha edilmek üzere alıp çekilecekler."

Masrafa ne gerek var?NATO "silah toplama ekipleri" ülkeye girerken, İttifak, silah tesliminin tamamen "gönüllü" olacağını açıkça ifade etti: "NATO açısından bakıldığında tercihimiz, isyancıların bizim yerimize silahları toplamasıdır." (NATO Basın Toplantısı, 15-17 Ağustos 2001, Üsküp)Peki, silah teslimi "gönüllü" ise, İngiliz askeri nakliye uçaklarıyla getirilen çok miktarda ağır silaha, askeri malzemeye ne gerek var? "Esaslı Hasat" operasyonunun temel hedeflerinden birinin, UKO'ya kendi üslerinde silah ve mühimmat sağlamak, bu arada Makedonya tarafındaki NATO karşıtı direnişi yok etmek olduğu düşünebilir.Washington, Arnavutların sosyal haklarından bahsediyor ama aslında, "çerçeve belge"nin içerdiği anayasal reform sürecine hiçbir ilgi duymuyor. Washington'un amacı "isyancıları silahsızlandırmak" değil, Makedonya güvenlik kuvvetlerini işlevsizleştirip, devlet kurumlarını parçalamak. Bu anlamda NATO kuvvetleri, UCK-UKO ile aynı eldiven içinde çalışıyor.

Olasılık planlarıDahası, sözde "silahsızlanma" süreci tamamlandığında, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) ve AB Gözlem Misyonu (ABGM)'ndan "silahsız gözlemciler" gelecek ve "Makedonya polisi dönmeden önce UCK bölgelerine girerek güven artırıcı önlemlere başlayacaklar." (JDF, 15 Ağustos 2001)Washington, "insani temelde" bir NATO müdahalesini gerekçelendirmek için, Makedonya'yı iç savaşın eşiğine getirdi. O, "barış" anlaşmasının, az çok işleyen bir demokrasi altında geçerli olamayacağını biliyor. Bu anlamda NATO, misyonunu "barış" anlaşması çerçevesinde gerçekleştiremediği takdirde "olasılık planları"na sahip olduğunu ima etmişti. (Washington Post, 18 Ağustos 2001)

'20 yıl kalsınlar'Zaten ABD medyası, Arnavutların sosyal haklarının garanti altına alınması gerekçesiyle, daha kalıcı bir NATO varlığı için taban yaratmaya başladı bile. Örneğin, bir AP haberinde şöyle deniyor: "26 yaşındaki Mustafa Arifi, NATO askerlerini sadece istemiyor, onların 30 günden daha uzun kalmasını talep ediyor. 'Büyük güçlerin bizim yanımızda olduğunu biliyorum. Onların 20 yıl burada kalmasını isterim' diyor." (AP, 18 Ağustos 2001)

Kosova-Bosna modeli"İnsani" ya da "barışı koruma" gerekçeleri kullanılarak, bir kez NATO görevi yeniden tanımlandı mı, bir sonraki aşamada NATO'nun "misyonu" 30 günün ötesine yayılacak. Sonuçta, Kosova-Bosna modelinde yeni bir NATO mandası oluşturmak için, daha kalıcı bir askeri varlık oluşturulacak.Bu anlamda, Bosna-Hersek'in, 1995 Dayton Anlaşması uyarınca "etnik hatlar boyunca" oluşturulduğunu hatırlamak gerekiyor. Benzer bir biçimde, "Esaslı Hasat" kapsamında NATO tarafından Makedon hükümetine dayatılan anlaşmaya göre, UKO, işgal ettiği bölgelerde kalacak. NATO ise, Makedon kuvvetlerinin bu bölgelere girmemesini sağlayacak. Bu aynı zamanda, UKO tarafından yurdundan edilen Makedonyalıların geri dönemeyeceği anlamına geliyor. Ve NATO, "göç etmiş insanların geri dönüşüne yardım etmeyeceğini" doğruladı. (NATO Basın Toplantısı, 20 Ağustos 2001, Üsküp)Başka bir deyişle NATO, UCK-UKO'yu elinde tuttuğu bölgelerde korur ve etnik temizlik sürecinin sürmesini sağlarken, Makedonya'nın parçalanması için gereken koşulları bilinçli olarak yaratmış bulunuyor. UCK-UKO tarafından işgal edilen "Arnavut bölgeleri" ayrılacak ve sözde bir "özgür Kosova" oluşturulacak.Atlantik İttifakı, bir yandan Yugoslavya federasyonunun toprak bütünlüğünden bahsederken, diğer yandan Yugoslavya'nın yeniden parçalanmasını teşvik ediyor. Bu, Balkanlar'da çok daha geniş bir yangın demektir.

(www.antiwar.com'dan kısaltılarak çevrilmiştir)
www.evrensel.net