Gizli anayasa,

Gizli anayasa,

   demokratikleşme önünde engel

Gizli anayasa,
    demokratikleşme önünde engel"1 Eylül Dünya Barış Günü" yaklaşırken, Diyarbakır'da düzenlenen "Toplumsal barış, sivilleşme ve demokrasi" panelinde, "ulusal güvenlik" tartışması çerçevesinde Kürt sorunu, sivilleşme, demokrasi ve toplumsal barışın esasları tartışıldı. Önceki gün Diyarbakır Şehir Tiyatro salonunda gerçekleşen paneli; oda, sendika, siyasi parti ve demokratik kitle örgütleri temsilcilerinin de bulunduğu 1500 kişi izledi. Üç oturumlu olarak gerçekleşen ve yaklaşık 6 saat süren panelde konuşmacılar, ilk oturumda ağırlıklı olarak toplumsal barış, sivilleşme ve demokrasi kavramlarının Türkiye'deki toplumsal ve siyaset arenasındaki yerinin ne olduğu konusunda görüşlerini belirttiler. Konuşmacılar, son günlerde kamuoyunda tartışma konusu olan "Ulusal güvenlik" sorunu üzerinde yoğunlaşırken, ulusal güvenlik çerçevesinde belirlenen ve "gizli anayasa" olarak anlamlandırılan "Milli Güvenlik Siyaset Belgesi"nin demokratikleşme önündeki en büyük engel olduğunu vurguladılar. Diyarbakır Demokrasi Platformunun düzenlenen panelin konuşmacıları ise açılış konuşmasını yapan İHD Genel Başkan Yardımcısı ve Diyarbakır Şube Başkanı Osman Baydemir, Ankara Üniveristesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mithat Sancar, Gazeteci Yazar Cengiz Çandar, HADEP Genel Başkan Yardımcısı Bahattin Günel, SP Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Bekaroğlu, ve ÖDP Genel Başkan Yardımcısı Saruhan Oluç'tu.

Geleneksel belgePanelde ilk sözü alan Mittat Sancar, Türkiye'de siyasi istikrarsızlığın olduğunu, halkın da siyasilere olana güvenlerinin kalmadığını belirterek, Türkiye siyaset politikasının "dost düşman" çatışması üzerine kurulduğuna dikkat çekti. Türkiye toplumsal tarihinin evrelerine işaret ederek Türkiye'de demokrasi yönünde, toplumun kendi dinamikleriyle oluşturduğu siyaset kültürünün sürekli darbelerle tırpanlandığını ifade eden Sancar, "Osmanlı'dan bu yana var olan 'Milli Siyaset Belgesi' çerçevesinde, sürdürülen geleneksel askeri otorite buna en açık kanıttır" dedi. Türkiye demokratikleşme yönünde atılacak her adımın ancak toplumun kendi kaderinin tayin hakkının kendisinin karar verebildiği ölçüde sonuç alıcı olacağına dikkat çeken Sancar, ancak Türkiye'deki dost düşman zihniyetinin ortadan kaldırılmasının şart olduğunu belirtti.

Bölgede barış yokSon iki yıldır bölgede çatışmaların durması ve toplumsal barışın tesis açısında pozitif gelişme olduğu yönünde konuşmacıların ortak görüşü olurken, eleştirilerek soru yöneltilen Gazeteci Yazar Cengiz Çandar, bölgede barış sürecinin olmadığını söyledi. Çandar, "Barış sizin siyasi bir tercihinizdir. Ancak asker kendi açısında var olan savaşta galip geldiğini düşünüyor. Galip geldiği için kendileri için barış söz konusu değil, onlar barıştan tek kelime söz etmiyorlar. Sadece huzuru sağladık diyorlar. Bize karşı savaşmıyorlar, yenildiler diyorlar. İşte bir fotoğraf çektim fotoğrafın gerçek iki karesi" şeklinde konuştu. HADEP Genel Başkan Yardımcısı Bahattin Günel ise Kürt sorunu çözülmeden demokrasiden söz etmenin olanaksız olduğunu vurguladı. Günel "Kürt sorununu kim çözerse çözsün, yeter ki Kürt sorunu çözülsün, önemli olan çözüm. Çözüm konusundaki her türlü katkıya saygı duyarız" dedi.

Kollayıcı baba varBekaroğlu'da, Türkiye'de özgürce siyaset yapmanın imkânsız olduğunu belirterek, "Koruyucu kollayıcı irade tarafından sınırlandırılıyoruz. Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana Türkiye'de koruyucu kollayıcı olan bir baba var. Baba bizi koruduğu kolladığı için gelişemiyoruz. Demokrasinin yaratılması için Türkiye'deki korucu kollayıcı zihniyetin kaldırılması gerekir. Kürt sorununa da tek başına bakılmamalı. İnsanlar kendilerini nasıl tanımlamak istiyorlarsa öyle tanımlasınlar. O insanlar önündeki engeller de kaldırlmalıdır" şeklinde konuştu. Anayasa değişikliği, AB ve demokrasi üzerinde görüşler belirten Saruhan Oluç ise Türkiye'de mevcut ekonomik sosyal siyasal sorunların herkes tarafından bilindiğini, ancak sorunların aşılması konusunda gerekli iradenin gösterilmediğine dikkat çekerek, asker-sivil ilişkisinin demokratik düzlemde düzenlenmesi gerektiğini ifade etti. Oluç, değişikliği gündemde olan Anayasa'da, demokrasi güçlerinin ve demokratik kitle örgütlerinin görüşlerine başvurularak gerekli değişikliklere gidilmesi gerektiğini belirtti.
www.evrensel.net