Son Bizans sarayı

Tekfur Sarayı, yılın 364 günü kilitli kapısı ve giderek yıkılan duvarları ile ayakta olduğu bin yılın en kötü günlerini yaşıyor. Avlusuna kondurulan barakada yaşayan bekçi ailenin gönderilmesi ile başlayan yıkım süreci, kenarındaki surların içine kondurulan otopark ile devam ediyor.

Son Bizans sarayıMustafa KaraKapısı iri bir kilitle zincirlenmiş, ama Nasrettin Hoca'nın türbesi gibi dört bir tarafı açıkta. Kapıdan değilse de diğer yönlerden kolaylıkla girilebiliyor. Demir parlaklıkların ardından "Tekfur Sarayı - Kültür Bakanlığı" yazısı görülebiliyor. Ama, ortada harap olmuş duvarlar, çatısı olmayan bir yapıdan başka bir şey yok. Ne bir görevli, ne bir bekçi...Bu yapı, Bizans'tan bugüne kalmış tek saray. Yapılış tarihi hakkında iki ayrı rivayet söz konusu. Biri sarayın 10. yüzyılda Constantin tarafından yaptırıldığı, diğeri ise XII. yüzyılda İmparator Manuel Comnenos tarafından yaptırıldığı. Edirnekapı'dan Eğrikapı ve Balat'a doğru inen Hoca Çakır Caddesi'nin sonunda yer alan bu saray, Bizans döneminin taç giyme törenlerinin mekânıydı. Osmanlı döneminde ise bir süre Çini atölyesi olarak değerlendirilmiş.

Eskiden ziyarete açıktıUzun yıllar Ayasofya Müdürlüğü'ne bağlı olarak turistik ziyaretlere açık tutulan Tekfur Sarayı, artık kaderine terk edilmiş durumda. Bugün yapının çatısından eser yok; ama duvarları yıpranmış da olsa sağlam. Ön cephesinin açıldığı geniş avluya, barakayı andıran küçük bir ev dikilmiş. Son birkaç yıldır, saray bekçisiz bırakıldığı için, bekçinin ailesiyle birlikte yaşadığı bu ev de harap durumda. Önceleri, bu evde yaşayan aile, hem gelen ziyaretçilere rehberlik yapıyor, hem de sarayın korumasını üstleniyormuş. Bekçinin görevine son verilmesinin ardından kapıya vurulan zincirlerin anahtarı ise birkaç yüz metre uzaklıktaki ünlü Kariye Müzesi'nde duruyor.Adını Ermenice Tekavor (Kral) sözcüğünden alan Tekfur Sarayı, kent rehberlerinde hâlâ ziyaret edilebilir bir müze olarak geçiyor. Oysa yöre sakinlerinin söylediğine göre, kapıdaki zincir yılda sadece bir kez, o da otları ve akşamcıların bıraktığı şişe artıklarını temizlemek için. Kariye Mahallesi Muhtarlığı'ndan aldığımız bilgiye göre; saray birkaç yıldır bu halde. Önce bekçilik yapan aile çıkarılmış, sonra akşamcıların mekânı olunca her tarafı kapatılmaya çalışılmış. Yine de çevresindeki surların yıkılan kısmından kolaylıkla girilebiliyor Tekfur Sarayı'na...

Otopark işgaliTekfur Sarayı çevresinin, kendi kaderine terk edilme dışında, otopark gibi bir sorunu var. 1600 yıllık surların Edirnekapı bölümünde, son aylarda "surdibi otoparkları" oluşuyor. Önce sessiz sedasız kurulan otoparklara, sonra bir de nöbetçi kulübesi dikilip, "kalıcılığı" sağlanıyor. Bin yıllık Tekfur Sarayı'nın kenarındaki otopark da bu yöntemle oluşturulmuş. Büyük Blakherna Sarayı'nın da günümüze kalan tek parçası olan Tekfur Sarayı, önünde biriken otobüslerin arkasında silinip gidiyor.

'Tantan'a teşekkürlerle...'Çevre sakinleri, otoparkın surların işgal edilmesi ile oluştuğuna dikkat çekiyorlar. Zaten otoparkın surların arkasında ve içinde olması, bu durumun gözle görülür kanıtı. Otoparkın hemen yanında, tabelasında "Saadettin Tantan'a verdiği destekten ötürü teşekkür edilen" bir de halı saha var. Halı sahaya gösterilen ilgi ve alaka, bin yıllık son Bizans Sarayı'na gösterilmediği için, 20 yıldır hiçbir onarım görmeyen saray, eski görkemli günlerinden çok uzak. Tüm bunlara karşın eski saray, yüksek duvarları, avlusundaki geniş kemerleriyle, çok uzaktan dahi rahatlıkla görülebilen bir yapı olma özelliğini koruyor.Nasılsa, içinin harap olmuşluğunu ve çatısızlığını ancak alçakça bir duvara tırmanıp içeri girebilenler görüyor sadece...
www.evrensel.net