Erdoğan

Erdoğan'ın 'özeleştiri' günü

Tayyip Erdoğan, bugün basının karşısına çıkacak. FP kapatıldıktan sonra "değiştiği" üzerinden parlatılan Erdoğan için sermaye güçleri artık rüzgârı ters yönden estiriyor.

Erdoğan'ın 'özeleştiri' günüMedya ve sermaye çevreleri tarafından kısa bir süre önce parlatılan ve "yeni bir umut" olarak sunulan Recep Tayyip Erdoğan rüzgârı ters yönden esmeye başladı. 1994 yılında yaptığı konuşmasını ısıtarak tekrar gündeme getiren çevreler, Erdoğan'ın tüm geçmişiyle ilgili "sıkı bir özeleştiri" yapmasını istiyor. Erdoğan'ın da bugün düzenleyeceği basın toplantısıyla bu özeleştiriyi yapması bekleniyor.Ancak lanse edilmek istenenin aksine sorun sadece bir Tayyip Erdoğan sorunu değil. Aslında süreç, "yenilikçilerin" yeniden sıygaya çekilmesi ve hizaya getirilmesi operasyonu olarak görüldüğü zaman olup biten anlaşılmaktadır. Ve bu operasyondan AKP'nin birlik ve bütünlük içinde çıkması da oldukça zor görünüyor. Çünkü; 28 Şubat baskısının RP'yi parçalaması gibi, AKP'nin önde gelenleri üstünden yürütülecek baskıların da bu cephede zaten sağlanamamış olan iç bütünlüğü parçalaması bir sürpriz olmayacaktır.

Rüzgâr tersine döndüFazilet Partisi'nin kapatılmasının ardından parti kurma çalışmaları yürüttüğü dönemde Erdoğan, kamuoyuna "yenilikçi" bir politikacı olarak sunuldu. Ancak rüzgârı arkasına alarak yıldızını parlatan Erdoğan için bu dönem pek uzun sürmedi. Adalet ve Kalkınma Partisi'nin (AKP) kurulmasına yakın ve kurulduğu süreçte rüzgâr birden tersine döndü. Bunun bilinçli bir politaka olduğu ise çok açıktı. 28 Şubat'ın en önemli sonuçlarından biri alınmıştı: FP ikiye bölünmüştü ve Erdoğan çevresi sayesinde "gelenekçiler"in propaganda alanı daraltılmıştı. Ancak Erdoğan'ın tam olarak hizaya gelmesi ve sermaye çıkarlarına uygun şekillenebilmesi için daha alacağı yol vardı. Bunun için de düğmeye basıldı. Necmettin Erbakan başta olmak üzere, sınırı aşan RP ve FP yöneticilerine yapıldığı gibi Erdoğan'ın da bir kasedi bulundu ve basına 'sızdırıldı'. Erdoğan, kapatılan Refah Partisi'nin Ümraniye İlçe Örgütü'nün 1994 yılındaki açılışında yaptığı konuşmada "Egemenlik Allah'ındır. Hem laik, hem Müslüman olunmaz. Kıyamın başlayacağı gün yakındır. Biz hazmettire hazmettire geliyoruz. Bu düzenin koruyucusu olamayız. Mümkün değil. Bu hukuku hazırlayanlar, bu düzenin kaldırılmasının maşası olacaklar" diyordu. Şişli Cumhuriyet Savcısı Turgay Evsen harekete geçti ve Erdoğan hakkında soruşturma açtı. Adalet Bakanlığı'nın izin vermesi halinde Erdoğan hakkında, TCK'nin 159. maddesi uyarınca 1 ile 6 yıl arasında hapis cezası istemiyle dava açılabilecek.Erdoğan'a ikinci darbe de Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu'ndan geldi. Kanadoğlu, Erdoğan'ın genel başkanlık görev ve yetkilerinin kullanılmasının tedbiren önlenmesi ve Erdoğan da dahil, AKP'nin 6 kurucu üyesinin üyelikten çıkarılması doğrultusunda bu partiye ihtar verilmesi için Anayasa Mahkemesi'ne başvurdu.

Kaset Emniyet'te Erdoğan'ın konuşmasının yeraldığı kaset, dün İstanbul Emniyet Müdürlüğü'ne gönderildi. Soruşturmayı sürdüren Şişli Cumhuriyet Savcısı Turgay Evsen, emniyetteki inceleme ve deşifrenin ardından gelecek yazı doğrultusunda Erdoğan'ın ifadesine de başvurabilecek. Savcının, ayrıca işlenen suçun "ceza erteleme" yasaları kapsamlarına girip girmeyeceğini, soruşturmayı tamamladıktan sonra değerlendireceği bildirildi.

'Yanlış anlaşıldım'Konuyla ilgili Akşam gazetesinde açıklamaları yer alan Tayyip Erdoğan, söz konusu konuşmayı günün şartları içinde, üyesi bulunduğu partinin söylemleri ve disiplini gereği gerçekleştirdiğini ifade etti. Laiklik anlayışı konusunda farklılıklar olduğunu söyleyen Erdoğan şunları söyledi: "Bazıları laikliği din gibi algılıyor. Laiklik din olursa aynı anda Müslüman olunamaz. İnsan iki dine mensup olamaz. Asıl itibarıyla laiklik bir sistemdir ve fertlerin değil, devletin laikliği söz konusudur. Dine mensupluksa ferdi bir tasarruftur. O manada söyledim."Bireysel ya da millet olarak bakıldığında, egemenliğin kayıtsız şartsız milletin olduğunu belirten Erdoğan, ancak kâinatın ve yaşamın egemenliğinin Allah'ın olduğunu söyledi. Erdoğan, kasetteki sözlerini de bu anlamda sarf ettiğini kaydetti. Artık AB taraftarı konuşmasının halkı isyana teşvik etmek anlamına gelmediğini savunan Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü: "AB'nin Katolik Hıristiyanlar Birliği olduğunu söylemişim. 'İslam âlemi de bu oluşumun karşısında bir birliktir' anlamında konuştum. Kıyamdan söz ediyorum. Kıyam, namazda ayağa kalkmak demektir. Bunu ancak, kötü niyetliler başka türlü değerlendirir."

'Değiştim'Erdoğan'ın konuşmasının basında yer alması diğer AKP'lileri de rahatsız etti. Erdoğan'ın, kendisini arayan birçok milletvekilini, "Eski Tayyip değilim. Bazı davranışlarım değişikliğe uğradı. O sözlerde paylaştıklarım da paylaşmadıklarım da var" dediği ileri sürüldü. Erdoğan'ın, bugün İstanbul'da düzenleyeceği basın toplantısında da benzer yaklaşımlar göstermesi bekleniyor. Erdoğan'ın basın toplantısını duyurmak için yazılı açıklama yapan AKP'nin tanıtım ve medyadan sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Murat Mercan, "AKP Genel Başkanı Erdoğan, 20-21 Ağustos 2001 günleri basında çıkan hakkındaki iddialarla ilgili olarak, bugün yapacağı basın toplantısında açıklamalarda bulunacaktır" demekle yetindi.

Tek parça olabilecek mi?Erdoğan'ın basın toplantısının ardından diğer AKP'lilerin nasıl bir yol izleyeceği ve AKP'nin geleceğinin ne olacağı da merak konusu. 28 Şubat'la başlatılan "siyasette yeniden yapılandırma" operasyonlarının sona ermediği ve geçen süreçte RP geleneğinin geldiği nokta düşünülürse "sıcak" gelişmelerin yaşanacağı kesin. Gelişmeler sadece "Erdoğan'ın kişisel meselesi" ve "Erdoğan ceza alırsa genel başkan kim olacak" sorunu olarak tartışılmayacak kadar geniş bir amaç taşıyor. Erdoğan'la birlikte tüm "yenilikçiler"in hizaya çekilmeye çalışılması, "kararsız" AKP'lilerin hareketten ayrılabileceği ihtimalini gündeme getiriyor. 28 Şubat süreci düşünüldüğünde, kuruluşundan itibaren geliş-gidiş sirkülasyonunun yaşandığı AKP'de, zaten sağlanamamış olan iç bütünlüğü parçalaması büyük bir sürpriz olmayacaktır.

Kaset nasıl geldi?Tayyip Erdoğan'ın konuşmasının yer aldığı kasedin neden şimdi yayımlandığının ötesinde, basındaki tartışmaların büyük bölümünü de "kasetin Kanal D'nin Genel Yayın Yönetmeni Tuncay Özkan'a nasıl geldiği" oluşturdu. Bu konuda Ertuğrul Özkök köşesinde, kasedin "derin devletten" ya da "Refah Partisi çevresinden" sızmış olabileceğini yazdı. Özkan ise kaseti nasıl ele geçirdiğini şöyle anlattı: "Kaseti getiren kişi bir araştırmacı. Hiçbir siyasi oluşumla, partiyle, devlet kurumuyla alakası yok. Bu kişi siyasal İslam üzerine kitap yazan bir yazar. Bir haftadır bu kasetle ilgili görüşmeler yapıyoruz."

MGK'da konuşuldu mu? Erdoğan konusunun Milli Güvenlik Kurulu toplantısında gündeme geldiği iddia edildi. Ulusal güvenlik tartışmaları sırasında Genelkurmay Başkanı Hüseyin Kıvrıkoğlu'nun, Erdoğan'ın konuşmalarını örnek göstererek, "Biz çekincelerimizi belirtirken bunları kastediyoruz" dediği belirtildi.
www.evrensel.net