Alevilerden Diyanet

Alevilerden Diyanet'e tepki

Alevi Bektaşi Kuruluşları Birliği (ABKB), "Alevilerin ibadet yeri cami olmalı" diyen Diyanet İşleri Başkanı (DİB) Mehmet Nuri Yılmaz'a ve "Aleviler, Alevistan devleti kurmak istiyorlar.

Alevilerden Diyanet'e tepkiAlevi Bektaşi Kuruluşları Birliği (ABKB), "Alevilerin ibadet yeri cami olmalı" diyen Diyanet İşleri Başkanı (DİB) Mehmet Nuri Yılmaz'a ve "Aleviler, Alevistan devleti kurmak istiyorlar, Aleviler PKK'den sonra en büyük tehdit" diyen Diyanet İşleri Başkanlığı Müfettişi Abdülkadir Sezgin'e tepki gösterdi.ABKB temsilcileri, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı'nda dün yaptıkları basın toplantısında, DİB Yılmaz'ın ve Diyanet İşleri Müfettişi Sezgin'in sözleri ile Alevileri asimile etmek ve Sünnilerle aralarında düşmanlık yaratmak istediklerini ifade ettiler. ABKB temsilcileri, DİB'nın lağv edilmesini isteyerek, laik devlet tanımıyla asla bağdaşmayan bu kurumun devlet yapılandırmasının dışına çıkarılmasını ve 425 trilyonluk bütçesinin ekonomik krizin aşılmasında kullanılması gerektiğini dile getirdiler. ABKB Genel Başkanı Ali Doğan, Alevilerin tarih boyunca ayrı bir devlet talebi olmadığını kaydederek, DİB'nin Yılmaz'ın şeyhülislam gibi fetva verdiğini belirterek, bu sözlerin kendilerini derinden üzdüğünü dile getirdi. Hazırlanan ortak basın metnini okuyan Genel Sekreter Ali Balkız ise, bu sözlerin Aleviliğin ve Bektaşiliğin demokrat, çağdaş, laik ve aydınlık kültüründen rahatsız olan bu gibi çevrelerin haksız ve çirkin saldırılarının ilki olmadığını vurgulayarak, "Bu kişilerin gayeleri karanlık bir rejim kurmak, Hizbullah terörüne zemin hazırlamaktır" dedi. Balkız, Diyanet'in Aleviler hakkında konuşmak yerine, gündüz devletten, gece Hizbullah'tan yana olan, camileri Hizbullah'ların karargâhları haline getiren, ona fırsat ve imkân sağlamaktan vazgeçmesi gerektiğini dile getirerek, Alevilerin nerede ibadet yapacaklarına kendilerinin karar vereceğini söyledi. Bu tür tartışmaların Alevi-Sünni kardeşliğine ve barış içinde bir arada yaşama özenine zarar vereceğine dikkat çeken Balkız, ortalığın bu kışkırtıcı sözlerle bulandırılmamasını istedi. DİB'in laik devlet anlayışı ile bağdaşmadığını ve tüm bu olanlardan sonra kaldırılması gerektiğini kaydeden Balkız, DİB'in devlet yapılandırılmasının dışına çıkartılmasını ve 425 trilyonluk bütçesinin de krizin aşılması için kullanılmasını istedi. Balkız, "DİB bir devlet kurumu ve Yılmaz ile Sezgin devlet memurlarıysa ilgili bakanlığı, Başbakanlık'ı ve cumhuriyet savcılarını göreve davet ediyoruz. Çağrımızın suç duyurusu kabul edilmesini istiyoruz" diyerek, ayrıca savcılığa da suç duyurusunda bulunacaklarını bildirdi. Balkız, DİB Yılmaz'ın tüm sorumluluğuna rağmen bu şekilde konuşmasının yanlış olduğunu ve sıradan imamlar ile vatandaşların bu sözleri yanlış anlayacağını söyleyerek, Yılmaz'ın cemevlerinin ve camilerin kardeşliğini söylemek ve bu kardeşlik için gerekli tedbirleri almak durumunda olduğunu ifade etti. src=/resim/b1.gif width=5>
Başa dön


F tiplerinde yasadışı uygulamalar sürüyorİnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi'nde yapılan açıklamada, Kandıra F Tipi Cezavi'nde tutuklulara yapılan baskıcı uygulamalar kınandı ve yetkililer göreve çağrıldı. Dernek adına basın açıklamısını okuyan Cezaevleri İzleme Komitesi üyesi Şengül Öztürk, cezaevlerinde uygulanan insanlık dışı, şiddet içeren, arıtma ve askerleştirme politikalarına dikkat çekti. Kandıra F Tipi Cezaevi'nde, ölüm orucunda olan veya olmayan tüm mahpusların sayım sırasında ayağa kalkması, kendilerine sayı saydırılması, ayakkabılarının aranması, görüşlerden önce saçların, ayakların ve ağızların içine varana dek arama yapılması gibi baskıcı uygulamaların söz konusu olduğuna dikkat çeken Öztürk, bu tür onur kırıcı yaptırımların istisnasız herkese uygulandığını söyledi. Ailelerin de katıldığı basın açıklamasında, mektupların ve dilekçelerin ulaştırılmadığı belirtildi.

Türk'e mektupEren Keskin, cezaevlerindeki baskıcı uygulamalara karşı, İHD adına Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk'e yazdığı mektubu basına okudu. Mektupta, cezaevlerinde avukatların müvekkilleriyle görüşmelerinde yaşadıkları problemlere değinen Keskin, 17 Ağustos'ta gittiği Kandıra F Tipi Cezaevi'nde vekâletnamesi yanında olmadığı gerekçesiyle içeri sokulmadığına dikkat çekti. Yapılan bu uygulamanın hukukdışı olduğunun altını çizen Keskin, bu yasadışı emrin Adalet Bakanlığı tarafından verilip verilmediğini öğrenmek istediğini bildirdi.
www.evrensel.net