Anamurlu çiçeğin şiiri!

Anamurlu çiçeğin şiiri!

Abdulkadir Bulut, toplumdaki tarihsel ve sınıfsal gerçekliği gören, ona sırt çevirmeyen, şiiri umuda dönüştüren, gerçeğe taraf olan, güzelin yanında çirkinin karşısında olan demektir...

Anamurlu çiçeğin şiiri!Mehmet HameşAnamur, eski bir şehir kalıntısı, Anadolu'nun en güney noktası... Anamur'u Mamuriye Kalesi'nin duvarları kucaklar. Kaya döküntüleriyle meydana gelen birinci zamanın kireçli molozlarından oluşmuştur. Akdeniz kıyıları Anamur'dan yön değiştirir. Eskiden Kıbrıs ve Alanyalar Anamur Taşeli Yaylası'na serinlemek için gelirmiş. Şimdilerde ise Avrupa'dan, Asya'dan turistler geliyor Anamur'un kumu, denizi, güneşi için.İlk kez 1985 Ağustosu'nda gördüm Anamur'u... Abdulkadir Bulut'un ölümünden iki gün önceymiş; ben bu durumu bilmiyordum, onun adresini sormuştum birilerine. O gün öğrenmiştim kaleminin sustuğunu, şiirinin yarım kaldığını... Su içerken korkutulmuş karacanın, sekerek kaçan sincabın suya bıraktığı izi görmüştüm Anamur'da. Tüm dokularımda, kuşların burayı terk ettiğini, kekliklerin yerine başkuşların öttüğünü duyumsadım birden. Bu yürekli ozanı görememenin, bir dalın daha kırılmasının hüznü çöktü içime.Anamur deyince Abdülkadir Bulut gelir oturur belleğimize. Geçenlerde bu güzel insanı anma toplantısı için beni de çağırdılar Anamur'a. Mersin'den Eğitim-Sen Şube Başkanı Ayhan Bayram Karataş ile koyulduk yollara. Akdenizin kıvrımlı, çam kokulu yollarından vardık Anamur'a. Dağlarındaki kekik kokusu, keklik sesi eksilmiş, kıyılarını plajlar, villalar, siteler, oteller, moteller doldurmuş o güzel, şirin Mersin'in en ucundaki ilçesini. Bu çelişkilere karşıt olarak Anamur'da şiir çiçeklerini yetiştirmek için uğraş veren süt kardeşlerimiz, Eğitim-Sen'li emekçiler karşıladı bizi. Eğitim-Sen Lokali'nde biraz soluklandıktan sonra, akşam üzeri anma yapılacak yere, öğretmenevinin bahçesine ulaştık. Bu akşam yine şiir çiçekleri takmıştı Abdulkadir Bulut yakasına. O, her türlü kirlenmeye; değer yitimine; duyarsız, şiirsiz, çiçeksiz, kuşsuz bir toplum oluşturma çabalarına bir tokat gibi duruyordu Akdeniz'in aylı gecesinde... Böyle bir ozanın eşi, kardeşi, diğer akrabaları, arkadaşları, şiir yoldaşları gururlanmakta haklıydı. Eğitim-Sen'li emekçiler koşuşturuyorlardı sağa sola, alınlarından akan tere rağmen mutluydular Bulut'un anma gecesini düzenledikleri için. Gözlerinden okunuyordu sevinçleri. Hele köylüleri, bu geceye destek vermek için erkenden yörük çadırını kurup sıkma, yayıkta ayran yapmaktan mutluydular.Yüzünü Akdenize dönüp aşkın, öfkenin, güzelliğin ve emeğin şiirini yazan bu güzel insanın anma gecesinde sevinçle hüzün iç içe girdi bende. Gözlerimde o, yaşanmamış yağmurların susuz çocuğu suretlendi. "Gün esmeri / Güneyli ozan / Nice hasretlerin gibi / Şiir defterin de yarım kaldı / Daha söylenecek / Akine'li türkülerin de vardı / Oldu mu ya şimdi / Kim yazacak / Çalı dibinde biten / Anamurlu çiçeğin şiirini?..."Sevgiyi, aşkı, çiçeği, umudu yüreğine taşıyan; sömürüsüz, sınıfsız bir toplum isteğiyle yanıp tutuşan bu güzel insanı, Abdulkadir Bulut'u kucaklayanlar arasında Mehmet Demirtaş, Coşkun Karabulut, Mehmet Babacan, Ahmet Bülbül ve Tuncer Karabulut da vardı. Bir an, "Keşke bugün yiğit ozanı anma günü değil de, Anamur'da şiir günleri olmuş olsaydı, ben de ilk kitabımı Abdulkadir Ağabey'e sunsaydım, eleştirilerini alsaydım" diye iç geçirdim.Sömürünün katmerleştiği günümüzde şiirleriyle eylem koyacak, kapitalizmi yenecek, uluslararası sömürüye, kültür emperyalizmine karşı koyacak; her türlü gericiliğe, karanlığa, sömürüye, kıyıma ve inkarcılığa karşı duran o güzel ozanı, Abdulkadir Bulut'u arayacağız... Abdulkadir Bulut, toplumdaki tarihsel ve sınıfsal gerçekliği gören, ona sırt çevirmeyen, şiiri umuda dönüştüren, gerçeğe taraf olan, güzelin yanında çirkinin karşısında olan demektir... O; popüler, arabesk, sığ, alkolizmin batağına saplanmış, cinselliğe odaklanmış anlayışlara karşı bir duruştu.Abdulkadir Bulut, karanlıklara kanca, emeğin sevişmesi baharda. Onu hep arayacak Türkiye edebiyatı.
www.evrensel.net