Dünya Bankası gururla sunar!

Dünya Bankası'nın son 'Yapısal Uyum Programı' çerçevesinde Vietnam'dan istenen kahve üretimini artırma, azgelişmiş ülkeleri sarsan bir felaketle sonuçlandı.

Dünya Bankası gururla sunar!Dünya Bankası (DB) bugünlerde, Türkiye'de yoksulluk sınırının altında yaşayan bir milyon "anne ve öğrenciye" vereceği 80'er milyonluk "destek yardımı" ile gündemde. Hükümet ve patronlar tarafından "sosyal patlamaya karşı bir önlem" olarak selamlanan bu girişim, DB'nin "şirin yüzü". IMF reçeteleriyle çökertilen ülkelerin, böylesi sadakalarla "teselli" bulduğunu umuyor olmalılar.

Kıtaları sarsan krizAncak Dünya Bankası'nın asıl meşhur olduğu alan, IMF reçetelerini tamamlayan yeniden yapılanma programları. Bu programlar, bugüne dek birçok ülkede ekonomik felaketlere yol açtı. Son örnek, Latin Amerika'dan Asya'ya kadar onlarca ülkeyi sarsan kahve krizi.

Kanat çırpan kelebek"Kâr için üretim"in kaotik yapısını bir kez daha gösteren kriz; Meksika, Nikaragua, Endonezya, El Salvador ve Kenya gibi bir dizi kahve üreticisini felaketin eşiğine getirdi. Sebep, deyim yerindeyse, "Asya'da kanat çırpan bir kelebek", yani Vietnam'da uygulanan Dünya Bankası programı."Sosyalist" etiketli Vietnam devleti, kendisini bir süredir Dünya Bankası ve IMF programlarına emanet etmiş durumda. Ülke ekonomisinde yaşanan güçlüklerin çözümü için, Dünya Bankası tavsiyeleriyle bir "yeniden yapılanma" programı uygulanıyor. Bu programın merkezinde, kahve üretiminin arttırılması ve Vietnam kahvesinin, ilk kez dünya pazarlarına açılması planı var.

Dört kat artan üretim1980'ler boyunca bölgesel bir kahve üreticisi olan Vietnam, DB "tavsiyeleri" ile, son on yıl içinde üretimini tam dört kat arttırdı. 1990'da 92 bin ton olan üretim, 1999'da tam 487 bin tondu. Kolombiya'nın tahtı birdenbire sarsıldı ve Vietnam, Brezilya'nın ardından dünyanın en büyük kahve ihracatçısı oluverdi.Bu arada, 1989'a dek geçerli olan uluslararası fiyat ve üretim kotaları da "serbest piyasa ilkeleri" gereği kaldırılmıştı.Sonuç tahmin edilebilir. Kahvenin kilosu, 1990 itibarıyla 2.2 dolardan işlem görüyordu. 1999'da bu fiyat, 4.5 dolara kadar yükseldi. Vietnam kahvesinin uluslararası piyasalara açılmasının etkisiyle, bugün bu fiyat 1.3 dolara kadar gerilemiş bulunuyor. Bu arada, küresel kahve talebinde bir yükseliş görülmüyor.

Fiyat düşüşünün etkisiFiyatlardaki bu düşüşün iki önemli etkisi oldu:1. Birçoğu ABD merkezli olan uluslararası kahve tekelleri, azgelişmiş ülkelerden sudan ucuza milyonlarca ton kahve satın alma imkânı buldular.2. Ekonomisi kahveye dayalı ülkelerdeki üreticiler, kitleler halinde iflas etti ve sektörde çalışan yüzbinlerce emekçi işsiz kaldı.Kahvenin, emperyalizme bağımlı ülkelerde petrolün ardından en önemli ikinci ihraç kalemi olduğu düşünüldüğünde, sorunun boyutları daha kolay anlaşılacaktır. 100 yıl içinde görülen bu en büyük uluslararası spekülasyon, birçok ülkede kırdan şehirlere göçü hızlandırarak toplumsal sonuçlar doğuruyor.

Yüzbinler topraksız Sadece Meksika'da, son iki yıl içinde 300 bin kahve üreticisi topraklarını terk etti. El Salvador'da işsiz kalan kahve işçisi sayısı, 30 bin.Geçtiğimiz hafta Nikaragua'da şehirlere inen binlerce kahve üreticisi ve işçi, hükümet yetkililerini protesto ettiler. Eylemlerde "Açız" pankartları taşınıyordu.Öte yandan, dünyanın en kaliteli kahve üreticilerinden Kenya'daki çiftçiler de umutsuz. Kimyasal ve gübreye para ödeyemeyecek hale gelen Kenyalı üreticilerin kahvesi, artık pek de kaliteli değil. Bu ürünün, Batılı devletler tarafından belirlenen uluslararası standartlara uymaması halinde, birçok ülke Kenya'dan kahve ithal etmekten vazgeçebilecek.Vietnam da, üretim patlamasından fayda sağlayabilmiş değil. Fiyattaki büyük düşüş nedeniyle, o da kahvesini çok ucuza satmak zorunda bırakılıyor. Hükümet, fiyatları yeniden düzenlemek amacıyla üretimi yüzde 20-30 oranında kısacağını ilan etti. Ama artık çok geç.

Doğanın tahribatıKahve krizi, önemli çevresel etkilere de yol açacak. Uzmanlar, geçmiş yıllardaki yüksek fiyatlar nedeniyle, birçok çiftçinin, kahve üretimi için uygun olmayan toprakları tarla haline getirdiğini belirtiyor. Amazon'daki yağmur ormanlarının içine kadar giren bu tarlalar, bugünlerde terk edilmiş durumda. Er ya da geç başka amaçlar için kullanılacaklar. Bu da çevrecileri endişelendiriyor.

DB'nin umurunda değilBu arada, krizin tohumlarını eken Dünya Bankası, her zaman olduğu gibi sorumluluğu reddediyor. Banka iktisatçılarından Bryan Lewin, Christian Science Monitor'e yaptığı açıklamada, "Projelerimizi inceledik ve kahve üretimini aşırı teşvik etme suçlamalarının temelsiz olduğu sonucuna vardık" diyor. Uluslararası Koruma (CI) adlı örgütün kahve programları müdürü Matthew Quinlan ise DB'yi savunurken "piyasa"nın işleyişine dair çok önemli bir gerçeği ağzından kaçırıyor: "Daima birileri çıkacak ve daha az fiyata üretim yapacaktır."

İhracat döngüsüBu sözler, sadece kahve için değil, bütün uluslararası üretim ve ticarette geçerli bir kurala işaret ediyor. Birleşmiş Milletler verilerine göre, azgelişmiş ülkelerin ihracat fiyatları ile ticaretleri arasındaki oran, 1980'de 100 iken 1992'de 48'e düştü. Yani bağımlı ülkeler, fiyat spekülasyonları nedeniyle gerçek ihracat gelirlerinin yüzde 52'sini kaybetti. Dünya Bankası'nın kabul ettirmeye çalıştığı "ihracat yönelimli ekonomik sistem", azgelişmiş ülkeleri, örneğin Meksika ve Vietnam gibi birbirine düşürüyor. Ortaya çıkan kıyasıya rekabet, azgelişmiş ülke ürünlerinin fiyatlarında sürekli bir düşüş anlamına geliyor. Bu düşüş, söz konusu ülkelerdeki ücretler üzerinde de sürekli bir baskı demek.
www.evrensel.net