IMF ve AB ne istiyorsa o

IMF ve AB ne istiyorsa o

Erdoğan başkanlığındaki Ak Parti'nin programının ana temasını batılı emperyalist ülkelerle işbirliği, IMF, AB, ABD ve NATO ile ilişkiler oluşturdu.

IMF ve AB ne istiyorsa oSultan ÖzerRecep Tayyip Erdoğan başkanlığındaki Adalet ve Kalkınma Partisi'nin (Ak Parti), ana hatları bilinen, ancak detayları belli olmayan programı dün yayınlandı. 70 sayfalık programın ana teması AB, ABD ve uluslararası finans kuruluşlarıyla ilişkiler oldu. Programın "Temel Haklar ve Siyasi İlkeler" başlığı altında düşünce ve ifade özgürlüğü ele alınarak, düşüncelerin özgürce açıklanabilmesi, farklılıkların zenginlik olarak ele alınması istendi. Dinin insanlığın en önemli kurumlarından biri olduğu vurgulanan programda, laikliğin ise demokrasinin gerekli şartı, din ve vicdan hürriyetinin teminatı olarak görüldüğü belirtildi. Programda, parti kapatmalar eleştirilerek, AİHM kararları ve Venedik Komisyonu'nun çizdiği ilkeler çerçevesinde konunun yeniden düzenleneceği ifade edildi. ABile ilgili olarak da, "AB üyelerinin uyması gereken asgari standartları gösteren Kopenhag Kriterleri'nin demokratikleşmeye yönelik ilkeleri esas alınarak, ulusal hukuk düzenimizde yapılması gereken değişiklikler mümkün olan en kısa sürede gerçekleştirilecektir" görüşü savunuldu. Türkiye'nin 'Avrupa Güvenlik ve Savunma Kimliği' içinde hak ettiği yeri alması için çabalarının süreceği belirtilen programda, bunun NATO bünyesinde de bugüne kadar ortaya koyduğu katkıya paralel olarak gerçekleşeceği ifade edildi. ABD ile ilişkilerin geliştirilmesi de savunulan programda, uzun yıllardan beri savunma ağırlıklı olan işbirliğinin, ekonomi, yatırım, bilim ve teknoloji alanlarına da yaygınlaştırılacağı kaydedildi.

Kürt sorunu muğlak"Kürt sorunu" ise programda muğlak bir anlatımla yer aldı. "Kimimizin Güney Doğu, kimimizin Kürt, kimimizin de terör sorunu dediğimiz olay maalesef Türkiye'nin bir gerçeğidir" denildikten sonra, sorunun adı verilmeyerek, "bu sorun" deyimi kullanılan Kürt sorunu konusunda Türkiye'nin üniter yapısını bozmayacak politika önerildi. Programda, resmi ve eğitim dili Türkçe olmak şartıyla, Türkçe dışında başka dillerde kültürel faaliyetlerin yapılması yeterli görüldü. OHAL uygulamasının kaldırılmasının hedeflendiği belirtilen programda, MGK'nın da AB normlarına uygun düzenlenmesi istendi.

Yabancı sermaye"Küreselleşmenin getirdiği yapısal dönüşümlerin en az maliyetle gerçekleştirilmesi"nin savunulduğu programda, yabancı sermayenin özendirilmesi de istendi. Özeleştirmenin, "ekonomide verimi artırmayı, devleti tam rekabet ortamını bozabilecek faaliyetlerden çıkarmayı sağlayacak araç" olarak tanımlandığı programda, hızlı ve şeffaf bir özelleştirme gerçekleştirecekleri sözüyle patronlara seslenildi. Programda, askere de "kritik sektörlerdeki özelleştirmelerde ulusal stratejik tercih ve öncelikleri göz önünde bulunduracaktır" mesajı verildi. Özel sigortacılık sisteminin teşvik edileceği belirtilen programda, tasarruf mevduatı güvence sisteminde AB standartlarına uyulacağı sözü verildi. İmam hatiplere yeşil ışık yakılan programda, "Zorunlu eğitim kademeli, tercih ve yönlendirmeye imkan sağlayacak şekilde yeniden düzenlenecek, halen 8 yıl olan zorunlu eğitimin, altyapı çalışmaları hızlandırılarak makul bir süre içerisinde 11 yıla çıkarılacaktır" denildi.Özel sektörün eğitim yatırımlarının özendirileceği vurgulanan programda, piyasanın istediği şekilde eleman yetiştirme sözü de verilerek, "Sivil toplum örgütleriyle birlikte iş dünyasının ihtiyaç alanları belirlenerek, dinamik ve günün ihtiyaçlarına uyan mesleki eğitim programları geliştirilecektir" denildi. Eğitim sisteminin, piyasanın "ara eleman ihtiyacını karşılayacak şekilde olacağı" mesajı programda birkaç defa tekrarlanırken, vakıf üniversitelerinin de destekleneceği vurgulandı. YÖK'ün kaldırılması yerine YÖK'ün yeni bir yapıya kavuşturulması savunuldu.
www.evrensel.net