Gülmek bir tavırdır

Gülmek bir tavırdır

Fiziksel hastalıkların sadece vücutla ilgili olmadığını anlatan grup elemanları kendilerinin daha çok ruh sağlığı ile ilgilendiklerini belirtiyorlar.

Gülmek bir tavırdırEser Tura Geçtiğimiz cuma günü sona eren İzmit'te düzenlenen 4. Sokak Tiyatroları Festivali kapsamında yapılan etkinlikleri izlerken karşılaştık onlarla, sağnak yağmur altında onlarca kişiyle beraber sokak ortasında eğleniyor, eğlendiriyor ve gülümsetiyorlardı. Adları Aziz Gual ve Andres Ağular. Du Doe Dos grubunun elemanları. Meksika'dan gelmişler ve gülümsetmek için yaralı İzmit'i seçmişler.

İlk profesyonel grupMeksika'nın ilk profesyonel palyaço grubu Du Doe Dos'un profesyonel bir geçmişi var. Önceleri Rus-Amerikan-Güney Amerikalı insanlarla birikte çalışmaları olmuş. Avrupa ve Türkiyede'ki ilk seneleri.Şu anda yaptıklarıysa çok önemli bir proje. Çeşitli insanlara kendi tekniklerini öğretiyorlar ve bu insanları çocuk hastanelerine gönderiyorlar. Ortak çalışmalarına ilginç bir de isim bulmuşlar "Kahkaha terapisi". 6 aydır bu proje üstünde çalışıyorlar ve şimdiye kadar 20 palyaço doktor yetiştirmişler. Turneleri 6 ay daha sürecek.

En önemlisi yakın olmakSeyircilerle ilişkilerini ise şöyle anlatıyorlar: "En önemli noktalardan biri onlara hep yakın oluruz, bizi çok uzakta görmezler. Fiziksel bir yakınlık değil kastettiğimiz, biz onların kalplerine yakınızdır. Dilimiz evrensel bir dil; 'kahkaha ve espri dili', ki bu dil sayesinde diğer insanlarla aramızdaki tüm sınırlar kalkar; bunun en güzel örneğini burası için kullanabiliriz. Ne siz bizim dilimizi biliyorsunuz ne de biz Türkçe, ama kahkahalarımız aynı tonda...Espriden bahsetmişken seviyeyi de unutmamak gerekir ki. Biz insanları sadece güldürmek istemiyoruz. Biz bir yandan da onları zenginleştirmek istiyoruz."

Emek, ekmek.... Fiziksel hastalıkların sadece vücutla ilgili olmadığını anlatan grup elemanları kendilerinin daha çok ruh sağlığı ile ilgilendiklerini belirtiyorlar. Hem çocuklarla hem de ölümcül hastalığı olan insanlarla çalışıyorlar ve bu şekilde başka insanları da yetiştiriyorlar ve kullandıkları yöntemlerine de bir isim vermişler 'kontrast'Oyunlarında da; "ekmek, emek, alınteri, rekabet gibi" evrensel sembolleri kullandıklarını anlatan sanatçılar, bunu şöyle açıklıyor: "Karşımızdaki insanlara yakın olmak istediğimiz için dünyanın ortak problemlerinden yola çıkarız. Dolayısıyla da 'Aşk ya da nefret' gibi klişeleri değil de 'Ekmek ve rekabet' gibi değerleri seçeriz ki, bu oyunumuzun sonunda da şöyle bir düşünce çıkıyor karşımıza; önemli olan sahip olmak değil paylaşmak. Ortada bir açlık var. Bu açlık maddesel bir açlık değil, paylaşmaya ve bölüşmeye açlık. Biz açız ve paylaşmak istiyoruz açlığımızı, yani yalnızlığımızı..."

Koşullar ne olursa olsun'Açlığından dolayı baklava çalan çocukların hapse atıldığı bir ülkede, dünyada, inadına insan diyebilmek ve insanı gülümsetebilmek zor değil mi' diye soruyoruz.Cevap hazır: "Şu anda dünyanın tüm ülkelerinde sefalet hüküm sürüyor. Dünyanın en zengin ülkesinde bile arka sokaklarda sefalet var. Ve insanlar bu acıların üstesinden gelmek için bir şeylere ihtiyaç duyarlar. Biz her şeyden vazgeçmiş insanlara yaşamaları için var olan sebepleri gösteririz. İçinde yaşadıkları koşullar ne olursa olsun yaşamlarını devam ettirecek imkanlar veririz. Trajediyi hayatın kötülüklerini, hayattaki güncel şeyleri göstermek için kullanıyoruz. Çünkü gülmek açlığa ve ezilmişliğe karşı bir tavırdır."
www.evrensel.net