Barometre yükseliyor...

Barometre yükseliyor...

Latin Amerika'nın "piyasa demokrasisi" ile 10 yıllık dansı, hüsranla sonuçlandı. Ardı ardına açılan paketler, Arjantin'deki ekonomik ve siyasi krizi daha da derinleştiriyor.

Barometre yükseliyor...Londra merkezli ekonomi-politika dergisi The Economist, geçtiğimiz haftalarda ilginç bir araştırmanın sonuçlarına yer verdi. Şilili bir araştırma kuruluşu olan Latinobarometro'nun bir dizi siyasi ve ekonomik sorunla ilgili yaptığı anket, emekçiler ile sermaye hükümetleri arasındaki mücadelenin önümüzdeki dönem seyrine dair önemli ipuçları sunuyor.

Özelleştirmeye hayır!Latinobarometro, '95'ten bu yana bir dizi Latin Amerika ülkesinde benzer anketler düzenliyor. Bu yılki anketten çıkan sonuçlar, Latin Amerika sermayesi ve ona hizmet eden hükümetler için kaygı verici: Halk, on yıl boyunca kıtanın yağmalanmasında en önemli araç olan özelleştirmelere kesin tavır alıyor. Yine, özelleştirmeler ve çalışma yaşamının kuralsızlaştırılmasıyla atbaşı giden "piyasa demokrasisi"ne destek, giderek azalıyor.

Çarpıtma çabasıThe Economist gibi yayın organları, işçi ve emekçilerin yerine "piyasa"ya kulak veren bu siyasi sistemin desteğinin azalmasını başka noktalara bağlamaya çalışıyorlar. Halkın bu demokrasi aldatmacasına ve onun aktörlerine duyduğu güvensizlik, dergi tarafından "diktatörlüklere destek verilmesi" olarak çarpıtılıyor (Tablo 1).

Talep, gerçek demokrasiOysa aynı anket, kıta halklarının "gerçek demokrasi" talep ettiğini kanıtlıyor. Meksika ve Peru, iki önemli örnek. 70 yıldır süren Kurumsal Devrimci Parti diktatörlüğünü geçen seçimlerde deviren Meksikalıların "demokrasiye verdiği destek", geçen yıllara göre yükselmiş. Bu durumun arkasında, "yeni ve halkçı bir düzen" kurulmasına yönelik özlem yatıyor.Benzer bir özlem, ABD destekli Fujimori diktatörlüğünü sokak eylemleriyle yıkan Peru'da gözleniyor. Bu ülke, aylardır, sağdan "sola" dek hemen tüm düzen partilerinin, yargı mensupları ve komutanların başrolü oynadığı rüşvet skandallarıyla sarsılıyor. Sistemin bütün "geleneksel piyonları"na olan desteği erozyona uğrayan Perulu emekçilerin talebi de, halkın söz sahibi olduğu gerçek bir demokrasi.

Sisteme güven yokKıtanın nüfusu en yoğun üç ülkesi olan Brezilya, Meksika ve Kolombiya'da, işleyen sahte "demokrasi"ye olan inanç, oldukça az. Arjantin ve Şili'de de, sisteme yönelik güvende önemli bir düşüş görülüyor. Tablo 3'teki sonuçlar dikkatle incelendiğinde, halkların "piyasa demokrasisi"ne yönelik hoşnutsuzluğunun giderek arttığı görülüyor.

Kötü, çok kötü...Hoşnutsuzluk, "neoliberal" olarak adlandırılan ekonomik politikalar söz konusu olduğunda doruğa tırmanıyor. Kıtada, ülkesinin ekonomik durumunun "kötü" ya da "çok kötü" olduğunu söyleyen insanların oranı, ortalama yüzde 60 civarında. Tablo 4'teki rakamlar, son 10 yıldır biri bitmeden diğeri açılan IMF paketlerinin yol açtığı ekonomik yıkımın göstergesi. 1990'ların ortasından bu yana, ekonomilerinin "nispeten iyileştiği" görüşünde olanlar sadece Meksikalı ve Venezüellalılar.

Chavez hâlâ umutBilindiği gibi Meksika, 1998-99 ekonomik krizinden nispeten az etkilenmişti. Venezüella halkı ise, krizin etkisine rağmen, ABD ile ilişkilerin bozulması pahasına, nispeten halkçı bir ekonomik politika uygulayan ve IMF reçetelerini kabul etmeyen Hugo Chavez'den umudunu yitirmemiş görünüyor.

Piyasacıların hesaplarıLatinobarometro ve Economist, savundukları sermaye yanlısı politikalar açısından ibretlik bir tablo oluşturan bu anketin sonuçlarını, farklı yorumluyorlar. Latinobarometro Başkanı Marta Lagos'un sözleri dikkate değer: "İnsanlar, ekonominin demokrasiyle bağlantılı olduğunu düşündükçe, demokrasi de kırılganlaşıyor." Belli ki Lagos, ekonomi ile ülke yönetimi arasındaki dolaysız ilişkinin herkesçe fark edilmesinden rahatsız. Bu ilişkinin işçi ve emekçilerden gizlenmesi, onların öfkelerini uzaklardaki meçhul "uluslararası güçler"e yöneltebilir. Ama aksi takdirde, uluslararası sermaye ile onun işbirlikçiliğini üstlenen hükümetler, parlamentolar ve genel olarak kapitalist devlet aygıtı arasındaki bağlantı da saklanamaz olur.

İpler kimin elinde?Sermayenin, ekonomi çarklarının hangi sınıfın çıkarına döndüğü ile siyasi sistem arasındaki ilişkiyi gözlerden uzak tutma çabası, ülkemizde de, ekonominin yönetiminin "iktidardan bağımsız, büyülü bir piyasa"nın elinde olduğu iddiaları ile dile getiriliyor. Böylece büyük patronlara hizmette kusur etmeyenler, başları sıkıştığında topu, kendilerinden bağımsız işlediğini öne sürdükleri "piyasa"ya atıyorlar.

Çöküşün sonuçlarıLatin Amerika araştırmasının kendisi, ekonomik işleyişin yaşamın bir dizi alanına nasıl etki ettiğinin göstergesi. Örneğin; son üç yıl içinde, ülkelerinde suç ve uyuşturucu bağımlılığının "çok arttığını" söyleyenlerin oranı, yüzde 80. 1995'teki araştırmada bu oran, yüzde 65 civarındaydı.

Çürümenin boyutlarıAnkete katılan her beş kişiden ikisi, kendisinin ya da ailesinin bir üyesinin, son 12 ay içinde suça maruz kaldığını belirtiyor. Yine her beş kişiden dördü, son üç yıl içinde yolsuzluğun "çok fazla arttığını" belirtiyor.

Tuzak sorulara rağmenAnketin en "kritik" noktası, piyasa ekonomisine verilen destek. Geçmiş anketlerde, halkın "serbest piyasa" olarak tanımlanan tekelci kapitalist ekonomiden "belli ölçülerde" memnun olduğu belirtiliyordu. Bu yıl ise bu oran, yüzde 52'ye gerilemiş durumda. Üstelik, sorunun komik ölçülerde "cazip" sorulmasına rağmen: "Sizce ürünlerin fiyatları serbest rekabetle belirlenmeli mi?" Aynı tarzda sorulan bir diğer sorunun yanıtına göre, halkın üçte ikisi "ülkelerinde yabancı yatırım olsun" istiyor.

Üç yıl yettiTekel sözcüleri için sorun, "piyasa işleyişi"nin tesis edilmesi ve sermayeye dolaysız kaynak aktarılmasında koçbaşı işlevi gören özelleştirme konusunda çıkıyor. Tablo 2'de görüldüğü üzere, kıtanın dört bir yanında, özelleştirmeyle ilgili görüşler üç yıl öncesine göre oldukça değişmiş. Emekçilerin büyük bir bölümü, özelleştirmenin "ekonomi için iyi" olduğu görüşünü değiştirmiş bulunuyor.

Partilere güven yokLatinobarometro'ya göre, kıta halkları, ülkedeki siyasi kurumlara hemen hiç güvenmiyor. Türkiye'de olduğu gibi, düzen partileri ve meclise duyulan güven, adeta yerlerde sürünüyor.Economist'te yer alan bilgilere göre, Latinobarometro anketi 17 ülkede, 18.135 kişiyle yapıldı. Nisan-Mayıs 2001 döneminde yapılan anket, IMF ve ona uşaklık edenler tarafından yürütülen politikaların, iflasın eşiğinde olduğunu ilk elden kanıtlıyor.
(Derleyen Semra Çelik)
www.evrensel.net