İşsiz bir işçi kenti

İşsiz bir işçi kenti

Çerkezköy'de binlerce kişi işsiz kaldı, göç başladı... Hâlâ çalışabilenlerin durumu da pek parlak değil...

İşsiz bir işçi kentiMuzaffer Özkurtİşçi kenti Çerkezköy'de, "50 kurda bir kuzu düşüyor" artık. Her iş ilanına binlerce insan başvuruyor. İlçe, fabrikaların açıldığı günlerde nasıl bir anda dolduysa şimdi de işsizliğin getirdiği yıkımla aynı hızla boşalıyor. Fabrikalar ardı ardına kapanıyor, işsizlik çoğalıyor; açlık, yoksulluk ve sefalet herkesin dilinde. 250'yi aşkın fabrikasıyla büyük bir çekim merkezi olan ilçenin, Türkiye'nin hemen her bölgesinden aldığı göç tersine dönmüş. Evler boş, kiracı bile bulunmuyor.Oysa Çerkezköy, sanayileşmenin en hızlı ilerlediği, fabrikaların peş peşe kurulduğu bir bölge olarak biliniyor. 20-25 yıl önce 6 bin nüfuslu küçük bir kasaba iken bugün 70 bini aşan nüfusu ve fabrikalarıyla bir "işçi kenti" Çerkezköy.

Atılan, iş bile aramıyorUygulanan IMF politikaları ve üst üste yaşanan krizler Çerkezköy'e, fabrikaların kapanması, onbinlerce işçinin de işten atılması olarak yansımış. Kentin bugün hızla boşalmasının nedeni ise işten atmalar, işsizlik ve iş bulma umudunun neredeyse tamamen tükenmesi. İşsizler, yeni kurulan fabrikaların kapısında uzun kuyruklar oluşturuyor. Yeni bir fabrika kuran Levi's bin işçi alacağını duyurduğunda, 10 bin kişi iş için fabrika kapısına dayanıyor. Oysa aynı Levi's, "kriz bahanesi" ile diğer fabrikasından işçi çıkarıyor. Hem de burada çalışan bir işçi, bir buçuk dakikalık üretimiyle bir aylık ücretini patronuna kazandırdığı halde...Çerkezköy Belediyesi, 3 bine yakın ailenin ilçeyi terk ettiğini aktarıyor. Üstelik, geri göç eden bini aşkın inşaat işçisi bu rakama dahil değil. 10 bini aşkın işsiz, kahve köşelerinde bekliyor. İşsizler o kadar çok ki, tam bir rakam vermek güç. Fabrikanın kapatılmasından dolayı Gümüşsuyu Halı Fabrikası'ndan 1200 işçinin atılması, Narin Tekstil Fabrikası'ndan 400 işçinin hiçbir hakları ödenmeden kapının önüne konulması, bir çırpıda söylenen iki örnek sadece.Çerkezköy Belediye Başkan Yardımcısı Salih Bağcı, iş bulmak için belediyeye başvuranların sayısının bin olduğunu söylüyor. Rakamın azlığı şaşırtıcı, ancak Bağcı'nın açıklaması bu durumu ortadan kaldırıyor: "İşten atılanlar zaten neden işten atıldığını biliyor. Bunun için onlar gelip başvuruda bulunmuyor. Bunlar yeni işsizler." Her gün 20-30 kişi, Çerkezköy Belediyesi'nin kapısına dayanıp "kirasını veremediğini, geçinemediğini ve açlık çektiğini" söyleyerek yardım istiyor. Belediye bunların kaydını tutmadığı için net bir rakam yok, ancak tümüne verilen yanıt belli: "Yardım edemiyoruz."Çerkezköy'de nakliye şirketleri ve tren istasyonları da fazla mesaide. Memleketine dönecek parayı bulanlar, geldikleri yerlere dönüyorlar. Gidemeyenler ise daha çok neyi var neyi yoksa satıp Çerkezköy'e gelenler. Onlar hiçbir yere gidemiyor. Ama şu kesin ki, Trakya'daki köylerin nüfusu her geçen gün artıyor.Belediye Başkan Yardımcısı Salih Bağcı da kentin boşaldığını doğruluyor. Çerkezköy Sanayi ve Ticaret Odası'nın hazırladığı rapora göre, kentin boşalması nedeniyle ekmek tüketimi bile günlük 7 bin 500 adet azalmış. Elbette, bunda ekmeğini evde yapmaya başlayanların da etkisi var.

İşçi azaldı, ama...TEKSİF'e üye işçi sayısı yüzde 50 düşmüş. Kayıtsız ve sendikasız işçi çalıştıran fabrikalardaki işçi çıkartmaları ve duran inşaat sektörü göz önüne alındığında, işsizliğin vardığı ürkütücü boyut ortaya çıkıyor.Bu krizden en az etkilenenler patronlar. Kapanan fabrikaların çoğu, yabancı sermayeye ait. Çünkü, "kuralsız çalıştırma açısından daha uygun" ülkelere kaçıyorlar. Eylül ayına kadar da yurtdışına giden fabrika sayısının artacağı söyleniyor. Fabrikasını kapatan patronların bir kısmı da devletten kredi alıyor. Urgancılar Vana Fabrikası'nın kapatılması üzerine hakları ödenmeden işten atılan Latif Gül, piyasanın yüzde 75'ine hâkim olan fabrikanın devletten kredi aldıktan sonra kapandığını belirterek "Fabrikayı kapatıp gittiler. Oysa, az bir parayla üretmeye ve kâr etmeye devam edebilirlerdi" diyor. Bu, Çerkezköy'deki bazı patronların devletten aldıkları krediyle ranta yöneldiklerinin apaçık örneklerinden biri.Çoğu patron da "az işçiyle eski üretimi sürdürme" hesabı yapıyor. Bir işçiyi üç işçi kapasitesinde çalıştırma, bir işçi ücretine iki işçi çalıştırma gibi yollara başvuran patronlar, kendi aralarında eylül ayına kadar işçi almama kararları da almışlar. İşsizliğin önemli nedenlerinden biri de bu. Daha az işçiyle çok iş hedefleyen yeni çalışma sistemlerine geçiş Çerkezköy'de çok yaygın. Patronların bu çalışma koşullarını dayatırken dayandıkları temel silah işsizlik. Bu tehdit, Demokles'in Kılıcı gibi işçilerin başının üzerinde sallanıyor. İşçiler, sendikaların da yeterli tepkiyi göstermemesi nedeniyle dayatılan çalışma koşullarına uymak zorunda kalıyor.

Ücretleri düşürdülerKimi zaman yemeğe 5 dakika erken gitmek işten atılmak için yeterli neden sayılıyor. 7'li sistem, 4'lü sistem, esnek çalışma, 12 saat mesai, zorunlu fazla mesailer ve yeni yeni gelen itelemeli sistem; yavaş yavaş fabrikalara yerleşiyor. Özellikle, kumaş boyasının yapıldığı fabrikalarda günlük mesai 12 saat. Bunun için verilen ücret ise 200 milyon lira bile değil. Ultaş da bu fabrikalardan biri. Şikâyet üzerine fabrikaya, "fazla çalıştırma" nedeniyle 800 milyar lira ceza verilmiş. Ancak, patron bunun yükünü de işçilerin sırtına yıkıyor. 12 saat üzerinden ücretlere yüzde 30 zam yapan patron, ceza üzerine bunu yüzde 3 geri çekiyor. Sonra da ücretleri 12 saatten hesaplayıp 8 saatlik ücret veriyor. Böylelikle, zamla beraber 200-250 milyon lira alacak işçilerin maaşları 150 milyon liraya düşmüş oluyor.Taşeronlaştırma ise tüm hızıyla sürüyor Çerkezköy'de. Bosch ve Volkswagen gibi fabrikalar esnek çalışmayı tamamen yerleştirmiş. Fazla mesailerle çalışmanın 16 saati bulduğu da oluyor. Patronlar, işçilere, "Bütün gün fabrikadaydın, burada yedin içtin" diyerek mesai ücretlerini de indiriyorlar. src=/resim/b1.gif width=5>
Başa dön


Yeni çalışma düzeniÇerkezköy'de bütün büyük fabrikalarda "yeni çalışma düzeni" adı altında esnek çalışma hayata geçiriliyor. Esnek çalışma çeşitli yöntemlerle uygulanıyor. Bunların başında da günde 12 saat çalışma geliyor. Özellikle tekstil sektöründe yer alan kumaş boya fabrikalarında uygulanan bu yöntemle günde 12 saat çalışma karşılığında işçilere fazla mesai ücreti verilmiyor. Ve çoğu kez çalışma süresi 16 saate kadar çıkabiliyor. Bunun karşılığında verilen ücretler ise asgari ücretle 200 milyon lira arasında değişiyor. 200 işçinin çalıştığı Mühendisler Tekstil, 150 işçinin çalıştığı Akbaş Tekstil, Met İplik, TYSSO Plastik, Dilek Tekstil ve daha pek çok fabrika bu sistemle çalışıyor. Metal sektörüne faaliyet gösteren Volkswagen'de de işçiler, işlerin yoğun olduğu dönemlerde 12 saat çalıştırılabiliyor. Buna karşılık işlerin yavaşladığı dönemlerde ücretsiz izin verilen ve çalıştırılmayan işçilere eksi veriliyor. İşçiler bunu tamamlamak için gerekirse pazar günleri de çalışmak zorunda kalıyorlar. Bu sisteme de "bire bir esnek çalışma" deniyor.

7'li çalışma sistemiBir de "7'li sistem" var. Bu sisteme göre işçiler 7 gruba ayrılıyor ve her bir grubun tatili buna göre ayarlanıyor. Yani haftanın 7 günü sırayla bir grup tatile çıkıyor. Bu şekilde fabrikayı hiç durdurmadan çalıştıran patronlar normalde üç katı ücret verilmesi gereken pazar günü mesaisini de ortadan kaldırmış oluyor. Bu sistemin bir başka özelliği ise işçilerin gruplara bölünmesi ve aralarındaki birliğin bozulması. Akiplik Tekstil, Kaya Tekstil gibi fabrikalarda bu sistem uygulanıyor.

4'lü grup"4'lü sistem" işçilerin çok şikâyet ettiği bir sistem. Bu durum ücretlerin düşüklüğünden kaynaklanıyor. Üç vardiya çalışan fabrikalarda 4 vardiya işçi bulunduruluyor. Mesailer 08.00-16.00, 16.00-24.00 ve 24.00-08.00 olarak belirleniyor. Son grup çalışması bittikten sonra iki gün tatil yapıyor ve bir grup boş kalacak şekilde ayarlanan bu sistemle iş süresi azaltılarak daha az ücret veriliyor. Bazı fabrikalar saat başı ücretini ortadan kaldırarak maaş sistemini işletse de ücretler asgari ücret ya da biraz üzerinde olduğu için işçiler, "Hiç değilse iki gün izin yapıyoruz" diyerek şikâyet etmiyor. 4'lü sistemin uygulandığı fabrikalar ise Altın İplik, Aksu, Dinarsu.

İtelemeli sistem"İtelemeli sistem" ise şu an sadece Çorlu Yolu'nda faaliyet gösteren Marmara İplik'te uygulanıyor. Ancak giderek yaygınlaşan bu sisteme göre işçiler bir hafta 8 gün hesaplanarak çalıştırılıyorlar. Yani 7 gün çalışan işçi 8. gün izin yapıyor. Hafta ve ay kavramlarını değiştiren patronlar böylece bir işçiyi yılda 7 gün fazladan çalıştırıyor. Fabrikada sadece 100 işçinin çalışması her yıl işçilerin 7000 gün fazladan çalışması anlamına geliyor. Çorlu'da bulunan bazı fabrikalarda işçi sayısının 100'ü aşması ise bu rakamı daha da yukarılara çekiyor. Bu sistemle de pazar mesaileri ortadan kalkıyor. Çünkü her işçinin tatili bir sonraki haftaya göre bir gün ileriye atıyor.
www.evrensel.net