Moskova Doğu Almanya

Moskova Doğu Almanya'yı

   yalnız bırakamazdı

Moskova Doğu Almanya'yı
    yalnız bırakamazdıİgor Maximytschew*Şimdilerde Berlin Duvarı konuşulduğunda o dönemde yapılışı gerekli kılan koşullar görmezlikten geliniyor. Duvarın inşasını haklı çıkarma durumuna düşmeden şimdi tarihin kefaretini ödemeye zorlananların insanlığı hangi felaketlerden kurtardıklarını bir kez daha anlatmayı zorunlu görüyorum.Tek tek kişilerin kaderiyle Avrupa'da oynanan oyunlar arasındaki gerilim, duvar trajedisinin kavranmasında oldukça önemli.50'li yılların sonunda diplomat olarak çalışıyordum, bu nedenle gelişmelere müdahale edecek yetkim yoktu. Ancak alınan kararda olan bitenlerin yol açtığı baskıların belirleyici olduğunu kavrayacak gözlemleri yapabildim. SSCB hükümeti Batı'dan gelecek tehlikeleri en kısa zamanda engellemeyi amaçlıyordu. Sosyalizmin yıkılması sonrası herkese açılan o dönemin gizli belgeleri politikada ne dünya devriminin ne de Doğu'da Sovyet egemenliğinin arttırılmasının hedeflendiğini, yalnızca sosyalizme yönelik yeni saldırıların engellenmesine çalışıldığını kanıtlıyor. Savaş sonrası düzeninin sonsuza kadar korunması hedefleniyordu ve bu hedefe erişmek için müttefiklerle de -onlar kabul etmezlerse- tek başına da her şey yapılacaktı. Bu amaçla yapılanlarda zaman zaman hedefin gözden kaçırıldığını kabul etmekle birlikte o dönem SSCB'nin savaş sonrasının kötü koşulları içinde olduğunu unutmamak gerekir. Hitler'in saldırısıyla öylesine büyük yıkım ve kayıplar ortaya çıkmıştı ki böylesi bir durumun tekrarının engellenmesi zorunluydu. Derinden sarsılmış, korkunç zayıflamış ve kanı akıtılmış SSCB'nin toparlanmak için barışa ihtiyacı vardı.Savaş sırasında Kalinin'de yaşıyordum. 1941'deki Alman işgali sonrası, kentin dört hafta içinde yerle bir edildiğini kendi gözlerimle gördüm. Okulumu bitirdikten sonra Moskova Uluslararası İlişkiler Enstitüsü'ne kabul edildim. 1956'da iki dil bilen bir Batı Avrupa uzmanı olarak göreve başladım.Benim kuşağım, güçsüz düştüğümüz için hiçbir ülkeyi tehdit edemeyeceğimiz, ama Batı'nın tehditi altında olduğumuz düşüncesiyle yetişti. Bu SSCB'deki resmi propaganda sonucu değil, 1945 sonrası Batı'nın başlattığı soğuk savaşa bağlı oluşmuştu. Genç ve askerlik hizmeti yapmak zorunda olan kişiler olarak kendimizi üçüncü dünya savaşı öncesinde hissediyorduk.
(...)
Stalin 1952'deki notlarında** Batı Almanya'nın hiçbir askeri pakta katılmaması koşuluyla kendi bağımsız ordusunu oluşturarak iki Almanya'nın birleştirilmesini önermekteydi. Adenauer bu düşünceyi Batı'ya entegrasyon tamamlandıktan sonra SSCB ile görüşülebilineceğini açıklayarak reddetti. Stalin'in bu önerisi ülke içinde de tepkilere yol açmıştı. Stalin'in ölümünden sonra iktidara gelenler için Birleşik Almanya güvenilmez bir devletti ve sosyalizmin savunulması ancak DAC'a askeri güç yığılarak sağlanabilirdi.Soğuk Savaş acımasızca sürdürülüyordu. Leipzig konsolosluğu yaptığım dönemde mühendis, öğretmen ve doktorların cazip tekliflere bağlı olarak Batı'ya kaçtıklarına şahit oldum. İkinci Alman devleti var olma mücadelesi veriyordu. Bu duruma son vermek için Berlin'in bağımsız şehir ilan edilmesi ve Doğu ile Batı arasında oluşturulan sınırın iki taraftan askeri şekilde kontrol altında tutulması önerisi getirildi.
(...)
O dönemde Moskova'daydım. Halk DAC'ı yalnız bırakmak istemiyordu. Bu savaşın dünya halklarına getirdiği kazanımlardan vazgeçilmesi demekti.
(...)
Duvar sayesinde Avrupa'nın göbeğinde ağır bir çatışma engellenmiş oldu.
(*): Uzun yıllar DAC'da konsolosluk yaptı. DAC'ın yıkılması sonrası Berlin Özgür Üniversitesi'nde misafir profesör olarak görevlendirildi. Rusya Federasyonu Dış Politika Konseyi Üyeliği yapıyor. Almanya ile ilgili üç kitabı var.(**): Stalin 1952 yılındaki notlarında tüm yabancı birliklerin çekilmesi ve Batı Almanya'nın hiçbir askeri pakta girmeyeceğini taahhüt etmesi koşuluyla iki Almanya'nın birleştirilmesini önerdi.
www.evrensel.net