Berlin Duvarı kimin eseri?

Berlin'i kalın bir çizgiyle ikiye ayıran duvarın inşasının 40. yıldönümü hararetli tartışmalara yol açıyor. Duvarın yarattığı acılar, resmi demeçlerle, bugün Batı'nın içinde eriyen Doğu'ya havale ediliyor.

Berlin Duvarı kimin eseri?Berlin'i kalın bir çizgiyle ikiye ayıran duvarın inşasının 40. yıldönümü hararetli tartışmalara yol açıyor. Duvarın yarattığı acılar, resmi demeçlerle, bugün Batı'nın içinde eriyen Doğu'ya havale ediliyor. Ancak tarihsel belgeler ve tanıklıklar, Berlin Duvarı'nın, 1962 Almanya'sını aşan gerçekler üzerine kurulduğunu gösteriyor. Gerçekte duvardan önce kurulan iki devletten hangisinin hücum, hangisinin savunma konumunda olduğunu da.

Sorumlu kim?Bugün Almanya iktidarı ve onun politikalarının yedeklemeyi başardığı kesimler, Doğu Almanya'da iktidar olan SED'nin devamı olan Demokratik Sosyalizm Partisi'nin özür dilemesini istiyor. Bir özürle 40 yıl öncesine gitmek, milyonlarca insanın yaşamını etkileyen gelişmeleri tersine çevirmek mümkün mü? Yoksa amaç, 'duygusal' demeçlerin arkasına sığınarak duvara ve onu hazırlayan koşullara dair tarihsel gerçekleri çarpıtmak mı?
BelgelerBerlin Alternatif Tarih Forumu'nun duvarın yıldönümü vesilesiyle yayımladığı belge, Almanya'nın ikiye bölünmesine yol açan koşulları ve Doğu Almanya'nın aslında bir var olma savaşı verdiğini sergiliyor. Dönemin Sovyetler Birliği diplomatı İgor F. Maximytschew'in makalesi, ülkesinin tezlerini ve Batı'ya karşı verdiği çetin mücadeleyi anlatıyor. Son belge, Avrupa Arşivi'nden alınan bir SSCB notası.

Ekonomik ve askeri baskılarBerlin Alternatif Tarih Forumu İnisiyatifi'nin, Berlin Duvarı'nın yapılışının 40. yıldönümü nedeniyle yayımladığı açıklamayı, konunun Almanya'da ne şekilde tartışıldığını yansıtması açısından yayımlıyoruz:13 Ağustos 1961'de inşa edilen duvarın 40. yıldönümü hazırlıkları beklenildiği gibi duyguları harekete geçiriyor, safları belirliyor. DAC sınırlarının sağlamlaştırılmasıyla aileler, dostlar, iş arkadaşları birbirinden koparıldı. Sınırı aşmak isteyenler de DAC sınır koruma görevlileri de hayatlarını ya da sağlıklarını kaybettiler. Sınırdaki her ölü veya yaralı fazlaydı. Bu nedenle anma gününde duygusallaşmak çok normal. 13 Ağustos'ta olan bitenlerden dolayı özür dilenmesini talep edenler, duvarın yapılışına yol açan durum ve koşullarda da daha sonra ortaya çıkan durumda da herhangi bir değişikliği sağlamayacaklarını bilmelidirler. Amaç, tarihi gerçeklerin ortaya çıkarılmasıysa aşağıdaki durum ve koşullar göz ardı edilemez:1. 13 Ağustos'ta Almanya ve Berlin'de yeni bir sınır oluşturulmadı. Yapılan, mevcut politik ve askeri cephelerin sağlamlaştırılmasıydı. Önce İkinci Dünya Savaşı'nın dört büyük galip devleti tarafından işgal edilen bölge ve sektörlerin ve başkent Berlin'in sınırlarının çizilmesi gerçekleştirildi. 20 Haziran 1948'de Batı'da para reformunun yapılması ve 23 Mayıs 1949'da da anayasanın ilanıyla, adım adım birbirinden ekonomik ve politik olarak farklı iki devlet ortaya çıktı. Bu Berlin için de geçerliydi. Soğuk Savaş sırasında Batılı güçlerle SSCB arasındaki krizin derinleşmesi Almanya'daki parçalanmayı daha da derinleştirdi. 1955'te iki Almanya NATO ve Varşova askeri paktlarına girerek birbirine karşı tavırlarını sergilediler. Bu durum Almanya'yı kimin böldüğünü açığa kavuşturmaktadır. DAC'ın bu duruma rağmen on iki yıl sınırlarını açık tutması, iki Almanya'nın birleştirilmesinden yana olduğunu gösteren en açık kanıttır.2. İki Almanya arasındaki sınırda tüm ülke sınırlarında olduğu gibi geliş gidişler sorun yaratıyordu. Federal Almanya Cumhuriyeti ve müttefikleri baştan itibaren DAC'ı yok etmeyi hedefliyorlardı. Ajanlar, sabotajlar, ticari baskılar, ekonomik talan, uzmanların ayartılması, örgütlü kitlesel kaçışların ve içsavaşa yol açacak ayaklanmaların teşvikiyle Batı Almanya, Doğu'yu yıkacağını ummaktaydı. Yüzbinlerce DAC vatandaşının Batı'ya kaçışı ülkenin varlığını tehlikeye sokuyordu. Bu durumu engellemek için SSCB'nin de onayladığı politik, ekonomik ve son olarak da askeri sonuçlar gündeme geldi. 1961 yılı Nisan ayında ABD'nin birliklerine "ateşe hazır ol" emri vermesi durumu daha da keskinleştirdi. Buna tepki olarak, SSCB de kendi birliklerine aynı emri verdi. FAC Savunma Bakanı Franz Joseph Strauss, ABD'ye İkinci Dünya Savaşı'nın henüz bitmediğini bildirdi.3. DAC'ın sınırının korunması için duvarın yapılışı Varşova paktı ülkelerinin danışma konseyi tarafından ortaklaşa kararlaştırıldı. Böylece DAC'ın pakta entegrasyonu belgeleniyordu. 3-4 Haziran 1961'de Kruşçev ve J. F. Kennedy Viyana'da yaptıkları görüşmelerde Almanya topraklarında çıkacak bir savaşın nasıl engellenebileceği konusunu gündeme getirmişlerdi. İki süper güç de iki Alman devletinin temsilcileri de sınırın sağlamlaştırılmasının sorunları azaltacağı konusunda görüş birliği içindeydiler. Kruşçev, Varşova Paktı'nın sözcüsü olarak Batılı devletlerin haklarına saygı duymaya devam edeceklerini bildirdi.4. Duvarın sorumlusu olarak SSCB gösterilse de 13 Ağustos 1961, o dönemde var olan iki sistem ve iki askeri pakt arasındaki çatışmanın sonucudur.5. Devletlerin varlıklarını korumaları açısından sınırların dokunulmazlığı DAC tarafından da uluslararası kurallara uygun olarak pratiğe geçirilmekteydi.6. Duvarın inşası sonrası gelişmeler, dünyada sosyalist ve kapitalist sistemler arasındaki ilişkilerden bağımsız ele alınamaz. Ancak DAC'ın tavrı ikinci bir Almanya ve onun vatandaşları bulunduğunu kabul ederek ilişki kurmak şeklindeyken FAC 1972'ye kadar ikinci bir Almanya ve onun vatandaşlarının varlığını kabul etmedi.7. Sınırların sağlamlaştırılması, DAC toplumunun kendine güvenli gelişimine hizmet etti. 1968'de anayasa, halkın yüzde 94.5'in onayıyla kabul edildi. Bu arada birçok ülke DAC ile diplomatik ilişkiler kurarak iki Almanya'nın varlığını kabul etmiş oldu. Bu, 1972'de FAC'ın da DAC'ı kabul etmesini sağladı. 18 Eylül 1973'te iki Almanya da BM'nin eşit haklara sahip üyeleri oldular.8. Duvarın kaldırılması ve iki Almanya'nın birleşmesinin üstünden 12 yıl geçmesine rağmen problemler sona ermedi, hatta yenileri çıktı.
(Derleyen Semra Çelik)
www.evrensel.net