Büyük korku, kutsal aile

Sinemaseverlerin "Evil Dead" serisiyle tanıdığı yönetmen Sam Raimi, bu hafta "Üçüncü Göz" ismiyle gösterilen "The Gift" ile sinemalara konuk oldu.

Büyük korku, kutsal aile Şenay Aydemir Sinemaseverlerin "Evil Dead" serisiyle tanıdığı yönetmen Sam Raimi, bu hafta "Üçüncü Göz" ismiyle gösterilen "The Gift" ile sinemalara konuk oldu. Stüdyo sisteminden uzak durmaya çalıştığını söylese de büyük bütçeli bir yapım olan "Örümcek Adam" filmini tamamlamaya çalışan yönetmenin "The Gift"teki en büyük avantajı kuşkusuz oyuncuları. Ancak, senaryosunun kendi içindeki tutarlılığına ve oyuncularının perpormansına rağmen, sinema endüstrisinin sıkı temalarından 'aile' vurgusunun sınırlarını aşmayan dram-gerilim filmi "The Gift".

Geleceği görmekÇocuk yaşlarından itibaren geleceği öngörebilme yeteneği olan Annie Wilson (Cate Blanchett), kocasını bir kazada kaybetmiş ve üç cocuğuyla birlikte yaşamak zorunda kalmıştır. Küçük bir kasabada insanların geleceklerini okuyan ve onların bağışlarıyla yaşamaya çalışan genç kadının hayatı bir cinayetle değişir. Kentin zenginlerinden birisini kızının ölmesi üzerine kendisinden yardım istenen Annie Wilson, bir anda, kendisini beklemedeği olayların içinde bulur. Ölü kadını ve onu öldüreni rüyasında görmeye başlar, fakat katilin yüzü hiçbir rüyada yoktur. Cesedin nerede bulunabileceğini şerife haber verdiğinde polis arazinin sahibini tutuklar. Fakat kabuslar bitmemiştir. Annie'nin sezgileri yanlış insanın hapiste olduğunu ve katilin hâlâ dışarıda olduğunu söylemektedir. Davanın yeniden açılmasını isteyen Annie artık katil için yeni bir hedef haline gelir. "The Gift"in şu sıralarda gösterimi devam eden ve sezon içinde gösterilen birçok gerilim filminden ayrılan yönleri çokça.

Kansız gerilimÖzellikle, kuru bir korku hikayesinin tercih edilmediği film, tutarlı ve sürükleyici bir senaryo üzerine kurulu. Son dönemin gelişen teknolojisiyle birlikte türün filmlerinde sıkça rastlanan, bol kanlı ve esrarengiz görüntülere başruvulmadan yaratılan ürperti havası ise son derece başarılı. Özellikle, anlık kamera oyunlarının Christopher Young'ın müzikleriyle birlikte zaman zaman seyircinin gerilimini yükseltmeyi başardığını söylemek gerekiyor. Yönetmen Raimi, mümkün olduğu kadar az 'ürpertici' unsur kullanarak kamerasıyla gerilimi ayarlamasını başarıyor.

Aile olsun da... Ancak, filmin birçok gerici unsuru barındırdığını da ifade etmek geriyor. Billy Bob Thornton ve Tom Epperson'un birlikte yazdığı senaryoda, gittikçe yozlaşan kadın-erkek ilişkileri eleştirilirken; güçlü bir aile vurgusu yapılarak yeni bir gericiliğe çanak tutuluyor. Bu kaygı aynı zamanda, Keanu Reeves'ın canlandırdığı Donnie karakterinin de, karısına bütün yaptıklarına rağmen kendisine meşru bir dayanak bulmasının yolunu açıyor. Öldürülen kızın nişanlısının, aldatıldığını öğrendikten sonra kullandığı ifadeler; Donnie'nin karısının (Hillary Swank) 'zaten ölümü haketmişti' sözünün kahramanımızca da kabul görmesi aslında 'aile olsun da nasıl olursa olsun'un ifadesi gibi. Yönetmen Raimi, karı-koca, aile-çocuk, ana-baba gibi aile kurumunun temel taşları arasındaki ilişkilerin bozulmasına çare olarak yine de final sahnesindeki gibi birbirine kenetlenmiş 'aileyi' gösteriyor.
www.evrensel.net