Kendi vatanında sürgün

Göç her yıl tekrarlanır. Kimi Karadeniz'e fındık toplamaya, kimi Alpu'ya pancar sökmeye gider. Kalaycılar kent kent dolaşır, bir kentte karınları doymadığı için...

Kendi vatanında sürgünAli Baş Tütecek bacası kalmayanların yaşadığı kentlerden gelen zorunlu göçlerden, Eskişehir'de son yıllarda kendisine düşen payı alır.Ovalardaki tarım işçileri, kalaycılar, süpürge satıcıları, ayakkabı boyacıları, "kâğıt mendil" diye bağıran çocuklar hep bu zorunlu göçün ürünüdür. Adana'dan, Diyarbakır'dan, Trabzon'dan, Urfa'dan gelen satıcıların, tarım işçilerinin tek amacı biraz daha fazla ekmektir. Ekmek için "ucuz emeklerin" pazarlığı çoktan yapılmıştır.Urfa'nın Suruç ilçesinden gelen tarım işçileri çadırlarını Alpu Ovası'nda boş buldukları arazilere kuruyorlar. "Yoksulluğun ve işsizliğin gözü kör olsun. Kendi vatanımızda sürgünde gibiyiz" diyor tarım işçilerinden Abdullah Uysal.Tarım işçilerinin göçü her yıl tekrarlanır. Kimi Karadeniz'e fındık toplamaya, kimi Alpu'ya pancar sökmeye gider. 3 yıldan bu yana sürekli, Urfa'nın Suruç ilçesinden Alpu Ovası geldiklerini söyleyen Abdullah Uysal, şöyle konuşuyor: "Suruç'ta yeterince iş yok. Yaz geldi mi, ailelerimizle birlikte Alpu'ya geliyoruz. Köylerde şekerpancarını çapalama ve sökme işlerinde çalışıyoruz. Arazi sahipleri bizlere dekar başına 5 milyon lira veriyorlar. Bu çok az, ama başka iş yok. Oturacak evimiz yok. Kırlarda bulduğumuz boş bir araziye çadır kuruyoruz. Su yok, tuvalet yok, hastalandığımız da ilaç da yok."

Kentten kente...Kalaycılık "tarihe karışan bir meslek" gibi gözükse de, kentlerin sokaklarında bir köşede duran kalaycılara sürekli rastlarız. Boş bulduğu bir kaldırımın önüne tezgâhını kuran Mehmet Uslu, özenerek işini yapmaya başlıyor.Trabzon'dan geldiğini söyleyen Mehmet Uslu, ailesi ile birlikte sürekli göç halinde olduğunu anlatıyor.Bir tek kentte iş yapmalarının artık zor olduğunu söyleyen Mehmet Uslu, "Benim gibi Karadeniz'den yola çıkan birçok kalaycı var. Kent kent dolaşarak bakır kapları kalaylıyoruz. Birçok kişi artık bakır kap kullanmıyor. Genelde evlerde kullanılmayan ama saklanan bakır kapları kalaylıyoruz. Eskişehir'den sonra hangi şehire gideceğimizi bilmiyorum. Ama bir kentte sürekli kalırsak, karnımız doymuyor. Bu nedenle de sürekli hareket halinde olmamız gerekiyor" diyor.

Bir kucaklaşmaSüpürgeler temizliği anlatsa da, süpürge satıcıların kucağındaki süpürgeler, süpürgeleri yapanlar ile sokaklarda onu satanların kucaklaşma aracı olarak karşımıza çıkar. Kentin en sıcak saatleri. Kucaklarında tuttukları süpürgeleri bir kenara atan süpürge satıcıları sıcak su akan çeşmenin gölgesinde mola veriyor.

Eskisi gibi değil"Satışlar eskiden iyiydi. Şimdi elektrik süpürgeleri çıktı, işlerimiz azaldı" diyor, birbirlerine bakarak konuşan süpürge satıcıları. 2 milyon liradan satılan süpürgelere eskisi kadar rağbet olmadığını söyleyen süpürge satıcıları başka yapacak iş bulamadıkları için süpürge sattıklarını söylüyorlar. Mola veren süpürge satıcıları Diyarbakır, Urfa ve Mardin'den gelmişler. Ya süpürgeler nereden gelir? Samsun'da üretilen süpürgeler ile Kürt illerinden göç etmek zorunda kalan süpürge satıcıları Eskişehir'de kucaklaşır. Kucaklaşmanın tek nedeni ise ekmek parası.
www.evrensel.net