Paran varsa, çıkarsın

Galata Kulesi'ne çıkıp Hazerfan'ın gözünden İstanbul'u seyretmenin bedeli dört milyon. Her gece ev sahipliği yaptığı sazlı sözlü eğlenceler de bol dolar gerektiriyor. Parası olmayanların elinden gelen tek şey balkondaki manzarayı hayal etmek.

Paran varsa, çıkarsınKoray KaraermişDoğal yükseltiler olan dağlar ya da insan yapımı yükseklikler olan sur ya da kuleler akla geldiğinde insanın içinde oluşan ilk istek yukarı tırmanmak olur. İstanbul'un simge yapılarından Galata Kulesi'ne çıkmak için ise sadece istek yetmiyor. Cüzdanın da kuvvetli olması lazım. Galata Kulesi'ne tırmanmak için başlayan girişimin ilk adımlarıyla uzun beyaz merdivenlerden kulenin kapısına ulaşıldığında, otellerden tanıdık olduğumuz altın sarısı 4 yıldız karşılıyor insanı.İçeri girildiğinde resepsiyonda çalışan memurun ilk sözü "Bilet alıyorsunuz, dört milyon lira" oluyor. Yerli ya da yabancı tüm ziyaretçiler için "kelle başı"na alınan bu fiks ücret, sadece ve sadece asansöre binip kulenin en üst katındaki balkondan manzarayı seyretmek ve diğer katları gezmek için. Gözümüz resepsiyonun üzerindeki bir tabelaya takılıyor. Tabelada şunlar yazılı: "Biletinizi asansörden çıkışta görevliye gösteriniz". Birkaç dilde birden yazılmış bu uyarı, "Sakın para ödemeden yukarı çıkmayın" diyor okuyana. Yabancı turistlerin ruhunu okşamaya çalışan sahte bir Ceneviz imajı girişte hissediliyor. Giriş kapısının hemen sağındaki turistik eşya standında, korsan maskeleriyle sırıtan bir imaj bu.Kulenin geçmişi aslında Cenevizlilerden de eskiye uzanıyor. İlk kulenin Bizans İmparatoru I. Anastas Dizolus tarafından MS 507 yılında ağaçtan yapıldığı sanılıyor. Daha sonra Galata'da koloni kuran Cenevizliler, Bizanslılara karşı eski kuleyi genişletip onarmışlar. O zamanlarda adı "İsa Kulesi" olan yapının görünümü geçirdiği yangınlar, depremler ve savaşlar sonrasında pek çok kez değişmiş. Örneğin İstanbul'un fethinin ardından Fatih Sultan Mehmet, kulenin tepesindeki sekiz metrelik haçlı kısmı yıktırır.Osmanlılar zamanında zindan, depo ve gözetleme kulesi gibi çeşitli amaçlarla kullanılan yapı, yüzyıllar boyunca şehrin en yüksek noktalarından biri olarak kaldı. Dördüncü Murat döneminde Hazerfan Ahmet Çelebi kendi yaptığı kanatlarla kuleden atladı ve boğazı aştı. Günümüzde Taksim'de mantar gibi biten çok katlı oteller yükseklikte onu geçseler de Galata Kulesi, Eminönü'nden bakıldığında hâlâ Karaköy'ün mimari dokusunun vazgeçilmez unsuru.

Dansözlü eğlencelerKule çevresindeki mahalleye de adını veriyor ve çevresi Kuledibi olarak anılıyor. 1967 yılından beri tamamı turistik tesis olarak işletilen tarihi kulenin içinde iki asansör var. Binenleri yedinci kata ulaştıran asansörle fuaye-büro katına ayak basan ziyaretçiler, bir üstteki lokanta katını da merdivenlerden çıktıktan sonra en üste, yani gece kulübü ile İstanbul'u dört bir yandan seyrettiren ve kuleyi çepeçevre kuşatan balkonun olduğu kata ulaşıyorlar. Harcayacak bol bol dövizi olanlar için akşamları Türk müziği ve Türk yemekleri eşliğinde dansözlere dolar yapıştırılan oryantal geceleri düzenleniyor. Parası olmayanlar içinse asansörlerin soğuk ve ifadesiz kapılarına bakıp geriye dönmekten başka yapacak bir şey yok.
www.evrensel.net