'Tarih böyle öğretilmez'

Odağına "Türkler ve diğerleri" ayrımının oturtulduğu tarih dersleri, öğrencilerin sevmediği dersler sıralamasında ilk sıralarda.

'Tarih böyle öğretilmez'Mustafa KaraOdağına "Türkler ve diğerleri" ayrımının oturtulduğu tarih dersleri, öğrencilerin sevmediği dersler sıralamasında ilk sıralarda. Birer bilgi aktarıcısı ve ön açıcı olarak değil, "propagandist" olarak yetiştirilen tarih öğretmenlerinden istenen ise sadece birer "beyin yıkama makinesi" olmaları.Okullardaki tarih derslerinde neden-sonuç ilişkisi, olaylar arasındaki bağlantılar ve dün ile bugün arasındaki ilişki yok sayıldığı, çıkarıldığı için, geriye sadece kronoloji kalıyor. Tek başına bir kronolojiyi öğrenmenin tek yolu ise ezber. Üstelik, doğruluğu su götürür bir kronolojiyi, ders kitaplarını rehber alan bir ezber.Tarih öğretmeni Tuğrul Yakarçelik, Türkiye'deki tarih eğitiminin "Türklerin tarihi"ni anlattığını belirterek dünyadan kopuk bir eğitim ile "biz ve onlar" ayrımının bu eğitimin temeli yapıldığını söylüyor. Yakarçelik, 1938'de biten bir tarih anlayışı ile öğrencilere dün ile bugün arasındaki bağlantıyı aktarmanın, tarihi sevdirmenin olanaksız olduğuna da değiniyor.

Nasıl bir tarih eğitimi?Tarih Vakfı çatısı altında bir araya gelerek "Nasıl bir sosyal bilgiler öğretmenliği" sorusuna yanıt arayan bir grup öğretmenden biri Tuğrul Yakarçelik. Uzun süredir devam eden periyodik toplantıların yanı sıra bu yılın mart ayında düzenlenen "Sosyal Bilimler Öğretiminde Alternatif Teknik ve Yöntemler" konulu sempozyumun düzenleyicileri arasında yer almış. Yakarçelik'in bu yıl Beyaz Yayınları arasından çıkan "Lise Tarih Dersleri İçin Ezbersiz Sınav Modeli" adlı bir de kitabı var. Yakarçelik, öncelikle öğretmenlere büyük görevler düştüğünü düşünüyor. Bu kitabı da alternatif bir eğitim yöntemini tartıştırabilmek için yazdığını söylüyor.Yakarçelik, bugün okullarda verilen tarih eğitimini şu sözlerle özetliyor: "Öğretmen, ders kitapları dışında hiçbir malzeme kullanılmadan anlatıyor da anlatıyor. Savaşlardan bahsediyor, tek bir görsel malzeme göstermiyor. Tanzimatı anlatıyor, onun getirdiği değişimlere ilişkin tek bir satır yok. Son derece anlamsız, abartılı tarih haritaları kullanılıyor. Öğrenci eğitim sürecinin tamamen dışında. Haliyle sıkılıyor. Çocukların elinde kötü yazılmış ders kitapları var. Çok kötü yazılmış ders kitapları. Bir bakıyorsunuz, Osmanlı ordusu 300 bin kişiyle Viyana kapılarına dayanmış. İstanbul'dan çıkıp da nasıl geldiler, taa Viyana önlerine. Tarih kitaplarının yazdığı biçimde anlatmaya kalkarsanız, o dönemin insanları çok acayip insanlar olarak çıkar karşımıza. Öğrencileri hiç inandıramazsınız. Öğretmenlerini dinlemiyorlar zaten. Ben de 17 yaşında bir genç olsam tarih öğretmeninin karşısında uyurum".

Bugünle bağlantı kurulmalıEğitim sisteminin tek bir öğrenci tipi yaratmayı amaçladığını, herkesi aynı yapmak gibi bir yaklaşımın olduğunu anlatan Yakarçelik, doğru bir tarih eğitiminin mutlaka bugünle bağlantı kurması gerektiğini söylüyor. Yakarçelik'e göre, bugünkü tarih eğitimi ırkçı, yerel tarihi yok sayıyor, bugünü anlatmıyor ve demokratik değil.Tarih eğitiminde öğrencileri mutlaka işin içine katmak gerektiğini belirten Yakarçelik, bu konuda diğer derslerin örnek olabileceğini düşünüyor. Matematik dersini örnek veren Yakarçelik, "Matematik öğretmenleri ne yaparlar, bir iki problem çözerler; 10 tane ödev verirler. Tarihte, öğretmen anlatıyor, öğrenci dinliyor. Ne bir problem çözüyor, ne bir sosyal sorun üzerinde tartışıyor. Öğrenci sadece oturuyor" diyor.Mevcut tarih eğitiminde sosyal bilimlere temelden aykırı yaklaşımlar bulunduğunu vurgulayan Tuğrul Yakarçelik, buna örnek olarak Balkan sorununa yaklaşımı veriyor: "Soruna, iyi davranan bir baba ve ona ihanet etmiş uluslar gibi yaklaşılıyor. Fransız Devrimi'nin etkilerini anlatmadan, ulus devlet sürecini irdelemeden, 'Bize başkaldırdılar, oysa biz ne kadar iyi davranmıştık' gibi bir yaklaşım olabilir mi? Bu sosyal bilimlerin temeline aykırı. Ne oluyor o zaman; böyle tek tip yaklaşımlı propagandist öğretmenler çıkıyor."

Osmanlı geriledi mi?Tarih eğitiminde "biz ve onlar" gibi bir ölçüt koyulamayacağını dile getiren Yakarçelik, en temel ayrımlardan biri olan Osmanlı İmparatorluğu'nun dönemleri konusunda da büyük bir yanlış yapıldığını söylüyor: "Fatih'in sonuna kadar Osmanlı'yı şişiriyoruz, abartıyoruz. Sonra 'duraklama' diye bir dönem, sonra 'gerileme' dönemi. Bu tanımlar siyasi mi, coğrafi mi? Atlası açmışlar, nereye kadar gittik, nereden döndük, ona göre belirlemişler. Halbuki, gerileme dönemi denilen dönem, devlet örgütlenmesi, modernleşme açısından en ileri dönem. Nereden baktığınıza, nasıl baktığınıza bağlı".Tarih eğitiminin demokratik olması, yerel tarih, mahalle tarihi, aile tarihleri gibi alt alanlara da ilgi gösterilmesi gerektiğini söyleyen Yakarçelik, bunların projeler halinde öğrencilerin önüne getirebileceğini düşünüyor. Türkiye'de bunları söylemenin zorluğuna da dikkat çeken Yakarçelik, "Etnik tarihler var, bunlarla uğraşmak bir öğretmen olarak insanı korkutuyor. Açıkça söylüyorum, korkuyoruz. Londra'da bir müzede, gözlerimle gördüm, çocukları gezdiriyorlar, müzenin görevlileri yardımcı oluyor. Görevli, çocuğa hangi mahallede oturduğunu soruyor, sonra da orada 100 yıl önce ne olduğunu, kimlerin oturduğunu sıralıyor. Dönemler halinde geriye giderek yaşadığı yerler anlatılıyor" diyor.

Eski az, yeni hiç yokTarih derslerindeki yanlış aktarımlar yanında, eskiçağ tarihinin es geçildiğini, yakın tarihin ise hiç anlatılmadığını söyleyen Yakarçelik, şöyle devam ediyor: "Ben kitabımda, Neolitik ve Paleolitik çağ derslerine ilişkin örnek konu anlatımı yaptım. Öğretmenler bu bölümü anlatmaktan kaçıyor. Çünkü, Darwin kuramı girecek devreye, öğrenciler soru soracaklar, yanıt vermek gerekecek. Tartışmaya girmek gerekecek. Bunu hiçbir tarih öğretmeni yapamıyor. Koskoca Avrupa tarihine 9 sayfa ayrılıyor tarih kitaplarında; 1300-1600 arası için 9 sayfa, 1600-1922 için de yine 9 sayfa. Böyle dünyalı olunmaz, koparsınız. Kimse de sizi ciddiye almaz. Oysa, kompleksli olmaya gerek yok. Çok somut bir gerçek var, Avrupa tarihi Türkler olmadan yazılamayacak bir tarih."

Tarih Atatürk'le bitiyor!Lise müfredatında tarihin Atatürk'ün ölümü ile bittiğini de dile getiren Yakarçelik, 2. Dünya Savaşı'nın sonrasında kurulan düzeni bile içermeyen tarih kitaplarının, bugüne yanıt veremeyeceğini söylüyor. "2. Dünya Savaşı sonrasında kurulan düzen bile yıkıldı. Artık küreselleşme var, küreselleşme karşıtları var. Bunların da tarih derslerinde ele alınması gerekir" diyen Yakarçelik, tarih eğitiminde bugünden geriye gitmenin zorunlu olduğunu ve bunun da ister istemez "politika yapmaya" zorlayacağını ekleyerek "Tarih eğitiminde politika konuşmaktan kaçamayız" diyor.
www.evrensel.net