Bir milletin hepsi mi şair olur?

Bölgede süren iç savaş hiçbir yeri burası kadar politikleştirmemiş. Yeni şair kuşağının en önemli kaynağı Angola halkının sefaleti. Okuma oranının düşük olduğu ülkede insanlar şiire radyodan ulaşıyor.

Bir milletin hepsi mi şair olur?Danna HarmanJose Luis Mendonca, Birleşmiş Milletler Çocuk Fonu'nda danışma memuru olarak çalışıyor. Anny Pereira büyük bir elmas şirketinde halkla ilişkiler uzmanı. Cho de Guri ise eczacılık yapıyor. Aynı zamanda hepsi de yazar: Bir imgeyi yakalamak için geceleri uykusuz geçiriyor, bir düşünceyi kâğıda dökmek için öğle aralarını değerlendiriyor, bir dizeyi yeniden kurmak için sabah erken kalkıyor ve her hafta yazarlar sendikasında fikirlerini paylaşmak için buluşuyorlar. Onlar, "şiir delisi" bir ülke olan Angola'nın yeni kuşak şairleri. Angola'da yoksulluk, göç, işsizlik, açlık, salgın hastalıklara karşın, belki de bunlar yüzünden, yüzlerce insan şiir yazmaya, binlercesi de okumaya, dinlemeye ve onları beğenmeye fırsat bulabiliyor. "Biz doğal şairleriz" diyor Noa Wete. Şair, eleştirmen ve tiyatro yönetmeni kendisi. "Hayatımız tiyatro. 1950'lerden beri savaşın ve sefaletin zorluklarını yaşadık. Bu yüzden duygularımızı ifade etmek ve onları okumak ihtiyacını duyuyoruz."Yeni kuşağın örnek aldığı insanlar, 1960'larda Portekizlilere karşı savaşan bağımsızlık savaşçıları ve sömürgeciliğin adaletsizliği ve insanların acınası yaşamını yazan büyükleriymiş. "Devrim sırasında her zaman şiir yazardık, savaşın ortasında bile olsak." Bu sözler bir zamanlar bir gerilla, şimdi de Kültür Bakanı vekili olan Manuel Augusto Fragata de Morais'e ait. "Bu, güç kazanmanın bir yoluydu, uğruna savaştığımız hayallerimizi sözcüklere dökmek." O şiirler küçük kâğıt parçalarına yazılmış ve hiçbiri yayınlanmamış. Savaştan sonra bu kâğıtlar ceplerden çıkmış ve ünlü şiirler olmuşlar. Bölgede süren iç savaş hiçbir yeri burası kadar politikleştirmemiş. Yeni şair kuşağının en önemli kaynağı Angola halkının sefaleti. Örneğin Mendonca'nın ilk şiiri bebeklerini sırtlarında taşıyan yoksul annelerle ilgiliymiş. Aslında, okumak Angolalıların çoğu için çok zor. UNICEF'e göre, okul çağına gelmiş çocukların ancak yarısı bir sınıftan içeri adımın atmış. Bunlar içinde beşinci sınıfı bitirenler ise çok daha az. Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı, yetişkin erkeklerin yüzde 50'sinin ve kadınların yüzde 30'unun okuyup yazabildiğini söylüyor. İyi öğretmenler konusunda ciddi bir sıkıntı var, ders kitabı çok az var, kitapçı ise yok gibi. Çoğu insan şiire radyodan ulaşıyor. Mahallelerde televizyonu olan evlerde toplanıp şarkıcıları dinlemek de popüler. Çünkü müzisyenlerin şiirleri bestelemesi, tiyatro kumpanyalarının oyunlaştırması ve kiliselerde, okullarda ya da sokaklarda ücretsiz oynaması da çok yaygın. "Çok güzel" diyor Maria Bondo, küçük domateslerle dolu filesini yere bırakıp kaldırıma oturarak. Yanındaki küçük transistörlü radyodan şiir okunuyor, o da dinliyor. "Bu ülkede güzel şeyleri severiz."Çarşamba akşamı saat altı buçuk, Luanda Yazarlar Sendikası binası ağzına kadar dolu. Kalın gözlüklü öğrenci gençler dışarıdan sandalye getirip sıkışmışlar. Şairler, yazarlar aralarında konuşuyorlar. De Guri bekleyişi bitiriyor ve kürsüye gelip tartışmayı açıyor: "Ülkemizde bu kadar çok şair olmasında bir gariplik var mı? Aramızda sahte şairler de mi var?" Bir öğrenci genç bu konuyu daha önce düşündüğünü belli ederek atılıyor. "Bizde herkesin birden yazası geliyor ve yazıyor. Bulaşıcı bir hastalık gibi" diyor, yüzüne konan sivrisinekleri kovarak.
(Yazarın, Christian Science Monitor'deki yazısından kısaltarak çevrilmiştir)
www.evrensel.net