İç borç üç kat arttı

İç borç üç kat arttı

IMF'nin uygulattığı programlar nedeniyle üst üste patlak veren krizlerin ekonomiye verdiği zararlar da bir bir ortaya çıkıyor.

İç borç üç kat arttıKasım ve şubat krizleri nedeni ile Türkiye'nin iç borç stoku üç kat artarak, 36.4 katrilyondan 90.3 katrilyona çıktı. Hazine yet-kilileri tarafından yapılan ekonomik program değerlendirmesinde iç borçlardaki hızlı artışın krizlerin etkisine bağlanırken, 2000 yılı sonunda 36.4 katrilyon lira olan iç borç stoğunun 2001 Haziran sonunda 90.3 katrilyon olduğu belirtildi. Krizler bir taraftan faiz oranlarını yükselterek yeni borçlanmaların maliyetini artırırken, bir taraftan da batan bankaların zararının karşılanması için yeni borçlanma ihaleleri açılması yoluyla borçlanmanın artmasına neden oldu. Hazine değerlendirmesinde bu durum şöyle ifade ediliyor:"Ekonomideki riskler eninde sonunda Hazine'ye maliyet olarak yansıyor. Geçen yıl faiz riskini bankalara yıktık. Ancak maliyetten kurtulamadık. Fon'a devredilen bankaların zararlarını üstlenmek zorunda kaldık." Ziraat Bankası ve Halk Bankası'nı da iç borçların artmasına neden oldukları için suçlayan Hazine değerlendirmesinde "Çok daha önemlisi bankacılık sektörünün maliyetleri özellikle Ziraat ve Halk Bankası'nın görev zararlarının, var olan açıklarının Hazine tarafından borç stokuna yansıtılmış olması nedeniyle büyük bir artış görünüyor. Aslında bu bir artış değil, var olan açıkların, bankacılık ve tarım sektörü açıklarının borç stokuna yansıtılmasıdır" denildi. Ancak Ziraat Bankası'nın ve Halk Bankası'nın görev zazarlarının 4 katrilyon olduğu biliniyor. Faiz maliyeti ile birlikte bu Hazine'ye 12 katrilyonluk bir ek borçlanma gereği dayatıyor. Böyle olsa bile 90 katrilyonluk borçta 'devede kulak' kalıyor. Üstelik, tarım desteklenmesi için verilen kredilerin karşılığı üretim artışı olarak alınabiliyor. Ancak batık bankaların 'sermaye yapılarını güçlendirmek' için Hazine'nin ayırdığı kaynak geri alınamıyor. Çünkü 'rehabite edilen' bankalar,yerli ve yabancı büyük bankalara adeta hibe ediliyor. Demirbank'ın HSBC'ye, Sümerbank'ın OYAK'a satılıyor olması bunu gösteriyor. Batık bankaların Hazine'ye 30 katrilyondan daha fazla et yük getirdiği hatırlanırsa iç borç stokunun artmasına neyin neden olduğu daha kolay anlaşılabilir.

Dalgalının yüküHazine açıklamasında dalgalı kura geçilmesi ile bankaların riskinin arttığı bunu önlemek için ise dövize endeksli borçlanma getirildiği belirtildi. Böylece bankaların kur riski Hazine tarafından üstlenilmiş oldu. Bu da iç borcun yapısını değiştirdi. Daha önce olmayan dövize endeksli iç borç stokunun oranı yüzde 15'e çıktı. Hazine yetkilileri bu durumu şöyle açıkladı: "Borç stokunun endeksli hale gelmesiyle faiz oranlarına çok duyarlı hale geliyor. Faizlardeki düşüş ve yükseliş borç stokuna yansıyor. Dövizle borçlanmada herhangi bir sınır ve limit yok. Dövizle borçlanmamızın en önemli nedeni dalgalı kur politikasında yaşanan gelişmelerden dolayı bankacılık sektörünün bu riski. Sektörün riski (dövizdeki artışı) kaldıramaması." Hazine'nin bankaların kur riskini üstlenmesini dalgalı kur sistemine geçtikten sonra bankaların, yıllardır alıştıkları pozisyon açığı ve öngörülebilir kur sistemi nedeni ile aldıklarını söyleyen Hazine yetkilileri bunu yapmadıkları durumda borçlanmanın sürdürülemeyeceğini savundular. Takas yöntemini de aynı amaçla uyguladıklarını söyleyen Hazine yetkilileri takas yaparak borçları çevirememe riskini azaltmayı hedeflediklerini kaydettiler.
www.evrensel.net