Tüm yollar gişeye çıkıyor

Tüm yollar gişeye çıkıyor

Sinemayı tekeline alma hırsıyla hareket eden Hollywood stüdyoları, halkı kandırarak haksız kazanç sağladıkları gerekçesiyle dava edildi. Hollywood, eleştirmenlerle birlikte hareket ederek, birkaç 'küçük' hediye karşılığında istediği yazıyı yazdırıyor.

Tüm yollar gişeye çıkıyorAli KarataşSanatsal nitelikleri ve içerik açısından ilgi hak eden düzeyleri ender olarak yakalayabilmesine karşın popülerlik ve gişe kazancı bakımından altın çağını yaşayan Hollywood sineması, yedinci sanatın 'sırça köşkü' gibi görünüyor.Yüzlerce ülkeye ulaşıp devasa gişe gelirleri elde eden bu sektör yanında özgün ülke sinemaları ve bağımsız yapımlar çok kısıtlı bir kitleyle buluşabiliyorlar. Hiçbir ekonomik sıkıntısı olmayan Hollywood'un diğer ülke sinemaları karşısında en büyük avantajlarından biri ise sınırsız reklam ve tanıtım olanakları. Yapımcı, yönetmen ve oyuncu ilişkilerinin bol sıfırlı rakamların arasında iyiden iyiye karmaşık hale geldiği, oyuncu seçimlerinin ve film setlerinde yaşananların magazin sınırları içinde tartışıldığı Hollywood'da birincil hedef daima daha çok seyirci ve daha çok kâr.

Senaryolara 'rötuş'Öyle ki California merkezli film şirketleri, işi çekimini tamamladıkları filmleri önce sınırlı bir izleyici kitlesine gösterip aldıkları tepkilere göre senaryoyu değiştirip gerekli sahneleri tekrar çekmeye kadar vardırdılar. Milyonlarca hayranı olan Amerikalı aktrist Julia Roberts'ın son filminin (American Sweethearts) mutlu sonla bitmesinin nedeni de bu uygulama oldu. Eserleri birkaç seyirci izledi diye değiştirilen ve anlamsız hale getirilen Amerikalı senaristler de emeklerine gösterilen saygısızlığa tepki göstermek yerine kazandıkları paraları saymayı yeğlemiş olmalılar!Sinemayla izleyici düzeyinde ilişki kuran milyonların film tercih ederken başvurdukları birinci araç ise gazete ve TV'lerde yayınlanan ilanlar ve film eleştirileri. İşte bu eleştirmenlerin nasıl ve kimin için çalıştıkları son günlerde California'da sıkça tartışılıyor. Çünkü bir grup avukat Hollywood şirketlerinin eleştirmenlerin bazılarını istediği gibi yönlendirdikleri savıyla mahkemeye başvurdu.

Eleştirmenler sorgulanıyorKendilerini 'Film Reklamcığılında Doğruluk için Yurttaşlar' olarak adlandıran avukat Tony Sonnet ve arkadaşları büyük film şirketlerinin, filmlerini öven eleştirmenlerden yaptıkları alıntılarla halkı kandırdıkları suçlamasıyla MGM, Warner Brothers gibi tüm dev şirketlerin uygulamalarına karşı yasal işlem başlattılar.Tazminat talebiyle açılan ve Los Angeles Yüksek Mahkemesi'nde görülmeye başlanan bu davada hileyle kazanç sağlama suçunun işlendiğini belirten iddia makamı şirketlerin filmlerle ilgili allı pullu cümlelerin kendileri oluşturukları küçük bir grup tarafından yazıldığını halktan sakladıklarını ve bu cümleleri yazan insanların ödüllendirildiğini vurguladılar.Yıllardır benzer davalarda büyük şirketlere karşı müvekillerinin haklarını savunan Sonnet, son davayı açma fikrinin eleştirmenler tarafından yazılan övgüleri okuyarak filmlere giden ve hayal kırıklığına uğrayan bir grup arkadaşından geldiğini belirtiyor. "Film Reklamcığılında Doğruluk İçin Yurttaşlar" grubu da bu davayla birlikte ortaya çıktı ve şimdi film izleyicilerinin şikâyetlerine iletmeleri için açtıkları bir internet siteleri de var. Sonnet ve arkadaşları mahkeme başvurularında sanıkların, eleştirmenlere filmleri bedava izleme ve söyleşi yapma ayrıcalıkları yanında tişörtler, şapkalar, kahve fincanları, kitaplar, fotoğraflar ve çeşitli büro gereçleri 'bağışladıklarını' ve bir filmden övgüyle bahsedilen hiçbir makalenin karşılıksız yazılmadığını belirttiler.Amerikanca'da 'junket' denilen ve sinema eleştirmenlerinin de katıldığı bazı etkinliklerde otel ücretlerinden uçak biletlerine, tüm masraflar şirketler tarafından karşılanıyor. Bu eleştirmenler başrol oyuncuları ve yönetmenlerle bir araya gelme şansına bile sahip olabiliyorlar. Film reklamlarının perde arkası ile ilgili araştırmalar yapan Jeanette Walsh, junketlerde bir hafta sonu için 100-200 bin dolar harcama yapan şirketlerin bunun karşılığında miyonlarca dolarlık tanıtım avantajı kazandıklarına dikkat çekiyor. Jonathan Rosenbaum da, Movie Wars (Sinema Savaşları) isimli kitabında, istenilen şekilde yazılar yazmayan gazetecilerin 'junket'lere davet edilemeyeceğini dile getiriyordu.'Fabrikasyon' film yorumlarının genişleyen bir tartışma haline geldiği Los Angeles'ta yayınlanan 'New York' isimli dergide film eleştirmeni olarak çalışan Ulusal Film Eleştirmenleri Toplum Sözcüsü Peter Rainer, şirketlerin bazen daha da ileri giderek yorumu yazacak gazeteciye bazı 'anahtar' kelimeleri önceden verdiklerini ve bu kelimelerin çoğu kez yazıların içinde geçtiğini açıkladı. Sanatsal kaygılardan uzak ve düzenbazca uygulamaları açığa çıkmasına karşın sinemanın sırça köşkünde oturan yapımcılar hâlâ gişe rekorları kırabiliyorlar. En üstün sinema teknikleri ve efektler altında kuru Amerikan propagandasının yattığı filmler bile birçok ülkede ve Türkiye'de izleyiciyi cezbediyor. Bunda Hollywood'un bu meşhur film eleştirmenlerinin Türkiye'deki meslektaşlarının rolü ne kadardır acaba?

(Kaynak: Duncan Campbell - The Guardian)

www.evrensel.net