Tıp eğitimi komada

Tıp eğitimi komada

Mantar gibi çoğalan, siyasi amaçlarla Türkiye'nin her yerinde açılan tıp fakültelerinde eğitimin kalitesi gün geçtikçe düşüyor.

Tıp eğitimi komadaŞebnem TurhanÖğretim kadrosu ve altyapısı tamamlanmadan her ilde art arda açılan tıp fakülteleri, tıp eğitiminin kalitesini düşürüyor. Şu anda sekiz tıp fakültesi öğrenci alamıyor, 47 fakültenin 39'unda ise öğretim üyesi eksiği var. Üç tıp fakültesinin üniversite hastanesinde acil servis bulunmazken, bazı üniversiteler altyapısı tamamlanmadan açıldığı için öğrencileri başka üniversitelerde eğitim görüyor.

Öğrencisiz fakülteTürk Tabipleri Birliği TTB)'nin hazırladığı "2020 Yılında Türkiye'de Tıp Eğitimi" başlıklı araştırmada, tıp eğitiminin ve sağlık hizmetlerinin yetersizliği dile getirilerek, sağlık hizmetlerinin kalitesinin ve ulaşılabilirliğinin sağlığa ayrılan kaynakla doğrudan ilişkili olduğuna dikkat çekildi. TTB üyesi hekimler Doç. Dr. Cem Terzi, Prof. Dr. Feride Saçaklıoğlu, Prof. Dr. İskender Sayek tarafından yapılan araştırmada; tıp biliminin olanaklarının insanlara eşit ve yeterince sunulmadığı, tıp fakültelerinin müfredatları ve yetiştirdikleri hekimler ile gereksinimleri karşılamaktan uzak olduğu tespitlerine yer verildi. Araştırmaya göre; Türkiye'de tıp fakültesi ve tıp öğrencisi sayısı hızla artıyor. 1964 yılında 4 olan tıp fakültesi sayısının 1970'te 8, 1975'te 16, 1989'da 24 ve 1998'de 47'ye yükseldiği belirtilen araştırmada, tıp fakültelerindeki öğrenci sayılarının ise aynı yıllarda 426, 778, 1149, 3264 ve 4500 olduğu kaydedildi.Bu artışlar gereksinimler ışığında ve merkezi planlamayla yapılmazken, tersine siyasi kaygılarla neredeyse "her ile bir tıp fakültesi" anlayışıyla oluşuyor. Bunun sonucunda da, 8 tıp fakültesinin öğrenci alamaması gibi garip durumlar ortaya çıkıyor. Tabelaları olduğu halde öğrenci kabul edemeyen tıp fakülteleri şunlar: Afyon Kocatepe, Abant İzzet Baysal, Fatih, Gazi Osman Paşa, Haliç, Mustafa Kemal, Ufuk ve Zonguldak Kara Elmas Üniversitesi Tıp Fakültesi.

Hekim profili Türkiye'nin hâlâ hekim mezun etme telaşında olup nitelikli hekim yetiştirme kaygısında olmadığı eleştirisinde bulunulan araştırmada, son 10 yılda gereksiz yere ve gerekli altyapı ve kadrodan yoksun olarak politik kaygılarla açılan tıp fakülteleriyle var olan sorunlu durumun çok daha kötüleştiği dile getirildi. Türkiye'de sağlık sistemi ve tıp eğitiminin birbiriyle etkileşmeyen iki ayrı alan gibi ele alınmasının da sorunlar yarattığı kaydedilen araştırmada, sağlık sisteminde yaşanan kaos yüzünden ne tıp eğitiminin ne de ülkenin gereksinimi olan hekim profilinin sorgulanamadığına dikkat çekildi. Ayrıca, tıp fakültelerinde verilen eğitimin yetersizliğinin uzmanlaşılarak aşılmaya çalışılmasına yol açtığı belirtilerek, "Sağlığın alınır satılır bir metaya dönüştürülmeye çalışıldığı ülkemizde uzmanlaşmak; daha etkili bir statü ve yüksek tıbbi teknoloji kalkınma becerisi, yetkisi elde etmek, 'rant'tan payına düşeni almak anlamına gelmektedir" denildi.

Tedavi rant kapısıHastalıkları tedavi etmek yerine önlemenin daha kolay olduğunu vurgulayan hekimler, tıp bilimi ve eğitiminin, hastalıkları tedavi etmek üzerine koşullandırılmasından yakınıyorlar. Gelişmiş ülkelerde, basit yaşam tarzı değişiklikleriyle yeni ilaçların veya teknolojilerin sağladığından daha sağlıklı bir yaşam yaratılabileceği, yoksul ülkelerde de birinci basamak sağlık hizmetlerinin hijyenik koşulların iyileştirilmesi ve sağlık eğitimiyle sağlık göstergelerinin inanılamayacak ölçüde düzeltilebileceğine dikkat çekilen araştırmada, şu görüşlere yer verildi: "Hastalıkları tedavi etmek, insanları onlardan korumaya kıyasla çok daha 'kârlı' bir iştir. Tıp fakülteleri müfredatlarıyla bu tercihlerini doğrudan yansıtmaktadır. Kâr etme içgüdüsü yalnızca Türkiye'de değil, pek çok ülkede yeni, özel tıp fakültelerinin kurulmasına yol açmaktadır. Sağlık sigorta şirketleri aşırı artan tedavi maliyetlerini kontrol altına alabilmek için adeta savaş vermektedir. Tıp fakülteleri müfredatlarında, birinci basamak sağlık hizmetleri ve koruyucu hekimlik programlarına 'lütfen' yer vermektedirler. Bütün ağırlığı tedavi edici hekimlik oluşturmaktadır."

Zenginler az hastalanırAz gelişmiş ülkelerde sağlıksız koşulların nedeni olarak yoksulluğun gösterildiği ve ekonomik refah ile sağlık arasında güçlü bir ilişki bulunduğu belirtilen araştırmada, şu görüşlere yer verildi: "Aynı ülkenin zengin insanları yoksul insanlarına kıyasla daha az hastalanır, daha uzun yaşar. Dolayısıyla varsıllık daha sağlıklı ve daha uzun yaşamanın tek koşulu gibi görülebilir. Ancak ekonomi ve sağlık verilerine daha yakından baktığımızda ekonomik refahın tek başına yeterli olmadığı kolayca anlaşılmaktadır. Sanılanın aksine bir insanın doğumundan itibaren beklenen yaşam süresiyle kişi başına düşen ulusal gelir arasında anlamlı bir ilişki bulunmamıştır. Yaşam süresi ile spesifik olarak ilişkili faktörler, bir ülkedeki yoksul insanların gelir düzeyi ve o ülkenin sağlık hizmetlerine yaptığı harcama miktarı olarak saptanmıştır" denildi.Türkiye'de de ulusal gelir düzeyi dikkate alındığında çocuk ölüm hızının binde 47 değil de binde 30 olması gerektiği örneği verilen araştırmada, ancak toplum sağlığını iyileştirmeyi öncelikli olarak ele alan ülkelerde insanların ortalama yaşam sürelerinin uzatılabildiği dile getirildi.

Yeterli pay ayrılmıyorDünya Sağlık Örgütü'ne göre, sağlığa genel bütçeden ayrılan payın en az yüzde 10 olması gerekirken, Türkiye'de uzun yıllardır yüzde 3 civarında bir pay ayrılıyor. Avrupa ülkelerinde Sağlık Bakanlığı'na en az payın ayrıldığı ülke Türkiye. Almanya ve ABD'de toplam sağlık harcamaları Türkiye'nin ulusal gelirinden daha fazla ve Fransa'nın toplam sağlık harcaması Türkiye'nin ulusal geliri kadar. Kamuda çalışan hekim sayısı ücretlerin yetersizliği nedeniyle giderek azalırken, hekimler geçinebilmek için birden fazla işyerinde çalışmak zorunda kalıyor. src=/resim/b1.gif width=5>
Başa dön


Fabrika önünde bildiri dağıtan
   EMEP'liler gözaltına alındıAltınyıldız ve Beymen Fabrikası'nda yaşanan yoğun işten atmalar, düşük zam, bazı işçilerin kadro dışı bırakılmasıyla ilgili işçilere bildiri dağıtan Emeğin Partisi (EMEP) Bahçelievler İlçe Örgütü yönetici ve üyeleri, özel güvenlik ve polisler tarafından bildiri dağıtımı engellenerek gözaltına alındı. EMEP Bahçelievler İlçe Örgütü yaptığı açıklamada, önceki gün Altınyıldız işçilerine bildiri dağıtan Özgür Sağıroğlu, Mesut Sağıroğlu, Meryem Durmaz, Yılmaz Ağbulut ve Bülent Ulus'un, sivil polisler tarafından bildiri dağıtımlarının engellendiği ve gözaltına alındığı bildirildi. Açıklamada, gözaltına alınanlardan Yılmaz Ağbulut'un öğrenci olmasına rağmen asker kaçağı olduğu iddiasıyla halen 75. Yıl Polis Karakolu'nda tutulduğu kaydedildi. Altınyıldız'da 400'den fazla işçinin işten atıldığı, atılan işçilerden tekrar işe alınanlara ise asgari ücretle işbaşı yaptırıldığı vurgulandı. Uzun zamandan beri parti faaliyetlerinin keyfi olarak engellendiği ve üyelerinin gözaltına alınıp hakarete maruz kaldığı belirtilen açıklamada, "Kendi yasalarına bile tahammül gösteremeyen şunu bilmelidir ki, emeğin ve emekçinin partisi olan EMEP, bundan önce olduğu gibi bundan sonra da faaliyetlerine ara vermeden devam edecek ve önüne çıkan engelleri aşacaktır" denildi.
www.evrensel.net