Operasyona yargı kalkanına tepki

'Kanlı cezaevi operasyonunun sorumluları yargılansın' diyenler hakkında dava açılmasının yıldırma amaçlı olduğu belirtildi.

Operasyona yargı kalkanına tepkiTutuklu ve hükümlülerin yakılarak ve vurularak öldürüldüğü Adli Tıp raporlarıyla da belgelenen, "Hayata dönüş" operasyonunun sorumluları hakkında dava açılmazken, operasyonun sorumluları hakkında suç duyurusunda bulunanlara dava açılmasına tepkiler devam ediyor. Tepkilerde, operasyonun demokrasi savunucularını yıldırma amaçlı olduğu belirtilirken, operasyonla ilgili gerçeklerin saklanmaya çalışıldığına dikkat çekildi.İHD İstanbul Şube Başkanı Eren Keskin, ÖDP İstanbul İl Başkanı Vahit Genç, DBP İstanbul İl Başkanı Mustafa Aytaş, HADEP İstanbul İl Başkanı Doğan Erbaş, EMEP GYK Üyesi Kamil Tekin Sürek, KESK MYK Üyesi İbrahim Kudiş ve TMMOB Yönetim Kurulu Üyesi Celal Beşiktepe, operasyonlar sonrasında 20 Aralık 2000 tarihinde, MGK Genel Sekreteri Cumhur Aspar, Başbakan Bülent Ecevit, Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk, İçişleri Bakanı Sadettin Tantan ve Sağlık Bakanı Osman Durmuş hakkında, "canavarca his salki ile öldürmek" suçundan yargılanması istemiyle suç duyurusunda bulunmuştu.Suç duyurusunda devlet güçlerinin "bilerek ve tasarlayarak cinayetler işlediği" söylenerek, delillerin toplanması, ölüm orucunun bitirilmesine ilişkin görüşmelerde yer alanların ifadelerine başvurulması ve olayın tüm yönleriyle soruşturulması istenmişti. Suçduyurusu metninde adı geçen herkese dava açılmıştı.

Yıldırma amaçlıAnkara Barosu Başkanı Sadık Erdoğan, açılan davanın demokratik güçleri yıldırma amacı güttüğünü söyleyerek, demokratik unsurların Türkiye'yi ilgilendiren konularda açıklama yapmaya, eleştirmeye ve kendi doğru bildiklerin görüşlerini söylemeye hakkı olduğuna işaret etti. Görüşlerini söyleyenleri yıldırmaya yönelik bu tavırların olumsuz sonuç doğuracağını vurgulayan Erdoğan, "Demokrasilerde bunun olmaması lazım, demokratik güçlerin görevlerini yapmaları, görüşlerini söyleyebilmeleri çok doğaldır" diye konuştu.Olayı tepkiyle karşılayan İHD Genel Başkanı Hüsnü Öndül, "Devlet organlarının ve yargı kurumlarının konuyu ele alış tarzlarındaki çarpıklık devam ediyor. Nasıl ki 19 Aralık operasyonu ile 32 kişi yaşamını yitirdi ve ardından saldırıya uğrayan tutuklular aleyhine dava açıldıysa, şimdi de suç duyursunda bulunanlar hakkında dava açılıyor" diye konuştu.Öndül, bu mantıktaki çarpıklıkların konuyu ele alıştaki çarpıklıklar olduğunu dile getirerek, hem idari birimlerin hem de hukuk kurumlarının ve orada görev yapanların köklü zihniyet değişiminden geçmeleri gerektiğini vurguladı.

İşkenceciler yargılanmıyorMazlum-Der Genel Başkanı Yılmaz Ensaroğlu ise olayın hiç şaşırtıcı olmadığını söyleyerek, Türkiye'de yıllardır işkencecilerin değil işkence kurbanlarının ya da işkenceyi ortaya çıkaran kişi ya da kurumların yargılandığını vurguladı. Ensaroğlu, "Ulucanlar Cezaevi'nde de adeta katliam yaşanmış, buna neden olan görevlilerin aksine ölmekten zor kurtulabilenler hakkında dava açılmıştır. 19 Aralık operasyonunda da 32 kişinin ölümüne yol açanlar hakkında dava açmak yerine onlarla ilgili suç duyurusunda bulunanların yargılanması normal" diyerek, Anayasa'da hukuk devletinden söz ediliyorsa da artık kanun devletinin aranır hale geldiğini dile getirdi.

Zihniyet değişmeliHakkında dava açılanlar arasında bulunan KESK MYK Üyesi İbrahim Kudiş, bir insanlık dramı olan ve "Hayata dönüş" denilen operasyonun katliam olduğuna dikkat çekmek ve ilgilileri göreve çağırmak amacıyla suç duyurusunda bulunduklarını belirterek, suç duyurusunun dahi hazmedilemediğine işaret etti. Haklarında dava açılmasını isteyenlerle, işkence gerçeğini gözler önüne seren DSP Milletvekili Sema Pişkinsüt hakkında fezleke hazırlanmasını isteyen zihniyetlerin aynı olduğunu vurgulayan Kudiş, davanın, demokrasiye yaklaşımın ne olduğunu açığa çıkardığını belirtti. Kudiş, ancak emek eksenli birleşik mücadele ile antidemokratik uygulamalara, hukukdışılığa ve ülkeyi kuşatan IMF politikalarına karşı durulabileceğini söyledi. ÇHD İstanbul Şube Başkanı Sevaral Demir ise operasyonların sorumluluları hakkında ÇHD olarak da suç duyurusunda bulunduklarını ve kendileri hakkında da aynı gerekçe ile dava açıldığını belirtti. Duyarlı kesimlerin sindirilmek istendiğini dile getiren Demir, delillerin karartılmak istendiği üzerinde durarak, suç duyuruları hakkında takipsizlik kararı verilmesini de eleştirdi.

Kamuoyuna gözdağıİHD İzmir Şube Başkanı Günseli Kaya da, işkenceye ve işkence yapanlara karşı mücadele amaç ve biçimleriyle, cezaevlerinde yaşanan katliamlara ve insanlık dışı uygulamalara karşı mücadele araç ve biçimlerinin sınırlı olduğunu dile getirdi.
www.evrensel.net