Yaşamak için göç ediyorlar

Zorunlu göç bu kez de mevsimlik işçilerin çalışmak için yollara düşmesiyle başladı. Diyarbakır Tren Garı'nı tıklım tıklım dolduran işçiler, Güneydoğu'ya yatırım yapılmasını istiyorlar.

Yaşamak için göç ediyorlarAli Rıza Kılınç - Serdar NemliZorunlu göç nedeniyle tarım ve hayvancılık gibi en önemli geçim kaynaklarını yeterince kullanamayan Kürt yoksulları, her yıl olduğu gibi bu yaz aylarında da mevsimlik işlerde çalışmak üzere göç yolunu tuttular. Yaz mevsiminin başında, kadınlı erkekli Çukurova'ya giden mevsimlik işçilerin bu seferki durakları Karadeniz. Mevsimlik işçiler şimdilerde, Bolu, Düzce, Akyazı, Limandere, Cumaeli ve Sakarya'ya fındık toplamaya gidiyorlar. Son günlerde Diyarbakır Tren Garı'nın önü tıklım tıklım doluyor. Mevsimlik işçiler tüm hazırlıklarını tamamlamış bir şekilde kendilerini çalıştırmaya götürecek treni bekliyorlar. Bir yanda battaniyeler, minderler, yastıklar, diğer yanda salça, peynir, bulgur ve un. Temizlik malzemeleri de unutulmamış.

'Halimizi görsünler'Mehmet Duran yüzlerce mevsimlik işçilerden yalnızca biri. "Halimizi görüyorsunuz. Millet perişan. Güneydoğu'ya yatırım yok, devlet bize bakmıyor. Baksaydı biz batıya gider miydik? Devlet sorunlarımızla ilgilenseydi biz şu gördüğünüz rezilliği çekmezdik. Devlet yetkilileri halimizi görüp yardım etsinler. Eğer bir aksilik olmazsa Sakarya'da günlük 6-7 milyon alacağız. Geçen sene 5,5 milyon alıyorduk. Biz oraya gitiğimizde fiyat konusunda bir pazarlık yapamıyoruz. Oraya gittiğimizde çaresiz kalıp verdikleri ücretleri kabul etmek zorunda kalıyoruz. Çünkü, gittikten sonra geri dönme şansımız kalmıyor. Orada çalışma koşullarımız çok ağır. Sabah 7'den akşam 7'ye kadar çalışıyoruz. İşte böyle sürünüp gidiyoruz" diyerek sorunlarını anlatıyor.

Köyler boşalıyorMehmet Nesih Demir ise, hem sıcağın hem de yaşanan kargaşanın vermiş olduğu kızgınlıkla, "Bu bölgedeki insanlar da Türkiye vatandaşı değil mi? Buradaki halkı vatandaş olarak görmüyorlar. Biz burada öldük mü kaldık mı, kimsenin umrunda değil. İçinde olduğumuz durumu devlet de biliyor. Perişan bir haldeyiz. Hele şu milletin bir haline bakın" derken gözünün ucuyla trenin yolunu gözlüyor. Çakmak köyünden geldiğini söyleyen Demir, çalışmak için gidenlerin birkaç güne kadar köyü boşaltacağını ancak, yapacak başka bir şeylerinin olmadığını belirtiyor. Demir'in "Gideceğimiz yerde hayat buradan daha pahalı ama orada iş var, burada yok. Bu nedenle kalkıp buralardan gidiyoruz. Orada en azından yaşama şansımız var. Yaşayabilmek için kalkıp ta Sakaryalara kadar gidiyoruz" sözleri mevsimlik işçilerinin durumunu gözler önüne seriyor. Demir, "Kara trenlere hayvan yükler gibi çoluk çocuğu yükleyip çalışmaya gidiyoruz. Bizim buraya da iki-üç tane fabrika kursunlar. Kursunlar ki bizim bu Güneydoğu halkı rahat bir ekmek bulsun" diyerek isteklerini de dile getiriyor. Mahmut Ay da; Çakmak köyünden. Yaklaşık 100-150 kişi gittiklerini ve köyde yapacak işlerinin kalmadığını anlatıyor. Ay, "Tarlamız yok, suyumuz yok. Yaşamak için, ekmek yemek için kalkıp yerimizden yurdumuzdan gidiyoruz. Sadece bizim köy değil, birçok köyden insanlar var. Birimiz burada kalsa açlıktan ölür. Çünkü evde hiçbir şey yok" diyor.
www.evrensel.net