Göçmenin kara günleri

Göçmenin kara günleri

Hasan Cemşidi, usturayla kesilmiş demir parmaklıklarla çevrili plastik bir sandalyede oturuyor.

Göçmenin kara günleriPatrick BarkhamHasan Cemşidi, usturayla kesilmiş demir parmaklıklarla çevrili plastik bir sandalyede oturuyor. Sydney'in kenar mahallelerindeki hareketsizlik, Cemşidi ile birlikte Villawood Mülteci Kampı'nda hoparlörden gelen ve kimsenin anlamadığı İngilizce bir emirle bozuluyor.54 yaşındaki Kürt elektrikçi ve oğlu Vahid, 18 ay önce İran'da yaşadıkları zulümden kaçarak Avustralya'ya sığındılar. O günden beri de mülteci kampında tutuluyorlar. Cemşidi tutukluluğu sırasında tarih boyunca esaret altındakilerin yaşadığı kadar kötü muamelelere maruz kaldığını söylüyor, bandajlı bileğini ovarak. Diğer tutuklular da söylediklerini onaylıyor görünüyorlar. Bu ayın başında, kimi tünel kazarak kimi de parmaklıkları keserek 46 kişi, alıkonuldukları bu kamptan kaçmış.Kampta geçen günlerde bir tutuklu intihar ederek hayatına son verdi. Göçmen departmanından bir sözcü ölen adamın Avustralya'ya Güney Afrika pasaportuyla giriş yaptığını, fakat vizesinin iptal edildiğini ve Villawood'a akşam üzeri getirildiğini söyledi.Cemşidi de bileklerini kestiği intihar girişiminden sonra yatırıldığı hastaneden yeni ayrıldı. Villawood'a geri döndüğünde de güvenlik görevlisi gece yarısı onu uyandırmış, yaralı bileğine kelepçe takarak, acı çığlıkları arasında onu sürüklemişti. O, "Burada depresyonda olduğum kadar endişe içindeyim de. Bana asla insan muamelesi yapmadılar" diye duygularını dile getirirken, bodur görevli devriye geziyordu. Korkmuş ve yalnız olan 12 yaşındaki Vahid kendisinden alınarak, sosyal servise yerleştirilmiş. Avukatının ona ve oğluna sığınacak başka bir ülke bulmasını umuyor, fakat geleceği belirsiz. Omuz silkip, başına vurarak tek hayalinin göçmen bürosundan uzaklaşmak olduğunu söylüyor.

8 ay kamplardaÜlke, Avrupalı olmayanların Avustralya'ya göçmesini engelleyen politikasını 1973'te değiştirdi. Avustralya'nın çokkültürlü imajı, ülkeye yasal olmayan yollardan giriş yapan her erkek, kadın ve çocuğu zorunlu olarak alıkoymasıyla paramparça oluyor. 1999'dan beri sayıları 8000'in üzerinde olan insan Timor Denizi üzerinden vizesiz yolculuk yapıyor. Hükümete göre başvuruların yüzde 80'i 15 hafta içerisinde ilk yanıtı alıyor. Buna karşın Avustralya'daki diğer bir kurum, yasal olmayan yollardan ülkeye giriş yapmış mültecilerin yüzde 80'inden daha fazlasının sekiz ay kamplarda tutulduğunu açıklıyor.Sığınmacı olma talepleri kabul edilmeyenler ise tekrar bu kamplara geri gönderiliyorlar. Çünkü Avustralya aralarında diplomatik bağları olmayan Irak gibi ülkelere göçmenleri geri göndermekte zorluk çekiyorlar.

Yasalar çiğneniyor Üç tane Birleşmiş Milletler Raporu iltica talebinde bulunanların alıkonmasını yasalara aykırı buldu. Hükümet ombudsmanı tarafından yapılan bir araştırmaya göre, iltica talebinde bulunan ve alıkonulan insanlara tanınan haklar hüküm giymişlere tanınanlardan daha az. Bir diğer araştırmada kamplardaki intihar girişimlerinin, açlık grevlerinin ve ayaklanmaların çoğunun piskolojik sıkıntılardan kaynaklandığını belirtiyor. Fakat Avustralya Göçmen Bürosu kamplarda uluslararası antlaşmalara uygun davranıldığını iddia ediyor.

Geri çevrilen kardeşlikGeçen sene bir mülteci kampında 6 ay çalışmış olan Nigel Hoffman mülteci bürosuna yapılan suçlamaları kabul ediyor ve çalıştığı günlerden şu örneği veriyor: "Bir tutuklu gardiyana 'Kardeşim' diyerek seslendi gardiyanın verdiği cevap ise 'Senin kahrolası kardeşin gibi mi gözüküyorum' oldu."Hoffman, göçmenlerin sığınma başvurularını yapmak için çöl sıcağında beklemeye zorlandığını ve sığınmacılarda üzüntüye bağlı olarak gelişen ülser ve mide ağrıları olduğunu söylüyor. "Polisler bu insanları prokovatif bir biçimde kullanıyor" diyor ve ekliyor "Eğer siz İran'dan veya Irak'tan göç etmiş biriyseniz, biri gelir sizi tutuklar ve sonra kayıplara karışırsınız. Görevli gelip genç bir göçmeni tutukladığında ailesi bundan büyük endiişe duyar, çünkü çocuklarının bir daha hiç geri dönmeyeceğini düşünürler."

Hükümetin yalanlarıBuna karşılık Göçmen Bürosu ise çalışanlarının kültür, işkence ve travmaları fark etme konularında bilgilerin de içinde yer aldığı, kendilerini 'kontrol etme ve engelleme' ve 'yanlış davranışları düzeltme pratikleri' gibi becerileri geliştirme amaçlı özel bir eğitim verildiğini söylüyor.Hoffman Woomera adlı kampta meydana gelen olayların medyada yer almadığını, çünkü medyanın ulaşılmaz olduğunu belirtiyor. Mülteciler de dışardaki dünyayla bağlarının kasıtlı olarak kesildiğini, televizyon seyretmelerinin kısıtlandığını, kampları eleştiren makalelerin gazeteden kesilerek alındığını dile getiriyor. Hükümet ise bütün bunları yalanlıyor."Mülteci kampındayken, yüreğim yaralandı" diyen Bay Alshams'a çalışmayı ve mahkemede hak talep etmesini engelleyen geçici bir vize verilmiş. Alshams'ın kampla ilgili son sözleri de şunlar: "Hapishanedeki 475 kara günü asla unutamayacağım. Avustralyalılar oldukça iyi insanlar. Fakat böyle hoş bir ülkede kimse insan haklarının çiğneneceğini tahmin edemez."
www.evrensel.net