'Sivil toplumculuk aldatmacadır'

29 Temmuz 1992'de yaşamını yitiren EMO Ankara Şubesi yöneticilerinden Cihan Kayıket'in anısına düzenlenen panelde konuşmacılar, neoliberalizmin ülke yönetimini sermaye, sivil toplum örgütleri ve bürokrasiden oluşan bir yapılanmaya devrettiğini; piyasanın tüm ipleri eline aldığını belirttiler.

'Sivil toplumculuk aldatmacadır'ANKARA - 29 Temmuz 1992'de yaşamını yitiren Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) Ankara Şubesi yöneticilerinden Cihan Kayıket'in anısına düzenlenen panelde konuşmacılar, neoliberalizmin ülke yönetimini sermaye, sivil toplum örgütleri ve bürokrasiden oluşan bir yapılanmaya devrettiğini; piyasanın tüm ipleri eline aldığını belirttiler. "Devlet, Sivil Toplum, Demokrasi: Sivil Toplum Kuruluşu mu, Demokratik Kitle Örgütü mü?" başlıklı paneli EMO Ankara Şube Başkanı Tuncay Atman yönetti. Türkiye ve Ordadoğu Amme İdaresi Enstitüsü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Birgül Ayman Güler, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Alev Özkazanç ve TMMOB yöneticilerinden İhsan Karababa panele konuşmacı olarak katıldı. Cihan Kayıket'in anısına saygı duruşu ile başlayan panelin öncsinde, EMO Üyesi Kubilay Özbek, Kayıket'in verdiği mücadelenin örnek olması gerektiğini söyledi.

Bakanlıklar devre dışıBirgül Ayman Güler, konuşmasında, liberalizmin "sivil toplum" ve "sivil toplum kuruluşu" kavramlarıyla kendi hizmetinde örgütler yarattığını kaydetti. Güler, "Toplumdan söz ederken tüm toplum kucaklanmaz. Sermayeden bahsedilir. Devletin bireye yani piyasaya en az müdahale etmesini ister ve böylece bireyin daha çok gelişeceğini savunur. Yönetimde sert çekirdek sermayenin her şeyi yönetmesi ile devletin topluma yedirilmesi antidemokratiktir" diye konuştu. 1989'un ardından neoliberallerin geliştirdiği yönetim metodunun bu yapıyı oluşturmayı hedeflediğini söyleyen Güler, "Governance" adı verilen üç ortaklı yapının bürokrasi, özel sektör yani sermaye ve sivil toplum örgütlerinden oluştuğunu belirtti. Heyet tarzı bir çalışmayı öngören yönetişimin işleyişinde hangi sorun tartışılıyorsa o sektörde kurulu olan sermaye örgütlerinin, sivil toplum örgütleri adına görev alacağını dile getiren Güler, yönetişimin Türkiye'deki ilk örneklerinin de üst kurullar olarak ortaya çıktığını vurguladı. Güler, bakanlık tipi örgütlenmeyi ortadan kaldıran kurul yapılarında bakanlıkların kurulların sekretaryasına dönüştüğünü kaydetti.

Sivil toplum ve Derviş Yönetişimin Türkiye'de resmi metinlerde bile yer aldığını söyleyen Güler, "Derviş Programı'nın son bölümünde 'Türkiye'nin geleceği olmazsa olmaz yeni yapılanmaya bağlı. Etkin bir devlet, güven içinde bir özel sektör ve duyarlı bir toplumsal yapıya ihtiyaç vardır' denilerek Türkiye'nin gelecekteki yönetim yapısı çizildi" diye konuştu. Güler, sivil toplum örgütlerinin de bu programın bir parçası olduğuna dikkat çekildi. Güler, demokratik kitle örgütlerinin sivil toplum örgütü olarak tanımlanamayacağını vurgulayarak, sivil toplumun burjuva toplum demek olduğunu kaydetti. Sivil toplum örgütlerinin muhalefet etmek, başkalarını etkilemek gibi bir çabası olmadığını dile getiren Güler, "Bunlar sermaye tabanlı örgüttür. Bu yönetim yapısı sermayenin başa geçmesidir" dedi.İhsan Karababa ise, sivil toplum örgütlerinin apolitikleşmeye hizmet ettiğini ve sisteme karşı bir yapısı olmadığını kaydederek, demokratik kitle örgütlerinin tabana dayalı ve eylemleriyle sisteme karşı koyan örgütler olduğunu vurguladı. Alev Özkazanç da, Dünya Bankası (DB) raporlarında etkin devlet tanımlamalarının geçtiğini, sivil toplum tanımı karmaşasının DB'den ayrı düşünülmemesi gerektiğini ifade etti.Öte yandan Cihan Kayıket dün EMO yöneticileri ve arkadaşları tarafından Karşıyaka Mezarlığı'nda, mezarı başındaki törenle anıldı.
www.evrensel.net