'Of ne çok kitap yayımlanıyor!'

Ders kitabı dışında kitabı okullara sokmamak için seçkin yöntemlerimiz vardır. Kitabı çocuklar için "öcü" durumuna getiririz.

'Of ne çok kitap yayımlanıyor!' Sennur Sezer Karşımdaki delikanlı edebiyattaki kirlenmeden söz edince heyecanlandım. Konuya biraz açıklık getirmesini istedim. Meğer edebiyattaki kirlenmeyle, yayımlanan edebiyat kitabı çokluğunu kastediyormuş. Onun adına bir anda utandım. Az önce bir edebiyat dergisinin gençlik ödüllerinden birini almıştı. Ozandı. Bir süre sonra da kitabı yayımlanacaktı herhalde. Bu koşullarda çok kitap yayımlanmasından yakınma, "Eyvah benim kitabımı kimseler görmeyecek" anlamına gelmez miydi? Üstelik, bu yayın çokluğunu, bir ön jüri ya da kimbilir hangi önlemle azaltmaktan yanaydı. Bir bakıma sansür sayılmaz mıydı bu? Bir ozana sansürcülük yakışır mıydı? "Yer açın, ben geliyorum" der gençler. Yaşama, yayımcılığa, kurallara... Haklarıdır. Yaşamın sürekliliğini, yenilenmesini, gelişimini ve değişimini bu tavır sağlar. Ancak açılan yer için kuralların değişmesi gerekiyorsa, bunu kendi yapacaktır. Özellikle de sanatta. Sanatçı kendi kuralları, kendi anlatımıyla gelir ve tekdüzeliği değiştirir. Ancak kurallarını "herkes için" geçerli sayamaz. Diyelim, sözünü ettiğim genç ozanın beğendiği ustanın tek bir şiir kitabı varmış. O edebiyatın kuralı olarak tek kitap yazmayı savunamaz. Türkiye gibi az kitap yayımlanan bir ülkede kitap yayımının çokluğundan da yakınamaz. Evrensel'in Avrupa ekindeki bir yazıda gözüme çarpmıştı;Almanya'da, 1999 yılında 80 bin 779 kitap yayımlanmış. Bunlardan 60 bin 819'u yeni, 19 bin 960'ı yeniden basım. Bugün Almanya'da bulunan kitap çeşidi 900 bin. Bu durum okuru yönlendirmeyi gerektiriyormuş. Halkın yalnız yüzde 6'sı her gün kitap okuyormuş. Geri kalan okur, kitap okumayı geniş zamanlara, örneğin hafta sonuna erteliyormuş. Oysa sekiz yıl önce halkın yüzde 16'sı her gün kitap okuyormuş. Kitapçılar ve okuma vakıfları, bu okuma azalması yüzünden önlemler düşünüyorlar. Çünkü yılda en fazla beş kitap okuyan oranı yüzde 38'e yükselmiş. Yayıncıların maddi zorluklara düşmesinin engellenmesi için, okuma alışkanlığının küçük yaşta kazandırılması üzerinde yeniden duruluyor. Çünkü kitap fiyatlarının artışı yüzünden kitap satışlarında bir önceki yılla aynı kalma gibi bir durgunluk görülüyor. Üstelik gençlerin üçte biri, kitapları karıştırıp ilginç bulduğu bölümleri okuyor. Bu "başlanılan kitabı dikkatle okumama" davranışına on yıl önce, on kişide bir oranında rastlanıyormuş.

Çocuk kitaplığı yokluğu Bizde durum nedir, bilinmez. Elbet önlem falan da alınmaz. Olsa olsa yakınılır: Off, amma çok kitap yayımlanıyor, hangi birini okuyacaksın! Üstelik bu yakınmaya, hemen herkes katılır. Ders kitabı dışında kitabı okullara sokmamak için seçkin yöntemlerimiz vardır. Kitabı çocuklar için "öcü" durumuna getiririz. Kitaplıklar yalnızca 9-17 arasında çalışır. Çocuk kitaplığı yokluğunu, örneğin istanbul'da, ödev dönemlerinde, Ulusal Kitaplık kimlikli Beyazıt Kitaplığı'nda koşuşturan "veli" yoğunluğunu görünce hatırlarız. Sayısı durmadan artan "İl"lerimizde ya kitaplık yoktur ya da açılanlara bağış isteriz. (Çünkü kültüre, kitaba devlet bütçesinden para ayrılmaz). Kitap bağışlarımız da elbet ansiklopedi ve sözlük gibi ciddi kitaplar boyutundadır. Roman, öykü, şiir pek akla gelmez. Pek işe yaradığına da inanmayız. Bir zamanlar gazetelerde roman tefrika edildiğini, bu romanların gazete tirajını etkilediğini anımsayan var mı? (Bu arada Ege'de köy kitaplıkları ile uğraşan Güven Pamukçu gibi kitaplık tutkunları da bulunur. Pamukçu, üçüncü köy kitaplığını hazırlıyormuş. Akköy ve Muzaffer İzgü köy kitaplıkları tıkır tıkır işliyormuş. Kolay gelsin. Allah, her coğrafi bölgeye birkaç Güven Pamukçu nasip etsin.)

İki dilli kitaplarKitap dendi mi, kontrolümü yitiriyorum. Oysa eğlenceli şeyler yazmayı planlamıştım. Kuzey Londra'nın küçük çocuklu aileleri için yayımlanan bir dergi geçti elime. Adı "Families" (Aileler). Dergi iki ayda bir yayımlanıyor; renkli, bedava ve bol ilan içeriyor. Daha doğrusu bir ilan dergisi. İlanlar küçük çocukları olan aileleri ilgilendirecek türden: Çocuklar için yaz okulları, spor kulüpleri, yüzme kursları 6 aylıktan 4 yaşa kadar ayrı sınıfları olan müzik okulları, sanat kursları, tiyatro okulları, diş bakımı servisleri, uyku sorunlarıyla uğraşan klinikler... Montessori yöntemini uyguladığını duyuran yuvalar. Haberler bölümlerinde de yine etkinliklerin, kursların ağır bastığını, dergideki "Uyku Sorunları" yazısına bu işle uğraşan merkez ilanlarının eşlik ettiğini eklemeli miyim?. Ben bu dergiye bir kahvede rasladım. Panosuna çocuklara yönelik kurs, yuva duyurularının iğnelendiği bir park kahvesinde. Dikkatimi çeken arka kapaktaki kitap sayfasıydı. Cıvıl cıvıl bir sürü kitap kapağı resmi, şöyle bir göz attım: Sağlıklı beslenme, çocuk bakımı, ana-baba saplantıları... Sonra sayfanın sunum yazısının ilk cümlesini okudum: "Annelik sizi serseme çevirir, kahvaltıdan sonra mutfakta on bin bisküvi parçasını dağıldığı alandan toplamak zorunda kalırsınız". Dergiyi çantama indirdim. Unutmuş gitmişim. Dün çantaları yerleştirirken çarptı gözüme. Kitap tanıtımlarını okumayı denedim. Ooo! Etyemezler için olan kitapta Türk usulü patlıcan, dolma gibi yemekler varmış.."Yaşasın...Sonunda mutfağımızın değeri anlaşıldı." diye bastım narayı. Ama beni asıl şaşırtan aynı hizadaki başka bir satırdı: "Veronique Tadjo'nun folklorik resimli öykü kitaplarında metinler İngilizceyle paralel Türkçe, Urduca, Somali dilinde yer alıyor. Fransızca da. " Metnin devamındaki küçük espri yer alıyor: "Öğretmenler ve meslektaşları için korkutucu ve doyurucu" gibi bir şey. Aklıma başka sorular üşüştü: İngiltere'de kaç Türk çocuğu var? Bu kitapların bir bölümü Türkiye, Almanya, Kıbrıs gibi Türkçe konuşulan ülkelere mi satılıyor? Yayınevi kaç kitaba Türkçe metin koymuş? Zarar etmiyor mu? Veronique Tadjo hangi ulustan?Soruların içinden çıkamayınca, 12 yaş ve üstü için yazılmış bir romana başladım. İrlanda'da geçen bir aşk öyküsü. Delikanlı Katolik, genç kız Protestan. "Temmuz'un Onikinci Günü", "Barikatların Ortasında" ve "Sürgünde" adlı üç cilt. Yazarı Joan Lingard. İlk yayım tarihi 1972. Yayımlayan elbet büyük bir şirket, Penguin. Ancak aklıma takılan şu, benzer bir kitabı biz on iki yaş ve üstü için yayımlar mıyız? Yayımlayanı, yazanı ve okuyanı hangi maddeden yargılarız? Ya kitabı tanıtanı... Peki peki caydım....
www.evrensel.net