Gerçekçi çözümler gerek

Gerçekçi çözümler gerek

Sanayi ve ticaret odaları başkanları bölgenin ekonomik sorunlarına gerçekçi çözümler bulunmasını istediler.

Gerçekçi çözümler gerekBülent FalakaoğluYoksulluğun her geçen gün arttığı bölgede sanayi ve ticaret odaları, ekonominin canlanması için gerçekçi çözümler istiyor. Bölge sorunlarına ilişkin çözüm önerileri içeren bir rapor hazırlayan Muş, Ağrı, Bitlis, Iğdır, Hakkâri, Erzurum, Ardahan, Doğubeyazıt, Yüksekova, Erciş, Batman ve Tatvan ticaret ve sanayi odaları başkanları düşüncelerini şöyle özetliyorlar: "Bölgenin sorunu ekonomiktir diyerek diğer sorunları görmezden gelen devlet yetkilileri, ekonomisi çökmüş olan bölgemizin kalkınmasına yönelik de herhangi bir girişimde bulunmuyorlar. Bölge afet bölgesi ilan edilecek duruma geldi."

GB'den çıkılsın Bölge gümrüklerinin, Avrupa Birliği Sözleşmesi'ne göre AB Gümrük Statüsü'ne göre düzenlenmesine oda başkanları tepki gösteriyor. Bölgenin alt yapısı, ekonomik ve sosyal konumunun bu düzenlemeye müsait olmadığını kaydeden oda başkanları, "Doğu ve Güneydoğu sınır kapıları bu sözleşmenin dışında tutulsun" diyorlar. Sınır ticaretinin geliştirilmesi gerektiğini ifade eden oda başkanları, illerdeki ticaret ve sanayi odalarının talebi doğrultusunda karşılıklı sınır ticareti yapılabilmesi gerektiğini belirtiyorlar. Güneydoğu halkı için önemli bir geçim kaynağı olmasına rağmen rant kapısına çevrilen Habur Sınır Kapısı'nın bölge halkının ekonomisine hizmet eden bir sınır kapısı olarak faaliyete geçirilmesi talebini yineliyorlar. Van Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Kayhan Türkmenoğlu gazetemize yaptığı açıklamada, "Gümrükten ihracatı, nakliyeyi bizler yapıyoruz. Gümrüğün çalışma ve denetimi valiliklere bırakılmalıdır. İranlılar Gürbülak Gümrüğü'nden yılda 500 bin ton mal taşıtıyordu, nakliyesini bölgemize çok büyük getirisi vardı. Gürbulak Gümrüğü randımanlı çalışmadığı için İranlılar 900 km. mesafeyi bırakıp 1600 km'lik mesafeden yük taşıtıyor. Ankara'dan denetlemekle gümrükler çalışmaz, bölgenin kaderiyle oynanıyor" dedi.

Tarım ve sanayi yokAB sürecinde "yapısal reformlar" adı altında hayata geçirilen projelerin, altyapısı hazır olmayan Türkiye'de ülkenin tarım ve hayvancılığının biteceğine dikkat çeken oda başkanları, tarıma yönelik yasalara ilişkin şu görüşleri ifade ediyorlar: "Sanayisi gelişmeyen ülkede tarım çalışanının ekmeğini elinden alırsanız tarım kesimini direkt aç bırakmış olursunuz. Türkiye'nin yüzde 45'lik istihdamını oluşturan tarım ve hayvancılık kesimi IMF yasalarıyla azaltılmaya çalışılıyor. Ayrıca, karşılığında sanayinin gelişmesine, istihdamın arttırılmasına yönelik hiçbir proje ortaya konmuyor. Nitekim bu nedenle çıkarılan tütün, şeker pancarı, fındık, buğday vs. ile ilgili yasalar üreticinin aç bırakılması anlamına gelmektedir."Bitlis Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Davut Tezcan, 330 milyonluk bir nüfusa sahip olan AB üyesi ülkelerin tarımla uğraşan kesiminin yüzde 8 olduğunu, bunun da 26 milyon kişiye denk düştüğünü ifade etti. Tezcan, AB'nin, bu kesimi sübvansiyon, gümrük vergisi ve teşviklerle desteklediğini kaydetti. Türkiye'nin tarımla uğraşan kesiminin, toplam nüfusunun yüzde 45'i olduğuna dikkat çeken Tezcan, "Şayet AB'ye girersek, 29 milyonu bulan nüfusumuzla 15 ülkenin aldığı teşviği tek başımıza alacağız. Bu durum AB'nin işine gelmiyor. Bu yüzden de AB tarım nüfusunu azaltmamız için baskı yapıyor."
www.evrensel.net