Sabır da umut da kalmadı

Sabır da umut da kalmadı

İşten atıldığı için aylardır eve ekmek götüremeyenler, 'yol görünse' yaşayabilmek için köylerine dönmeyi düşünenler, çay pişirmek için yaz sıcağında soba yakanlar...

Sabır da umut da kalmadıŞengül KaradağBakan Kemal Derviş, ekonomi için pembe tablolar çiziyor: İki ay içinde her şey düzelecek, döviz geliri giderimizden fazla olacakmış! Tam bu sırada Başbakan Ecevit'in yoluna çıkan bir işsiz, "ortalığı karıştırıyor." Gözyaşları içinde, "Açım. Her yerde kriz var" diyor. Ecevit, ertesi gün gazetecilere, "Türk halkının sabırlı ve uygulanan programın başarısından umutlu olduğu" şeklinde bir açıklama yapıyor. Emekçi mahallelerindeki, evlerindeki durum Başbakan'ı yalanlıyor. İşsizliğin arttığı, yoksulluğun büyüdüğü, açlığın başgösterdiği Gaziler Mahallesi'ndeki emekçiler, ulaşabilselerdi eğer, Başbakan'a çok şey söylemek isterlerdi herhalde. Tıpkı Mezher Özmen gibi... Oğulları ve kızlarıyla birlikte 20 kişinin yaşadığı evin en yaşlısı Mezher Özmen. Evdeki 20 kişi, "bir kişinin eline bakıyor." Özmen "Nasıl geçiniyorsunuz?" sorumuza sadece gülüyor. Hükümetten de devletten de hiçbir beklentisi olmadığını belirten Özmen, "Aslında uzanabilsem, biliyorum kime ne söyleyeceğimi ama..." diyerek susuyor. IMF programıyla krizden çıkılacağına da inanmıyor Özmen, "Yok ya, hangi çıkış?" diyor bezgin bir tavırla. Ardından da, "Kardeşçe yaşarsak, ben senin hakkını yemezsem, sen beni arkamdan bıçaklamazsan kurtuluş olur" diye ekliyor . Özmen ailesi Bingöllü. Yaklaşık 20 yıldır Gaziler'de oturuyorlar. Mezher Özmen, "Yol görünse köyüme giderim, ama güvenmiyorum" diye konuşuyor.

Gaziler işsiz Gaziler, Gebze'nin 40 bin nüfuslu mahallesi. İşsizliğin zaten yoğun olduğu Gaziler'de krizden sonra bu yoğunluk alabildiğine artmış. Halk, açlıkla yüz yüze. Sokak sokak dolaştığımız Gaziler'de, çat kapı girdiğimiz her evde işsizlik en yakıcı sorun. Genç yaşlı neredeyse bütün erkekler ya evde ya da kahvede; değilse iş arıyordur... Herhangi bir fabrikada çalışanların az sayıda olduğu Gaziler'de günübirlik ya da mevsimlik işler, boyacılık gibi serbest çalışılan alanlar ve inşaat işçiliği yaygın. Genellikle doğu illerinden göç edenlerin oturduğu Gaziler, Gebze'nin en az hizmet alan mahallesi. Yolların büyük bir kısmı henüz yapılmamış, sular sık sık kesiliyor.

Yeter ki iş olsun! Ancak iş ve ekmek, halkın bütün diğer taleplerinin önüne geçmiş. Kocası ve iki yıl önce askerden gelen oğlu işsiz olan Süsem Öksüz, "İş bulsalar, çalışsalar her şeye razıyız, yeter ki iş olsun" sözleriyle ifade ediyor bu durumu. Süsem Öksüz'ün 6 çocuğu var. Kocası Merbolin Boya Fabrikası'ndan bir ay önce atılmış, kriz mağduru işçilerden. Komşusu Çiçek Ayyıldız'ın da 4 oğlu ve kocası işsiz. "Sizin aylığınız olduğu halde nasıl geçiniyorsunuz, bir düşünün, sonra bir de bizi düşünün" diyor. Eşi inşaat işçisi olan Ayyıldız, "Bir bulsak on bulamıyoruz. Çoluk çocuğumuzu doğru dürüst okutamıyoruz, güzel güzel giydiremiyoruz. Biz de insanız, biz de bir hayat yaşayalım" diye yakınıyor.

Çaresizlik... İşsizlik ve yoksulluk, örgütsüz halkı daha da çaresizleştiriyor. Koca beton fabrikasından 3 ay önce atılan Erdoğan Boztaş, "Çaresiziz. Ne yapacağımızı bilmiyoruz. Kendi başımıza bir şeyler yapmaya çalışacağız" diye konuşuyor. "Kendi başınıza ne yapabilirsiniz?" diye sorunca, "Ortam bu, kendini kurtarmaya çalışıyor herkes. Büyüklerimiz böyle, biz de öyle yapıyoruz" diye yanıtlıyor.Yaklaşık 6 yıldır çalıştığı fabrikadan atılırken sadece 1,5 milyar lira para almış Erdoğan Boztaş. Erdal ve Neslihan adında iki küçük çocuğu var. "Şimdilik eldekini yiyoruz" diyen Maynur Boztaş da oğlu Erdal'ın ameliyatını yaptıramadıklarını anlatıyor. İkisi de hiçbir politikacıya güvenlerinin kalmadığını söylüyor.

Bıçak keskin... Doktor Kaya da kriz mağduru işçilerden. İki ay önce Ramzey bisiklet fabrikasından atılmış. Kaynanasıyla birlikte üç çocuğuna bakarken karşılaştığımız Kaya'nın karısı, tarlada salatalık toplamaya gitmiş. "Karım çalışıyor, ben oturuyorum" diye utanıyor. Kaya, emekçiler birlik olmadan hiçbir sorunun çözülemeyeceğine inanıyor. 81 yaşındaki kaynanası Bağdagül Yolcu'nun oğlu da işsiz. Yolcu, söylediği bir cümleyle, örgütsüz emekçilerin hükümetin saldırıları karşısındaki durumunu özetliyor: "Bıçak keskin et yumuşak!"
www.evrensel.net