'Demokrasi ve insan hakları

   oylanamaz'

'Demokrasi ve insan hakları oylanamaz'Sultan ÖzerTBMM İnsan Hakları Komisyonu Başkanı olduğu dönemde, Türkiye'de işkence yapıldığını kanıtlayan, işkence aletlerini Meclis'e kadar taşıyan, cezaevlerinde yaptıkları incelemeler sonucu 11 kitap yazılmasına ön ayak olan DSP Aydın Milletvekili Sema Pişkinsüt hakkında, dokunulmazlığının kaldırılması istemiyle fezleke hazırlandı.Ankara Cumhuriyet Başsavcı Vekili Bekir Selçuk tarafından hazırlanan fezlekeyi "siyasi" olarak nitelendiren Pişkinsüt, raporların kendisinin değil, parlamentonun çalışmaları olduğunu ve komisyon üyelerinin oybirliği ile hazırlandığını söyledi. Demokrasi ve insan haklarının oylanamayacağının da altını çizen Pişkinsüt bu konuda sorularımızı yanıtladı.Hakkınızda düzenlenen fezlekeyi nasıl değerlendiriyorsunuz?Bu tür girişimler Türkiye'ye hiçbir şey kazandırmaz, ama çok şey kaybettirir. Raporların yayınlanmasından bugüne yaklaşık 1,5 yıl geçti. Bu kadar uzun bir aradan sonra böyle bir girişimi, siyasi nedenlerle değerlendirmek daha doğru olur.Nedir o siyasi nedenler?Hukuk devleti olabilmek için statükocularla mücadele etmenin, şeffaflık için eylem olarak gerekli çalışmaları yapmanın, polis devleti olmanın yanlışlığını ifade etmenin, polisin siyasallaştırılmasının, hukukun parasallaştırılmasının ve güçlülerin yönetimi olmanın yanlışlığını ifade etmenin bir bedeli olacaktır. Bu bedel sadece bunlarla da kalmıyor. Bugün parlamentonun halkın vekillerinden oluşması gerektiğini, ancak bunun eksik olduğunu defalarca söyledim. Çok daha veciz açıklamalarım da oldu. Aynı zamanda Siyasi Partiler Yasası ile Seçim Yasası'nın değişmesi gerektiğini, Türkiye'de mevcut partilerin içerisinde gerçek anlamda parti içi demokrasinin olmadığını da çok net ifade ettim. Bütün bu söylemler, bu sözler tabiki statükodan yana, insan haklarını sadece 'insan olanlar için' anlamında benimseyenlere rahatsızlık getiriyor. Fezlekede, isimleri vermediğim dışında 'devleti töhmet altında bıraktığım, yıprattığım' gibi ifadeler de geçiyor. Cezaevinde görüşülenlerin isimlerini açık bir şekilde istedikleri zaman, 'biz yasama görevi yaptık, sosyal bir incelemedir, adli tatbikat konusu değildir' demiştim. Aynı zamanda da işkenceye uğradıklarını ifade edenlerin isimleri kadar, işkenceyi yapanların da isimlerini koymadık. Nitekim bugün yeni komisyon başkanı da aynı şeye değiniyor, niçin açıklamadığımızı ifade ediyor. O anlatılanlardan sonra gidip, yıllar içinde yerleşik bir biçimdeki malzeme, teçhizat, donanım sistemlerini de komisyon olarak hep birlikte gördük. Bunları rapora koyduk. Batman ve Erzincan'daki halı altındaki delikler gibi, Erzurum'daki elektrik telleri düzenlenmesi gibi konularda mağdurları bulunamadığı için sonuç alınmadı. İstanbul'daki Filistin askısı için de öyle beraatler sağlandı. Yani 'karakolda o askı niçin bulunuyor?' demiyorlar da 'karakolda bu askı var ama mağduru yok. Mağduru olmalı ki, kimin üzerinde şikayet yapacağımızı bilelim' diyorlardı.Ayrıca, TBMM raporları benim şahsi çalışmalarım olmayıp, parlamentonun çalışmalarıdır. Ve komisyon üyelerinin oybirliği ile kabul edilmiştir. Dolayısıyla bu fezlekeyi parlamentoya karşı düzenlenmiş olarak kabul etmemiz gerekiyor. Çalışmalar adli bir soruşturma olmayıp, parlamento denetimi ile ilgilidir. Sistemin analizine, sorunların saptanmasına ve çözüm önerilerinin bulunmasına yöneliktir. Bu nedenle iddia sahipleri kadar bu konuyla ilgili görevlilerin de açık kimlikleri kullanılmamıştır. Fezleke düzenlenmesi, üzücü ve düşündürücüdür.Ne yapacaksınız?Dokunulmazlık zırhının arkasına sığınmıyorum. Geçen dönem cumhuriyet tarihinde ilk kez dokunulmazlığımı kendi isteğimle, bütün komisyonlardan geçerek kaldırıp, sade bir yurttaş gibi yargıç karşısına çıkıp, ilk celsede aklanıp, aynı dönem içinde parlamentoda dokunulmazlığını tekrar kazanan milletvekili benim. Bu sefer de aynı şeyi yaparım. Üstelik bu sefer parlamentonun savunmasını yüklenmekten de onur ve gurur duyarım. Fezleke gelir gelmez benim de böyle bir girişimim olacak. Yaptığı işlerin arkasında duran bir insanım. DSP Genel Başkanlığı adaylığınız ile fezleke arasında bağ kurulabilir mi?Siyasi bir yanının olduğunu düşünmemek mümkün değil. 1,5 yıl geçtikten sonra gelmiş bir konu. 29 Nisan'da kurultaya aday oluyorum, 26 Haziran'da fezleke düzenleniyor. Bu anlamlı. Siyasi olduğu düşüncesindeyim. Düşüncelerimi hem kamuoyuna hem hükümete ilettim. Bu düşünce ve anlatımlarım Türkiye'nin her bir ilinde, her bir beldesinde yaptığım incelemelere dayalıdır. Masa başından, oturarak söylediğim sözler değildir. Bu konuda kamuoyunun aydınlatılması görevini bugüne kadar başarılı bir sınav vermemiş olan Adalet Bakanı yerine getirmelidir, bunu kendisinden bekliyorum. Bunun dışındaki diğer mücadele konuları da önemlidir. Bildiğiniz gibi 11 kitap yazdık. Bu kitaplar tek tek bir göz gibidir. Amacımız bu kitapların üzerine, sistemi ortaya koyan bir kitap daha yazmak, bunu da Genel Kurul'da tartışmaya açabilmekti. Bu yapılamadı. İşte ben bu kitabı yazdım. Çok kısa zamanda bütün bunlara, fezlekelere, yapılanlara, sorulara, Adalet Bakanlığı'nın sorularımıza verdiği cevaplara, Adalet Bakanlığı'nın daha önceki çalışmalarda olduğu gibi hep belli konularda eksik kalmasına ve belli konularda gerçekten başarılı olamamasına da bir açıklama getirecek olan kitabım bu ay piyasaya çıkacak.Komisyonun çalışmaları nasıl olmalı?Türkiye önemli bir sıkıntılar döneminden geçiyor. Pek çok konuda gerçekten çok büyük sorunlar var. İnsan hakları ihlali konusunda... Artık ekonomik sorunlarımız da ulusal güvenlik sorunları haline geldi. Bunu çok geniş platformlarda değerlendirmek durumundayız. Bu platformlar da halkın bizzat kendisinin bulunduğu platformlar.İnsan Hakları Komisyonu'ndaki üç yıllık çalışmam boyunca bir defa bile oylama yapmadım. Farklı partilerden 25 milletvekili ile birlikte konuştuk, somut değerlendirmeler ışığında, bilimsel yöntemlere dayalı çalışmalar yapmaya gayret ettik ve bütün çıkarttığımız raporlarda, toplantıya katılanların oybirliği ile uzlaştık. Böyle bir çalışma gerçekten parlamento açısından da hepimiz açısından da gurur verici bir çalışmadır. "Demokrasi, insan hakları oylanamaz'"diyorum. Oylanmaz. Şimdi eğer bu türlü bir sistem geliştirmeye başlanmış ise bunu da kamuoyu takdir edecektir.
www.evrensel.net