Bakanlıkta inanılmaz sahtekârlık

Bakanlıkta inanılmaz sahtekârlık

Çalışma Bakanlığı Avrupa Birliği Koordinasyon Dairesi Başkanı Ali Rıza Basa'nın 16 yıllık akıl almaz sahtekârlığı Cumhuriyet Savcılığı'nın gündemine girdi.

Bakanlıkta inanılmaz sahtekârlıkTuna ArıgüçÇalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Avrupa Birliği Koordinasyon Dairesi Başkanı Ali Rıza Basa'nın 16 yıllık inanılmaz sahtekârlığı nihayet Cumhuriyet Savcılığı'nın gündemine girdi. YÖK yardımıyla Almanya'da bitirdiği meslek yüksekokulunu Türkiye'de fakülte diye yutturan Basa, tercüme sahtekârlığı ile geldiği görevin nimetlerinden yıllarca yararlanmıştı. En alt kademedeki memurluktan Yurtdışı İşçi Hizmetleri Genel Müdürlüğü'ne gelen Basa, yalnızca üniversite mezunlarının yapabildiği yurtdışı ataşeliğine kadar yükselmiş ve bu sayede Bakanlıktan yüksek maaşlar almıştı.

Sendika harekete geçtiBasa hakkında Tüm-Sosyal Sen'in başvurusu üzerine Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma açıldı. Savcılık yerinde görürse, Basa, 16 yıllık usulsüzlüklerinin hesabını sanık sandalyesinde verecek. Basa'nın yükseliş öyküsü, 1983 yılında Çalışma Bakanlığı'na açıktan memur olarak atanmasıyla başladı. 1980 ile 1985 arasında Almanya'da Fachochschule Köln'de (Köln Meslek Yüksekokulu) eğitim gören Basa, buradaki sosyal çalışma bölümünden toplam 8 ders alarak 3 yıllık okulu 5 yılda bitirdi. Basa'nın bitirdiği dersler, sosyal çalışma metodları, siyaset bilimi, sosyal politika, organizasyon, psikoloji, sosyal tıp, hukuk, sosyoloji ve medya pedagojisinden ibaret. Türkiye'de sosyal uzman yetiştiren fakülte ve yüksekokullarda ise bu derslerin neredeyse üç katı ders okutuluyor.

Çeviri sahtekârlığıAli Rıza Basa'nın, 1985 yılında okul bitirme belgesindeki üç dersi aslından tamamen farklı olarak Türkçeye çevirerek, Başkonsolos İlhan Yiğitbaşoğlu'na onaylattığı metinde yapılan hileler hemen göze çarpıyor.Belgenin aslında yer alan "Methoden der Sozialarbeit" dersinin Türkçe karşılığı, "Sosyal Çalışma Metodları" olması gerekirken, Basa'nın yaptığı tercümede "Kamu Hizmetleri Metodu" olarak yazıldı. Almanca belgenin aslında yer alan "Verwaltung und Organisation" dersinin Türkçe karşılığı "Yönetim ve Organizasyon" olması gerekirken, "Basa çevirisinde", "İdari Hukuk ve Organizasyon"a dönüştü. Almancası "Medienfedagogik" olan "Medya Pedagojisi" dersi ise "Kamu İlişkileri-Basın Yayın" olarak çevrilerek, değiştirildi.Basa, ders isimlerinde yaptığı değişiklikleri yeterli bulmamış olacak ki, belgenin aslında yer alan meslek yüksekokulu (Almanca FH) terimini hiç kullanmayarak, "Sosyal Kamu Hizmetleri Diploması" ibaresini ekledi. Ardından da 1985 yılında YÖK'e "Fakülte denklik belgesi" almak için başvurdu.

İşleri hızla halledildiKolayca anlaşılabilecek tercüme sahtekârlığı ile hazırlanmış belge vasıtasıyla Basa, bürokraside görülmeyecek bir hızla YÖK Başkan Vekili Tahsin Özgüç'ün onayını alarak, bir günde denklik belgesini aldı. YÖK, Basa'ya verdiği üniversite denklik belgesi ile Avrupa Konseyi'nin "meslek yüksekokulu mezunlarının Almanya'da aynı konuda eğitim gören üniversite mezunları ile denk değillerdir" kararını da hiçe saydı. İngilizce, Fransızca, Almanca gibi dillerde eğitim görenlere denklik tanımayan, ayrıca bir harf hatası için bile tercümeleri kabul etmeyen YÖK yine bir "yetersizin" hızlı yükselişinde rol oynadı.

ANAP bağlantısıBasa, sahte mezuniyet belgesi ile Yurtdışı İşçi Hizmetleri Genel Müdürlüğü'ne kadar yükseldi. Bu yükseliş sırasında Basa'nın yakını olan Mesut Yılmaz başbakandı. TBMM Başkanı Mustafa Kalemli'ye yakınlığıyla tanınan ağabeyi Necdet Basa ise TBMM Genel Sekreteri ve YÖK üyesiydi. Ağabey Basa ünlü koltuk ihalesi skandalı sonrası Meclis'teki görevinden uzaklaştırıldı. Ali Rıza Basa ise bu sırada, yalnızca fakülte mezunlarının yapabileceği ataşeliğe kadar yükseldi. 1989 yılında da, ataşe iken dövizle askerlik yapma olanağına da kavuştu. Dövizle askerliğin esaslarından biri de yurtdışında döviz karşılığı çalışmak olduğundan, Basa, Diyanet İşleri Türk İslam Birilği'nde çalıştığına dair belge aldı. Çalışma Bakanlığı'nın yurtdışı memuru olarak transfer edilen, maaşını alırken bir başka kuruluşta iş akdine dayalı bir çalışma yaptığına dair belge temin eden Basa'ya, kısa dönem askerlik yapması için böylece olanak verilmiş oldu. 1988 yılında ise asker kaçağı olduğuna dair haberlerin çıkması üzerine, Genelkurmay Başkanlığı, Basa'yı 8 aylık bir süre için askere aldı. Askerlik konusunda yaptığı sahtekârlık dahi siciline işlenmeyen Basa, Avrupa Birliği Koordinasyon Dairesi Başkanlığı'na getirildi. Dönemin Çalışma Bakanı Nami Çağan, Basa hakkında soruşturma açtırsa da bu soruşturmayı yürüten Yılmaz Babül, gerekli araştırmaları yapmadı. Basa'nın daire başkanlığı 3 yılı aşkın bir süredir devam ediyor. src=/resim/b1.gif width=5>
Başa dön


Irkçılık insanlığın yüz karasıUluslararası Af Örgütü (UAÖ)'nün "Irkçılık ve Adaletin Uygulanması" başlıklı raporunda, "Irkçılık temel insan hakları kavramının, insan hakları herkes için eşittir özüne açık bir saldırıdır. Adalet sistemleri ırkçılıkla mücadeleyi esas almalıdır, ama çok sıkça toplumların önyargılarının yansıması olarak aynı şeyi tekrarlamaktadırlar" denildi.

En büyük ırkçı ABDDün açıklanan rapor, 30 Ağustos 7 Eylül 2001 tarihleri arasında Güney Afrika'nın Durban kentinde yapılacak olan "BM Irkçılık, Irksal Ayrımcılık, Xenofobi (Yabancı Düşmanlığı) ve İlgili Hoşgörüsüzlüğe Karşı Dünya Konferansı"na katkı olarak hazırlandı. Ancak, konferansın siyasi çekişmeler nedeniyle amacından sapacağına dair duyulan endişelerin artmasıyla birlikte UAÖ, raporu yayınlama kararı aldı. Raporu açıklama gerekçesi olarak, "Konferans hazırlıklarının büyük bölümü, kölelik ve sömürgecilik mirasıyla nasıl baş edileceğine dair bir anlaşmaya varılamaması ve bugünün çeşitli ve yaygın ırkçılık biçimleri üzerinde yeterince durulmamasıyla gölgelendi" eleştirisi gösterildi.Irkçılığın, her ülkeye bulaşmış olan insanlık üstünde bir leke olduğuna dikkat çekilen raporda, hükümetlerin ırkçılığa karşı aktif mücadeleye girişmesi ve adaletin herkes için eşit haklar temelinde uygulanmasını sağlaması gerektiği belirtildi. Raporda, ırkçılığın kontrolsüz kalmasının geniş çaplı trajedilere neden olabileceğine vurgu yapılarak, şu bilgiler verildi: "1994 yılında 13 hafta içinde Ruanda'da bir milyona yakın insanın katledilmesini dünya dehşet içinde seyretti. Öldürülenlerin çoğunluğu Tutsi'ydi. Ama manşetlere nadiren de olsa çıkabilen şeyler, adaletin uygulanmasında kısmen veya tamamen ırkçılık nedeniyle her gün gerçekleşen ihlaller olmakta. Birçok ülkede ırkçılık yalnızca davalı, kurban veya adaleti uygulayanların ırksal özelliklerine bağlı olarak tutuklanma, hüküm verme ve cezalandırma biçimlerine bakarak tanımlanabilir. ABD'de yapılan çalışmalarda sürekli olarak ırkın (özellikle de cinayet kurbanının) kimin ölüm cezasına çarptırılacağında anahtar bir unsur olarak ortaya çıkmıştır. Siyahlar ve beyazlar neredeyse eşit oranlarda cinayet kurbanı olmakta, ama 1977'den beri idam edilen mahkûmların yüzde 80'den fazlası bir beyazı öldürmekten hüküm giyenlerdir."

Kürtler tanınmıyorDünya çapında ırkçılık ve devlet görevlilerinin vahşiliği arasındaki ilişkinin çok açık olduğunu ifade eden UAÖ, birçok ülkede azınlıkların polis elinde taciz, kötü muamele ve işkenceye uğradığını; ardından adil olmayan yargılama, ayrımcı hükümlere ve ölüm cezası dahil sert cezalara çarptırıldığını belirtti. UAÖ'nün raporunda, Birleşik Krallık (BK)'ta polisin ırkçı saldırılara karşı tepkisinde ihmalkâr davrandığının ortaya çıktığının altı çizilerek, "Türkiye'deki Kürtler yasayla tanınmamaktadır ve alenen 'Kürtler'den söz etmek hapis cezasına neden olabilir. Avrupa çapında Roman halk genel olarak suçlu olarak algılanmakta ve dayağa maruz kalmaktadır" denildi.

Ulusal eylem planı çağrısı Uluslararası Af Örgütü raporunun sonuç bölümünde, tüm hükümetleri ırkçılıkla mücadele için ulusal eylem planları hazırlamaya ve bu planlara adaletin uygulanmasıyla ilgili özel önlemleri dahil etmeye çağırdı. Raporda yer alan tavsiyelerden bazıları şöyle:" - Ulusal yasalarda her türlü ayrımcılığın yasaklanmasının sağlanması,- Kanun görevlileri tarafından gerçekleştirilen ırkçı ihlallerin soruşturulması,- Polis uygulamalarının ayrımcı olmamasının sağlanması."
www.evrensel.net