Kuma anneler cezaevi kapısında

Kuma anneler cezaevi kapısında

Kumalık... Anadolu kadınının dramı kumalık, bu kez de cezaevinde ölüm orucundaki çocuğunu bu nedenle göremeyen anneler ile karşımıza çıkıyor. Anneliklerini kanıtlayamayan kumalar, görüş için bir yabancı gibi savcılıktan izin kâğıdı alıyorlar ve cezaevindeki çocuklarını yalnızca 15 dakika görebiliyorlar.

Kuma anneler cezaevi kapısındaTuna ArıgüçAnadolu'da yüzyıllardır yaşayan gelenek olan "kumalık" ölüm orucundaki evlatlarını göremeyen annelerin de başına bela oldu. Çocuksuz evlere gelin getirilen kumalara, "nikâhsız eş" olmak düşüyor. Durum böyle olunca kumanın doğurduğu çocuklar da ilk eşin, yani üvey annenin nüfusuna kaydediliyor.Konya Cezaevi'nde yatan ölüm orucundaki tutuklu Alhas Doğan'ın iki annesi de cezaevi koridorlarında. Nikâhlı eş, yani üvey anne, "Canından çok sevdiği oğlu Alhas'ı" ziyaret ediyor, sorunlarıyla ilgileniyor. Alhas'ı doğuran anne ise izin kâğıdıyla uğraşıyor ve binbir güçlükle savcılıktan aldığı izin ile oğlunu ancak 15 dakika görebiliyor. Alhas'ın iki annesi de cezaevi ve ölüm oruçları sorunları için yapılan mitinglerde, gösterilerde yerlerini alıyorlar. El ele tutuşup, "Yaşam hakkına saygı" sloganını atıyorlar.İki annenin de okuma yazması yok, ama cezaevini, hücreyi, tecriti ve insanca yaşam için mücadelenin ne olduğunu biliyorlar. Edirne F Tipi Cezaevi'nin kapısında bir başka kuma; Cengizhan Pilav'ın annesi Cemile Sene. Oğlunun nüfusunun kumasında olmasından kaynaklı, anne olduğunu kanıtlayamıyor. Savcılıktan binbir güçlükle izin kâğıdı alarak çocuğunu görebilen annenin dramı yıllar öncesine, kuma gittiği evden kovulmasına dayanıyor.

Annelik tutkusuKonya Cezaevi'nde tutuklu Alhas Doğan'ın üvey annesi Ayşe Doğan, 35 yıl öncesine giderek, evlilik öyküsünü şu sözlerle anlatıyor: "Evlendim ama benim çocuğum olmadı. Yıllarca akrabaların çocuklarını sevdim, baktım. Sonra eve çocuk gelsin istedim. Zülal'i kocama ellerimle gelin getirdim. Sonra iki çocuk oldu, biri kız biri oğlan. İkisi de benim üzerime. Kızı gurbete gelin verdik. Alhas'a gelince..." Anlatımını sürdüremiyor, gözleri doluyor Doğan'ın. Sonra konuşmasını güçlükle sürdürüyor: "Yıllarca çocuk bekledim. Zülal doğurunca ben de anne oldum. Alhas'ı kendi ellerimle okula getirip götürdüm. Kimselere bırakmadım, gözümden sakındım. Ben bütün çocukları çok severim zaten. Sonra Alhas cezaevine düştü. Ölüm orucuna girdiğinde dünyam yıkıldı. Yıllarca çocuk bekledim, o şimdi günden güne eriyor."Ayşe Doğan, Alhas'ın babasının cezaevi sorunlarının kaynağını anlayamadığını da söyleyerek kuması anne Zülal Varlık ile birlikte ölüm oruçlarında çözüm üretilmesi için çaba gösterdiklerini anlatıyor. Edirne F Tipi Cezaevi'nde bulunan Cengizhan Pilav'ın annesi Cemile Sene'nin kumalık öyküsü pek sevgi dolu değil. O bundan 25 yıl önce kuma gittiği evden ayrılmak zorunda kalmış. Cemile Sene'nin asıl dramı oğlu cezaevine düşünce başlamış. Oğlunun nüfusunun kumasının üzerinde olması nedeniyle, "anne" olduğunu kanıtlayamadığı için oğlunu göremiyor.Cemile Sene, 25 yıl öncesine dönerek yaşadıklarını şöyle anlatıyor: "Yaşım çok küçüktü, beni ikinci eş olarak gelin verdiler. Kocamın birinci hanımının çocuğu olmuyordu. Cengizhan ilk eşin üzerine yazıldı. Kocam beni çok severdi. Sonra ne oldu bilmiyorum, büyü mü yaptırdılar bilemeyeceğim, kimseye iftira atmak istemem, kocam 'Benim gözüme gözükme' dedi. Onun olduğu odaya bile giremiyordum. Ben de ayrıldım evden. İkinci kez evlendim. İkinci eşim de sizlere ömür".Cemile anne şeker hastalığı yüzünden zor yürüdüğünü de belirterek "Oğlum ölüm orucuna girince dünyam yıkıldı. Ama en zoru gidip görememek. Annesi olduğumu anlatamadım bir türlü. Babası ile birlikte kumam ziyarete geliyormuş. Cengizhan Elbistan'dayken görevliler ikimize bakıp, benim gerçek annesi olduğumu anlamışlardı. Ama Edirne'de kimse böyle bakmıyor. Benim okumam yazmam da yok. Nerelere başvurayım bilemiyorum" sözleri ile duygularını dile getiriyor. Anne Cemile, yanımızdan ayrılmadan önce çantasından çıkardığı bir tomar kâğıdı gösteriyor: "Oğlumun bana yazdığı mektuplar, göstersem inanırlar mı annesi olduğuma..."
www.evrensel.net