Fotoğraf: Evrensel

'Yeni partiler' ne kadar yeni?

Siyaset arenasında "yeni" ibareli partiler furyası başladı. Bu parti ve girişimler "yenilik" ve farklılıklarından çok, AB ve ABD ile ilişkilerdeki benzerlikleriyle dikkat çekiyor.

'Yeni partiler' ne kadar yeni?Sultan ÖzerKapatılan FP'nin Gelenekçiler kanadının oluşturduğu Saadet Partisi'nin ardından iki parti daha kurulmak için sıra bekliyor. Eski FP'li "Yenilikçiler"in Tayyip Erdoğan liderliğinde oluşturacağı partinin 15 gün içerisinde kuruluş çalışmalarını tamamlaması bekleniyor. Yolda olan diğer parti ise sonbaharda kuruluş işlemleri bitmesi beklenen, DYP eski Milletvekili Abdülmelik Fırat'ın başını çektiği Kürt partisi girişimi.Kurulan ve kurulacak olan bu partilerle, Türkiye'de çok fazla parti olduğu görüntüsü doğmakla birlikte, gerek savundukları politikalara, gerekse program ve tüzüklerine bakıldığında, birbirinin benzeri oldukları, en azından hepsinin Avrupa Birliği (AB) savunucusu olduğu görülüyor. Saadet Partisi programında AB'ye girişin Türkiye açısından "önemi" vurgulanırken, medya tarafından parlatılmaya çalışılan Tayyip Erdoğan'ın ABD ve Avrupa gezileri henüz hafızalarda. HADEP'in AB'ci "Demokratik Cumhuriyet" tezini eleştirerek yeni bir Kürt partisi kurma çalışmalarını yürüten Abdülmelik Fırat'ın partisi de AB'ye üyeliği ön plana almış durumda; ancak Katılım Ortaklığı Belgesi'ndeki "azınlık" deyiminin revize edilmesini savunuyor.

'Herkes'in partisiDemokrasi ve Kürt Sorunu Çözüm Girişimi'nin DYP eski Milletvekili Abdülmelik Fırat liderliğinde Kürt partisi kurma çalışmaları sürüyor. Demokrasi ve Barış Partisi (DBP) ve Demokratik Kitle Partisi (DKP) ile bazı Kürt çevrelerinin de desteklediği parti çalışmaları için Demokrasi ve Kürt Sorunu Çözüm Girişimi Parti Çalışma Grubu oluşturuldu. 31 kişilik Parti Çalışma Grubu, Kurucular Kurulu'nun belirlenmesi için çalışıyor. Kurulacak partinin, "isteyen herkesin gelebileceği, parti içinde kendi düşüncelerini dile getirebileceği, bu düşüncelerini sadece parti içinde diğer grupların değil, kamuoyunun da bileceği" bir parti olacağı savunuluyor. İçinde yer alması için Devrimci Doğu Kültür Dernekleri (DDKD) geleneği ve Şerafettin Elçi çevresiyle de görüşmelerin sürdürüldüğü partide "şef otoritesinin yıkılması için genel başkanlık süresinin iki yılla sınırlı tutulması" öngörülüyor. Kuruluş çalışmaları süren partinin temel noktası, sınıfsal ve ideolojik ayrımı olmaksızın, "herkesin katılabileceği" iddiası. "Çağdaş dünyanın bir parçası, onunla bütünlüklü, ama ayrılıkları, ayrı renkleri olan kendi içinde uyumlu bir parti" olarak tanımlanan partinin en önemli özelliği, mevcut ve kurulacak partiler gibi AB'yi savunuyor olması.Parti Çalışma Grubu Üyesi İbrahim Güçlü, gazetemize yaptığı açıklamada, "Türkiye'nin ve Türkiyeli Kürtlerin çağdaş dünyanın bir parçası haline gelmesini, batı dünyası ile barışık olmayı düşündüklerini" söyledi. Türkiye'nin AB'ye girişini desteklediklerini, bunun gerekli olduğunu savunan Güçlü, savunusuna gerekçe olarak "yüzyıldan fazladır batı mantığını, batıda sentezleşen evrensel demokrasi kültürünün parçası olma" çabalarını gösterdi. AB Katılım Ortaklığı Belgesi'nde, azınlık sorunlarıyla ilgili bireysel hak ve özgürlükler sunulduğunu, bununla AB'nin kendi ülkelerindeki göçmen toplulukların kastedildiğini belirten Güçlü, bireysel hak ve özgürlüklerle Kürt sorununun çözülemeyeceğini savunarak, kolektif hak ve özgürlüklerin mutlaka gerçekleştirilmesi gerektiğini kaydetti.

Bulgaristan örneğiTürkiye'deki farklı etnik grupların örgütlenmesinin Türkiye'yi bölmeyeceğini, Bulgaristan'da Türklerin oluşturduğu Haklar ve Özgürlükler Platformu'nu örnek göstererek anlatan Güçlü, Kürt gerçeği görülerek siyasetin yeniden yapılanması ve Kürtlerin kendi özgür iradeleriyle siyasal partilerini kurabilmeleri gerektiğini söyledi. HADEP'in Kürtlerin sayısal olarak çoğunlukta olduğu parti olduğunu, ancak hukuken kabul edilebilir olmadığını savunan Güçlü, "Farklı eğilimlerden oluşuyoruz. Sadece sosyalistlerin değil, sosyalist olmayan liberal, sosyal demokrat, yurtsever-demokrat dindarların, hatta ideolojisizlerin birliğini savunan bir parti amaçlıyoruz" dedi. Sınıfsal demokrasiyi değil, "evrensel demokrasiyi" savunduklarını belirten Güçlü, "Çağdaş dünyada demokrasiyi, kural ve kuramlarıyla parti içinde yaşam biçimi haline getirmek istiyoruz" diye konuştu. Düşüncelerin, ideolojilerin, felsefelerin hızla değiştiğini, birbirlerine dönüştüklerini savunan Güçlü, kuracakları partide yer alacak grupların yönetimde olmamaları durumunda dahi Parti Meclisi'ne katılıp, "karar sahibi olmasalar da" düşünce iletebileceklerini ama bunun ÖDP'deki gibi olmayacağını savundu. "Farklı eğilimdekilerin kendi düşüncelerinin parti içindeki diğer eğilimler ve kamuoyu tarafından da bilinmesi gerekir" diyen Güçlü, seçkinci bir parti olmadıklarını dile getirdi.
www.evrensel.net