Mektup da davalık

Mektup da davalık

Vize Savcısı, Edirne F Tipi Cezaevi'ndeki Ramazan Deniz'in ailesine yazdığı mektupları yerine ulaştırmaya çalışan iki kişi için dava açtı.

Mektup da davalık
Hacer Yücel
12 Eylül askeri darbesinden sonra gündeme getirilen ve 19 Aralık 2000 tarihinde DSP-MHP-ANAP koalisyonu eliyle uygulamaya konulan F tipi (hücre) cezaevlerindeki siyasi tutuklu ve hükümlüler ile ziyaretçilerine akıl almaz baskılar uygulanıyor. Ne hukuka ne de insanlığa sığan bu uygulamalar, mağdurlar aleyhine açılan garip davalarla daha da trajik bir hal alıyor.
Akıllara durgunluk veren bu türden uygulamaların son örneği Edirne'de yaşandı. Edirne F Tipi Cezaevi'nde tutulan Ramazan Deniz'in, kız kardeşi ve eşine yazdığı mektupları muhataplarına götürürken gözaltına alınan Yüksel Yabul ve Hakan İldan hakkında, "Yasadışı TKP/ML-TİKKO örgütü mensuplarının sıfatlarını bilerek yardım ettikleri" iddiasıyla "mektup davası" açıldı. Üstelik, İstanbul DGM Cumhuriyet Başsavcısı Hasan Ülgünar tarafından hazırlanan iddianamede, mektuplarda örgütsel faaliyet içeren ibareler bulunmadığı belirtilmesine karşın, TKP/ML-TİKKO örgütü davasından tutuklu Mesut ve Ramazan Deniz'in sıfatlarını bilmenin, yardım ve yataklık için yeterli olduğu savlandı.
Ziyarette gözaltı
Mektup davasının trajikomik öyküsü ise şöyle gelişir:
Hakan İldan ve Yüksel Yabul, Çankırı Valisi Ayhan Çevik'e düzenlenen suikast olayına karıştıkları ve TKP/ML-TİKKO örgütü üyesi oldukları iddiasıyla Sincan F Tipi Cezaevi'nde tutulan Mesut Deniz ve Edirne F Tipi Cezaevi'ndeki Ramazan Deniz'in Tekirdağ'ın Vize İlçesi Hanoğlu köyünde oturan anne ve babasını ziyaret ederler. Karşılıklı sohbetin ardından Anne Huriye Deniz, oğlu Ramazan Deniz'in daha önceden posta yoluyla gönderdiği zarfın içinden kendisinin yanı sıra kızına ve gelinine ait mektupların da çıktığını belirterek, İldan'dan, bu mektupları muhataplarına ulaştırmalarını rica eder. Huriye Deniz ayrıca, oğlunun İldan'a gönderdiği mektubu da teslim eder. Ancak, Terörle Mücadele Şubesi polisleri tarafından takip edilen İldan ve Yabul, köyden dönüşte ilçe terminalinde gözaltına alınırlar. Götürüldüğü karakolda üst aramasından geçirilen İldan'ın üzerindeki mektuplara polislerce el konulur. İldan ve Yakup gözaltı sürelerinin sona ermesinin ardından savcılığa çıkarılırlar.
Asıl trajik olaylar da bu aşamadan sonra başlar. Çünkü, Vize Cumhuriyet Başsavcısı Hasan Ülgünar'ın hazırladığı iddianamede, İldan ve Yabul hakkında kamu davası açılması talep edildi. İddianamede, Hakan İldan'ın polisteki ifadesinde, Mesut Deniz'in kardeşleri olan Şaban, Recep, Ramazan, Deniz ve Murat'ı tanıdığını söylediğine yer verildi. Hakan İldan'ın cezaevinde bulunan Mesut Deniz ve Ramazan Deniz'i de tanıdığına işaret edilen iddianamede, Yüksel Yabul'un, polise, "Mesut Deniz'in anne ve babasını Hakan'la ziyarete gittik. Herhangi birşey görmedim, sadece Mesut Deniz'in annesinin Hakan'a mektuplar verdiğini gördüm" şeklinde ifade verdiği belirtildi.
Dava açıldı
İddianamede, savcının tabiri ile 'yakalanan' mektuplarda, 19 Aralık 2000 tarihinde düzenlenen "Hayata dönüş" adlı operasyondan, ölüm orucundan söz edildiği ve cezaevinde bulunan bazı tutuklu ve hükümlülerin ailelerinin telefonlarına yer verildiği anlatılıyor. İddianame, "sanıkların" TKP/ML-TİKKO örgütü üyeliğinden yargılanan Mesut Deniz ve Ramazan Deniz'in annesini ziyaret ederek cezaevinden gönderilen mektupları muhataplarına uluştırmak isterken "yakalandıkları" ve böylece TKP/ML-TİKKO örgüt üyesi olan Mesut ve Ramazan Deniz'in sıfatlarını bilerek yardım ettikleri öne sürülerek, "Her ne kadar ele geçirilen mektupların içeriğinde örgütsel faaliyet içeren ibareler ele geçirilmemişse de delillerin takdiri mahkemeye ait olmak üzere sanıklar hakkında kamu davası açılma zorunluluğu hasıl olmuştur" deniliyor. İldan ve Yabul şu anda, İstanbul 5 No'lu DGM'de tutuksuz olarak yargılanıyorlar.
www.evrensel.net