Arka arkaya siyasi kararlar

Arka arkaya siyasi kararlar

Tayyip Erdoğan'la ilgili aldığı karar, "Necmettin Erbakan'a kötü haber" gibi başlıklarla gazetelere manşet olan Anayasa Mahkemesi'nin son dönemde aldığı kararları, hukukçular "siyasi nitelikli karar" olarak değerlendiriliyor.

Arka arkaya siyasi kararlar
Hacer Yücel
Tayyip Erdoğan'la ilgili aldığı karar, "Necmettin Erbakan'a kötü haber" gibi başlıklarla gazetelere manşet olan Anayasa Mahkemesi'nin son dönemde aldığı kararlar, hukukçularca "siyasi nitelikli karar" olarak değerlendiriliyor.
Gazetemize açıklama yapan İstanbul Barosu Genel Sekreteri Ali Saydı, "Son zamanlarda mahkeme kararlarının siyasi düşüncelerle verildiği belli. Anayasa Mahkemesi'nin kararı da bu çerçevededir. Bir mahkemenin Recep Tayip Erdoğan'ın siyaset yapıp yapmamasına karar vermesi doğru değil. Yaptı demiyorum ama doğrusunu söylemek gerekirse yapmadı da diyemiyorum" dedi.
Önce FP'ye çözüm bulundu
Anayasa Mahkemesi'nin son dönemde verdiği kararlar arasında en göze çarpanlardan birisi FP'nin kapatılmasıyla ilgili dava. Anayasa Mahkemesi'ne 1999 yılında açılan FP'nin kapatılma davası 22 Haziran 2001'de sonuçlandı. FP tamamen kapatılırken, sadece Nazlı Ilıcak ve Bekir Sobacı'nın milletvekillikleri düşürüldü. Bu karar hükümeti rahatlattı. Çünkü kapatma kararı, daha geniş kapsamlı olsaydı, tüm FP'li milletvekillerine siyasi yasak getirecekti ve ara seçim kaçınılmaz olacaktı. Bu konudaki 'kaygı'larını dile getirmekten çekinmeyen hükümet ortakları, Anayasa Mahkemesi'nin kararı ile birlikte rahat bir nefes aldı.
Af kanunu daha çok tartışılacak
Başbakan Bülent Ecevit'in başbakanlığını yaptığı 56. hükümetin döneminde ortaya atılan af yasası, iki yılı aşkın bir süre toplumun her kademesindeki tartışıldı. 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel ve 10. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer tarafından Anayasa'nın eşitlik ilkesine aykırı olduğu gerekçesi ile veto edildi. Siyasileri af kapsamı dışında bırakan bu yasayı çıkarmaya kararlı olan hükümet, af kanununun noktasına, virgülüne dokunmadan Sezer'e geri yolladı. Sezer'in af yasasını onaylaması üzerine yeni tartışmalar yaşandı ve yerel mahkemelerden Anayasa Mahkemesi'ne, çıkarılan af yasasının Anayasa'nın eşitlik ilkesine aykırı olduğu gerekçesi ile dava dosyaları yollanmaya başlandı. Ancak siyasi tutuklu ve hükümlülerin çıkarılan af yasasının eşitlik ilkesine aykırı olduğu gerekçesiyle yaptığı bütün başvurular başta DGM'ler olmak üzere yerel mahkemeler tarafından geri çevrildi. Yerel mahkemelerin ve DGM'leri bu kararı avukatlar ve Anayasa hukukçuları tarafından devletin bir kesime ayrımcı davranmasının uzantısı olarak değerlendi.
Anayasa Mahkemesi 7 aylık inceleme sonunda kararını açıkladı. Buna göre "görevi kötüye kullanma, kişiyi zarara uğratma yönünde tehdit, irtikap suçları, hükümlü ve tutukluların firarı ve yataklık etmek, kişilere karşı zor kullanma ve tehditle bilgi alma, tedbirsizlik nedeniyle kaza ve zarara neden olma" gibi suçları af kapsamına alındı. Anayasa Mahkemesi'nin kararına hukukçular tarafından yapılan ilk açıklama ise "Politik bir karar. Çelişkili ve eşitsizliklerle dolu" oldu.
Erdoğan siyasete geri döndü
Anayasa Mahkemesi, son olarak ise yine kapatılan FP'nin geleceğini önemli ölçüde etkileyecek bir karar verdi. FP'nin kapatılmasının ardından ortaya çıkan "Yenilikçi" ve "Gelenekçi" iki grubun heyecanla beklediği karar, önceki gün açıklandı. Anayasa Mahkemesi, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu'nun, YDP eski Genel Başkanı Hasan Celal Güzel'in parti üyeliğinden çıkarılmaması üzerine partiye ihtar verilmesini istemişti. Mahkeme, 4'e karşı 7 oyla Erdoğan gibi siyasi yasaklı Güzel'in, kendi partisinde üyeliğini sürdürmesinin yanlış olmadığına karar verdi. Bu kararla Erdoğan'ın siyaset engeli de ortadan kalktı. Erdoğan, "Yenilikçiler"inin lideri olabilecek. Bunu önlemek için il il dolaşan RP'nin yasaklı Genel Başkanı Erbakan'ın siyaset yasağı ise 22 Şubat 2003 yılında sona erecek.
Erdoğan siyaset vizesini almıştı
Erdoğan'ın siyaset vizesi aldığı kararda iki asker kökenli üyenin verdiği olumlu oylar ise dikkat çekici. Zaten başta askeri çevreler olmak üzere pek çok kesim kapatılan FP'den ayrılan "Yenilikçiler"e açıktan olmasa da destek veriyordu. Pek çok kesimden siyaset için vize alan Erdoğan ve grubunun kaderini belirleyecek bu karar, Anayasa Mahkemesi'nin eski kararları göz önünde bulundurulduğunda "sürpriz" olarak değerlendirilmedi.
Gazetemize Anayasa Mahkemesi'nin kararlarını değerlendiren İstanbul Barosu Genel Sekreteri Ali Saydı, her üç kararın da siyasi olduğunu kaydetti. Saydı, "Erdoğan sistemle barışık bir görüntü çiziyor. Zaten egemenlerde bu ülkeyi yönetmek için sistemle bağdaşan, sistem dışına çıkmayan bir parti istiyorlar. İslamcı görüntü altında sistemle çelişmeyen, bir parti oluşturma hazırlığı var ve egemenler de buna onay veriyor. Zaten bağımsız olmayan bir yargı sisteminde böyle kararların alınması kaçınılmaz" dedi.
Anayasa Mahkemesi'nin hangi kriterlere dayanarak böyle bir açıklama yaptığını anlamadığını dile getiren Saydı, aynı durumun af yasası ve FP'nin kapatılması açısından da geçerli olduğunu ifade etti. Adil olmayan ve eşitlik ilkesine aykırı olan af yasasının bu durumunun Anayasa Mahkemesi'nin verdiği karar ile sürdüğünü belirten Saydı, "Bazı suçların ertelemeden yararlandırılırken, bazılarının yararlandırılmaması kararı verilmiştir. Bunun Anayasa'yla ilgisi olduğunu düşünmüyorum" şeklinde konuştu.
Mahkeme kiracıları düşünmedi
Anayasa Mahkemesi, Kira Yasası'nın "kiraların, bu yıl yüzde 10 oranında artırılmasını" öngören maddesini Anayasa'ya aykırı bularak iptal etti. Karar Resmi Gazete'de yayımlandıktan sonra, kiralardaki artış ev sahibi ile kiracı arasında belirlenecek.
Anayasa Mahkemesi, Gayrimenkul Kiraları Hakkında Kanuna Bir Geçici Madde Eklenmesi Hakkındaki Yasa'nın 2000 yılında kiraların yüzde 25 oranında artırılabileceğine ilişkin iptal istemini reddetmişti. Yürürlükte bulunan Gayri Menkul Kiraları Hakkındaki Kanun ve bugüne kadarki yargı içtahatlarına göre kira artış oranları Tüketici Fiyat Endeksi'ne (TEFE) göre belirleniyor. Buna göre kiralara yüzde 65'i geçmeyecek şekilde artırılabilir. Türkiye'nin içinde bulunduğu durum ve emekçilerin sırtına her geçen gün katmerlenerek inen zamlar göz önüne alındığında ortaya çıkacak tablunun vehameti şimdiden ortada.
www.evrensel.net